Zamansız Yazılar
Bu aralar Meltem Gürle'nin kitapları elimden düşmüyor. Önce "İrlanda Defteri"ni okudum şimdi de "Kırmızı Kazak" kitabını bitirmek üzereyim.
Sırada (Kıbrıs tatiline sakladığım) “Ölülerle Konuşmak” kitabı var. Meltem Gürle, hikaye tadında denemeler kaleme alıyor. “Kırmızı Kazak” kitabındakiler bir gazetedeki köşe yazılarından derleme ama onlar da hikaye tadında kaleme alınmış.
Kırmızı Kazak
Kırmızı Kazak kitabının arkasında “Meltem Gürle’nin denemelerini okumanız uzun sürecek, ara vereceksiniz, yeniden durup yeniden başlayacaksınız, kalkacaksınız, araya başka kitaplar girecek. Elinizdeki kitabın kopyası eskiyecek ama okuduklarınız değil. Bu denemeler kendileri eskimeyecekleri gibi eskiden okuduklarınızı da tazeleyip yenileyecek” yazıyor. Bu yazıya hak vermemek imkansız.
Zamansız yazılar bunlar. Bugün de yarın da aynı lezzetle okunacaklar. Kuşkusuz bunda en büyük pay Gürle’nin kuru, akademisyen dilinden uzak bir tavırla içten, okurla eşit seviyede tutturduğu dildir. Meltem Gürle kendi anılarından yola çıkıp yazıyı muhteşem bir kitap eleştirisine dönüştürebiliyor. Mesela çocukluğumuzun efsanesi “çokomel”den yola çıkıp göz yaşartan bir “Parasız Yatılı” (Füruzan’ın başyapıtı) denemesiyle noktalıyor yazısını. Annesinin yasak kitaplar konusundaki korkusu yakın tarih konusunda belleğimizi tazeliyor. Nazım Hikmet okula götürülmesi yasak yazarlardan. Bu bölüme Meltem Gürle “Kayıp Zamanın İzinde” başlığını vermiş. Proust’un unutulmaz serisinin başlığı. Meltem Gürle edebiyata fazlasıyla hakim ve bunu günlük hayat/ hayatıyla çok iyi ilişkilendirebiliyor.
İrlanda Defteri
Meltem Gürle bir bursla araştırmacı olarak Dublin’e gider. Kendi deyimiyle “Suçluluk duygusu, özlem ve öfke arasında savrulup duruyordum. Dahası kurallarına ayak uyduramadığım bir ülkede, tanımadığım insanlar arasında uzun bir sene geçirmiştim.” Yazar işte bu duygularla “İrlanda Defteri”nin sayfasını açıyor. Yine her biri hikaye tadında denemelerle adım adım bize İrlanda’yı geçmişinden bugüne o muhteşem diliyle anlatıyor.
Joyce’dan Beckett’e…
Birçok denemede Gürle’ye Joyce, Yeats, Oscar Wilde, Beckett, William Trevor, Claire Keegan gibi İrlanda edebiyatının efsaneleri eşlik eder. Gürle bir gün Leopold Bloom’un takıldığı mekânlara uğrar, bir başka gün Patrich Kavanagh’ın Baggot Caddesi Köprüsü’nün yakınlarında, bankta oturmakta olan heykelinin yanında bulur kendisini. Dublin’de olmak edebiyatın, hikâyelerin, efsanelerin içinde yaşamak bir anlamda Kuşkusuz bu edebiyatçılar hakkında Gürle’nin yorumlarını okumak ise apayrı bir keyif.
Bilmem farkında mısınız? Okuduğumuz romanlardan şiirlere denemelere bize bir dünya vatandaşı kimliği kazandırıyor. Lizbon’a hiç gitmeseniz de iyi bir Saramago okuruysanız Lizbon’u aşağı yukarı biliyor gibi olursunuz. Ya da James Joyce merakılsıyasınız Dublin size hiç yabancı gelmez. Meltem Gürle’nin yazıları da bu duyguyu fazlasıyla pekiştiriyor.
Şimdi Melte Gürle okuma zamanı...