Ukrayna'dan Gazze'ye barış gelirse: Türkiye...
Gözlerinizi kapatın ve çok değil, sadece bir yıl sonrasının dünyasını düşünün: Takvimler 2027'yi gösteriyor. Manşetlerde artık bomba sesleri, can kayıpları ya da bitmek bilmeyen ambargolar yok.
Ukrayna ve Rusya masadan el sıkışarak kalkmış, Karadeniz derin bir nefes almış. Orta Doğu’da o bildiğimiz hırçın ezberler bozulmuş; Gazze’de barut kokusunun yerini yükselen inşaatların şantiye sesleri, Suriye ve Irak’ta ise terörün yerini küresel ekonomiye entegre olmaya çalışan yeni bir ticaret dalgası almış. Peki, etrafındaki tüm bu devasa yangınların sönmeye yüz tuttuğu o yeni dünyada, coğrafyanın tam merkezinde duran Türkiye resmin neresinde olacak? Seyirci koltuğunda mı, yoksa masanın kurucu ortağı mı? Gelin, bugünün sisli bulutlarını dağıtıp, yarının o çok konuşulacak şafağına birlikte bakalım. Türkiye kardeş Türk Cumhuriyetleri ile birlikte büyük bir güç olmuş ve dünyaya hububat ve gaz satıyor. Yunanistan ile ortak turizm çalışmaları yapıyor. Avrupa Birliği ile teknoloji ortaklığı yapıyor.
Kulağa ütopik bir masal gibi geliyor, değil mi? Ama değil; uluslararası ilişkiler koridorlarında fısıldanan, küresel düşünce kuruluşlarının raporlarında ilmek ilmek işlenen "Büyük Yeniden İnşa" senaryosu tam olarak bu. Fakat bu senaryoda “oyuncu olmak ya da figüran olmak işte bütün mesele bu!
Savaşın yakıp yıktığı şehirlerin, çöken altyapıların ve yeniden çizilen ticaret rotalarının ortasında belirecek o milyarlarca dolarlık "Büyük Yeniden İnşa" pastasından en büyük payı kim alacak? Lafı hiç dolandırmadan, diplomasinin ve ekonominin soğuk gerçekliğiyle cevap verelim: Türkiye.
Bu bir aşırı özgüven patlaması ya da içi boş bir temenni değil, tamamen sahadaki matematiğin ve tecrübenin ortak sonucu. Dünya üzerinde hem Ukrayna’da Kiev köprülerini inşa edip hem de Orta Doğu’nun en zorlu coğrafyalarında şantiye kurabilen başka kaç aktör var? Türk müteahhitlik sektörü, küresel ligde yıllardır dünyanın zirvesini zorluyor. Lojistik gücümüz ve tedarik zincirindeki hızımız ise zaten coğrafi birer süper güç olduğumuzun kanıtı.
İşte bu yüzden 2027 dünyasında, kuzeyimizde Ukrayna’nın altyapısını çöktüğü yerden kaldıracak ana motor biz olacağız.
Güneyimizde ise, daha kritik bir denklem kurulacak: Körfez’in devasa finansal sermayesi sahaya inecek ama o sermayeyi Gazze’de konuta, limana, hastaneye ve hayata dönüştürecek olan güç yine Türk iş dünyası olacak. Para Körfez’den, mühendislik ve alın teri Türkiye’den…
Bitmedi. Yıllardır sınır güvenliği, sığınmacı krizi ve terörle andığımız güney komşularımız Irak ve Suriye’nin istikrara kavuşması, Türkiye için sadece bir güvenlik nefesi anlamına gelmiyor. Bu dönüşüm, güney sınırlarımızı birer risk alanı olmaktan çıkarıp, yerli üreticimiz ve sanayicimiz için devasa, iştah kabartan birer ihracat pazarına dönüştürecek. Tam da bu noktada, Irak’tan başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan o meşhur Kalkınma Yolu Projesi sadece bir demiryolu hattı olmaktan çıkacak; küresel ticaretin yeni can damarı, Türkiye’nin ise, bu coğrafyadaki en büyük ekonomik kozu haline gelecek.
Kısacası, etrafımızdaki yıkım bittiğinde dünya parayı konuşmaya başlayacak ve o paranın döneceği en büyük çark da Türkiye olacak.
Peki, tüm bu anlattıklarımızın parasal karşılığı ne? Ortada nasıl bir servet, nasıl devasa bir ekonomik pasta var? Rakamlar o kadar büyük ki, sıradan bir bütçe analizinin çok ötesinde, adeta küresel ekonomiyi yeniden şekillendirilecek cinsten.
Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin en güncel ortak raporları (RDNA) önümüze ürkütücü ama bir o kadar da iştah kabartan bir bilanço koyuyor: Önümüzdeki on yılda sadece Ukrayna ve Gazze’nin yeniden inşası için gereken toplam para tam 660 milyar dolar!
Dört yılı aşkın süredir bombalanan Ukrayna’da sadece ulaşım hatları, çöken enerji şebekeleri ve yerle bir olan konutları ayağa kaldırmanın faturası 588 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu, Ukrayna’nın savaş öncesi milli gelirinin neredeyse üç katı demek. İşte Türk müteahhitlerinin ve lojistik devlerimizin önündeki ilk devasa pasta bu.
Gözümüzü güneye, Gazze’ye çevirdiğimizde ise, karşımıza çıkan rakam en az 71 milyar dolar. Altyapısı, hastaneleri ve okulları neredeyse tamamen haritadan silinen bu dar kıyı şeridinde, barışın ilk 18 ayında acil servislerin ve lojistiğin dönmesi için bile hemen nakit 26 milyar doların sahaya pompalanması gerekiyor. Bu paranın adresi Körfez sermayesi, o parayı sahada betona, demire ve limana dönüştürecek el ise az önce söylediğimiz gibi Türkiye olacak.