Her yönüyle NATO Zirvesinde alınan kararlar
Her ne kadar ortak bildiri imzalansa da tam mutabakata varıldığı açıklansa da NATO üyeleri arasında derin fikir ve çıkar farklılıkları var. NATO devam ediyor, edecek zira üye ülkelerin başka alternatifleri yok. NATO üyesi olmanın maliyeti sürekli artıyor olsa da NATO'suz olmuyor.
Zirvede Ukrayna’ya tam destek verildi. Bu zirveye kadar ABD-AB ve İngiltere arasında ciddi fikir farklılığı vardı. Rusya’ya coğrafi olarak yakın olan üyelerle uzak olanların tehdit algıları da birbirlerinden oldukça farklı. Mesela Portekiz ve İspanya’nın tehdit olarak görmedikleri Rusya Baltık ülkeleri ve Polonya için yaşamsal tehdit. Zirvede Ukrayna’ya 2026 yılında 70, 2027 yılında en az 70 milyar Euro yardım edilmesi kararı alındı. Savaşa kararlılıkla devam edileceği anlamına gelen bu karar, İngiltere’nin tezinin kabul edildiğini gösteriyor.
Putin ve Zelenski konuşmalarında barış çağrıları yapıyorlar ama birbirlerinden o kadar uzak pozisyondalar ki ufukta maliyeti giderek artacak bir savaştan başka bir alternatif gözükmüyor. Genel sekreterin verdiği bilgiye göre her ay 35 000 civarında Rus askeri ölüyor. NATO ülkeleri bunun sürdürülebilir olmadığı kanaatindeler. Petrol ve gaz fiyatları savaştan önceki seviyelere gerilediğinde, yaptırımlar ağırlaştırılarak Rusya’nın Körfez Savaşı sırasında yaşadığı ekonomik rahatlamaya son verilecek.
Ukrayna’nın füze ve dronlarla artık Rusya’nın her tarafını vurabildiği ve ciddi hasarlar verebildiği göz önüne alındığında, Kremlin barışı sağlamaya istekli olacağı öngörülüyor. Rusya, barışı sağlamak için, gelecekte Ukrayna, Moldova, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan gibi devletlerin önce AB’ye sonra NATO’ya girmesine yol açacak ödünler vermek zorunda.
Buna yanaşmayacağı aşikar olan Moskova’nın, savaşın Avrupa’ya olan maliyetini artırmak için Polonya ve Baltıklara füze saldırıları düzenleyebileceği düşünüldüğünden ‘’Birimize yapılan saldırı, hepimize yapılmış sayılır. Birimize yapılan saldırıya hep birlikte karşılık veririz’’ ifadesi kullanıldı sonuç bildirgesinde. Rusya, orta ve uzun vadede, en büyük tehdit olarak tanımlandı. Trump ve Erdoğan konuşmalarında barış çağrısı yaparak, Putin’inde savaştan rahatsız olduğunu, barış istediğini vurgulayarak diğer liderlerden ayrıştılar.
Çin’in önceki zirvelerin aksine hasım ve tehlike olarak tanımlanmaması bir devrimdir. NATO bu hamleyle Pekin’e el uzatıyor, ‘’Birlikte barış içinde yaşayabiliriz’’ diyor. Bu hamle karşılıksız kalmaz zira NATO’yu bu noktaya takip ettiği barışçıl politikalarla Çin getirdi.
Bildirgede İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğinin altı çizilerek Tahran’a Hürmüz’de seyrüsefer özgülüğüne müdahale etmeme çağrısı yapıldı. İran Hürmüz’den geçen gemilerden para almaya kalktığında, engellemelerde bulunduğunda artık karşısında ABD’yi değil NATO’yu bulacak.
Zirvede Lübnan ve Gazze’de İsrail’in yaptığı saldırıları sadece Tayyip Bey eleştirdi. Bu saldırıların barışı tehdit ettiğini izah etti. NATO’nun karasal sınırlarının hemen güneyinde ve Doğu Akdeniz kıyılarında yaşanan bu saldırılar, sonuç bildirgesinde yer almadı. Genel Sekreter ‘’Amacımız bir milyar insanın güvenliğini sağlamak’’ cümlesiyle 32 ülkenin vatandaşları dışındaki insanların önemsenmediğini itiraf etti.
Türkiye’nin kazanımlarından biri üyelerin birbirlerine uyguladıkları yaptırımların kaldırılması gerektiği hükmünün bildirgede yer alması oldu. Bu ifade motorlarla F-35’lerin Türkiye’ye verilmesinde ve CAATSA kapsamından çıkarılmamızda Trump’ın elini güçlendirecek.
Bir başka kazanımımız AB savunma programlarına yandan çarklı katılmamızın sağlanması oldu. AB’nin başlattığı 150 milyar Euro tutarındaki Safe ve 95,5 milyar tutarındaki Horizon programlarına Yunanistan ve Rum Kesiminin vetosu nedeniyle katılamamıştık. Bu programlarda bütçelerin %35’ini geçmemek üzere üye olmayan ülkelerden alım yapılabilmesi kararlaştırıldı ki bu savunma sanayi şirketlerimizin büyük bir pazara satış yapabilmesi demek.
2026 senesinde NATO devletleri bütçelerinin %4’ünü savunmaya ayırdılar. Bu beş yıl zarfında savunmaya ayrılan tutarın iki katına çıktığını gösteriyor. 2027 senesinde artış devam edecek. Bunun yanında NATO’da silaha ayırdığı bütçeyi ayırdı. Hem AB programlarına katılımımızın sağlanması hem bütçelerde savunmaya ayrılan payın ve NATO bütçesinin arttırılması hem de savaş nedeniyle depoları boşalan Amerika’nın öncelikle kendi ihtiyaçlarını karşılayacak olması savunma sanayi şirketlerimizin önünü açıyor.
Türkiye ile İngiltere arasında iki ülkenin savunma, güvenlik ve istihbarat alanlarında tek ülke gibi hareket etmesini sağlayacak anlaşmanın imzalanması da kayda değer bir gelişmeydi. Türkiye bugüne kadar denge politikasını başarıyla uyguladı. İngiltere ve Rusya iki can düşmanı. Bu anlaşmadan sonra, sürdürmek zorunda olduğumuz denge politikasını uygulamamız zorlaşacak. ‘’Öyleyse neden bu anlaşmayı imzaladık?’’ sorusunun yanıtı basit: Bu anlaşma bize İngilizlerin teknolojik kabiliyetlerinden, finans gücünden, dünyanın her tarafına yayılmış istihbarat ağından yararlanma imkanı sağlıyor.
Zirvede Türkiye’nin önerdiği İstanbul ve Adana’da iki komutanlık kurulmasına ve Avusturalya, Yeni Zelanda, Kore ve Japonya’nın yer aldığı Küresel Ortaklar konseptinin geliştirilmesine muhalefet edilmedi. Bu konuda önümüzdeki günlerde direktörler kurulunun alacağı nihai kararların genel sekreter tarafından açıklanması bekleniyor.