Denizde bir başka güzel insanlık var
Bu hafta Marmaris koylarındayım. Koy koy geziyorum. Deniz, güneş, o muhteşem doğa elbette insanı büyülüyor ama benim dikkatimi başka bir şey çekti bu kez. Denizciler…
Daha doğrusu denizcilerin birbirleriyle olan ilişkileri.
Günlerdir izliyorum onları. Kaptanların birbirlerine davranışlarını, konuşmalarını, bir tekne yanaşırken nasıl hemen yardıma koştuklarını…
İnanın çok hoşuma gitti.
Bir tekne yanaşıyor, hemen bir başkası halata uzanıyor. Birinin yardıma ihtiyacı oluyor, diğeri orada. Bir şey soruluyor, bilen anlatıyor. Yer açılması gerekiyorsa yer açılıyor.
Kimin teknesi büyük, kimininki küçük hiç önemli değil.
Herkes kendi teknesinde, kendi hayatında, kendi dünyasında. Ama aynı denizin içindeler ve sanki bunu hiç unutmuyorlar.
Bir de birbirleriyle konuşma biçimleri var ki özellikle dikkatimi çekti.
Kibarlar. Mütevazılar. Birbirlerine karşı anlayışlılar. Yardımseverler. Aralarında çok güzel bir dayanışma ve bana kalırsa çok güzel bir sevgi dili var.
Sevgi dili deyince illa birbirimize güzel sözler söylemek gelmesin aklımıza.
Bazen birinin halatını tutmak da sevgi dilidir.
“Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormak da…
Yer açmak da…
İşi düştüğünde yanında olmak da…
İnsan ilişkileri dediğimiz şey zaten biraz da böyle bir şey değil mi?
Ben yıllardır insanı, insan ilişkilerini, evlilikleri, aileleri anlatıyorum. Mesleğim gereği gittiğim her yerde de insanları gözlemliyorum. Burada da ister istemez düşündüm:
Biz karada neden birbirimize bu kadar kolay yer açamıyoruz?
Aynı apartmanda oturuyoruz, birbirimize selam vermiyoruz. Trafikte yol vermek istemiyoruz. Bir başkasının küçücük bir davranışına tahammül edemiyoruz.
Denizde ise aynı koyda onlarca tekne yan yana.
Kimse kimseyi rahatsız etmeden, birbirinin alanına saygı göstererek, gerektiğinde de birbirine yardım ederek yaşamayı başarıyorlar.
Bu seyahatte bana denizciliği öğreten Ali Kaptan sayesinde bütün bunları biraz daha yakından görme şansım oldu.
Ali Kaptan’dan aldığım eğitimde şunu fark ettim: Denizcilik sadece tekneyi kullanmayı öğrenmek değilmiş.
Elbette işin tekniği var. Dümeni var, halatı var, demiri var, rüzgârı var. Bunlar öğreniliyor.
Ama bir de denizciliğin kültürü var.
İnsan ilişkisi var.
Saygısı var.
Yardımlaşması var.
Ve bana kalırsa bir felsefesi var.
Ali Kaptan da bana bütün bunları birlikte öğretti. Bilgisiyle, mütevazılığıyla, insanlarla kurduğu ilişkiyle, denize ve diğer denizcilere yaklaşımıyla…
Sanırım bu yüzden bu birkaç günlük yolculuk benim için yalnızca bir deniz yolculuğu olmadı.
Biraz da insanı seyrettim.
Ve şunu düşündüm:
Belki karada yaşayan bizlerin denizcilerden öğreneceği bir şeyler var.
Birbirimize biraz daha yer açmak mesela.
Her şeyi mesele etmemek.
İhtiyacı olanın elinden tutmak.
Bildiğimizi paylaşmak.
Birbirimize daha kibar davranmak.
Ve bazen hiçbir karşılık beklemeden yardım etmek.
Çünkü insanın insana ihtiyacı var.
Bugün sen birinin halatını tutarsın, yarın bir başkası seninkini…
Hayat da böyle değil mi zaten?
Hepimizin zaman zaman birinin uzattığı ele ihtiyacı oluyor.
Bu hafta Marmaris koylarından bana kalan sadece güzel denizler, güzel manzaralar olmadı.
Denizcilerin birbirleriyle kurduğu o güzel ilişki, dayanışmaları, yardımseverlikleri ve birbirlerine karşı kullandıkları o güzel dil de kaldı.
Başta Ali Kaptan olmak üzere karşılaştığım bütün kaptanlara ve deniz emekçilerine buradan bir selam göndereyim.
İyi ki hâlâ birbirinin halatını tutan insanlar var.
Çünkü galiba hayat dediğimiz şey de biraz böyle:
Kendi teknemizi yürütürken, gerektiğinde yanımızdakinin halatından tutabilmek…