SON DAKİKA

Ahmakların sonu! Kral döndü

Selçuk Akmaz - sselcukakmaz@gmail.com Perşembe 20 Ağustos 2026 02:00

Bir devrin kapanıp, sahte kralların kâğıttan tahtlarının devrildiği, kuralların yeniden ve çok daha acımasızca yazılacağı sert bir dönemin şafağındayız. Bugüne kadar meydanı boş bulup dilediği gibi at koşturanların, nezaketi acizlik, sükuneti zayıflık zannedip panayır çadırlarında ucuz gösteriler yapanların devri resmen kapanmıştır. Gölgelerde saklanıp başkalarının ışığıyla parlamaya çalışan kifayetsiz muhterisler için hesap vaktidir.

Uzun zamandır köşesinde sessizce duran, sadece vakti gelene kadar fırtınanın seyrini izleyen derin bir gücü, sırf "sessiz" diye kendi basit oyunlarında kullanabileceğini sanan bir güruh türedi. Kendi sığ sularında kurdukları derme çatma tezgâhlarla, devasa bir okyanusu yönlendirebileceklerini zanneden bu kibirli kalabalığa söylenecek tek bir kelime var: Ahmaklar!

Şunu çok iyi idrak etmek gerekir; ahmaklık, kaderin bir cilvesi değil, şuursuzluğun kesin bir tercihtir. İnsan, gözünün önünde duran o devasa gerçeği görmezden gelmeyi, kendi kibrinin sahte sarhoşluğuna yenik düşmeyi ve kendi elleriyle kazdığı o dipsiz kuyuya atlamayı bizzat kendi seçer.

Bununla birlikte, kral olmak bir tercih değil, doğuştan gelen ve bedeli ağır ödenmiş bir lütuftur. Bu, eğreti duran bir tarz ya da döneme göre şekil alan bir maske değil, durumun ve varoluşun ta kendisidir. Kral, gücünü sokak aralarında bağırarak, kendini ispat etme krizlerine girerek göstermez; o, salt varlığıyla, duruşuyla ve sessizliğinin taşıdığı o ezici ağırlıkla o tahtı doldurur. Liderlik sonradan öğrenilmez, şatafatlı kostümler gibi giyilip çıkarılmaz; sonradan görmelerin, aslı astarı olmayan taklitçilerin elinde sadece komik bir parodiye dönüşür. Gerçek güç, fırtına kopmadan önceki o ürpertici sessizlikte gizlidir.

Tarih, bu sessizliği okuyamayan ve fahiş hataya düşen ahmakların kanlı ve hazin sonlarıyla doludur. Antik Roma’nın entrikalarla kaynayan mermer salonlarına dönüp bir bakın... O dönem Roma’nın en büyük hatibi, siyasetin kurnaz kurdu Cicero ve onun etrafında kümelenmiş kibirli Senato üyeleri, genç Octavianus’u sırf sessiz, sakin ve deneyimsiz göründüğü için kendi kirli siyasi satrançlarında kullanıp atacakları bir piyon sanmışlardı. Cicero, o kibrinin zirvesindeyken genç adam için alaycı bir dille, "Övülmeli, onurlandırılmalı ve sonra da kenara atılmalı" diyerek ne kadar dâhiyane bir tezgâh kurduğunu düşünüyordu.

Oysa sadece izleyen, her bir fısıltıyı not eden, kimin ne mal olduğunu ezberleyen ve sabırla kendi vaktini bekleyen Octavianus, günü geldiğinde o mermer salonları başlarına yıkmıştır. Masaya yumruğunu vurduğunda, koca Senato'yu darmadağın etmiş ve o "kenara atılacak" denilen çocuk, Roma'nın tek ve en kudretli hâkimi, İmparator Augustus olmuştur. Onu "sessiz" diye basamak yapabileceğini sanan o "çok zeki" kalabalık ise kendi kurdukları tuzağa düşüp, tarihin tescilli ahmakları olarak boyun eğmişlerdir.

İnsanların bir başka insanı sırf kendi ucuz menfaatleri, günlük çıkarları uğruna kullanmaya kalkmaları, kendi ezikliklerinin ve korkaklıklarının yükünü onun omuzlarına bindirmeye çalışmaları son derece acınası ve beyhude bir çabadır. Bu nafile çırpınışlar, ne o sarsılmaz duruşu çizebilir ne de o yıkılmaz krallığın temellerini sarsabilir. Bu tür ahlaksız hamleler, kraldan hiçbir şey eksiltmez; aksine, bu cüretkârlığa kalkışanların ne seviyede bir ahmak, ne derecede bir hiç olduklarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer.

Hakikatin asla şaşmayan, taviz vermeyen bir terazisi vardır:

Zira çamurun içindeki altının değerini o çamur nasıl ki zerre kadar etkileyemiyorsa, kralın arkasından dönen o ucuz dolapların ve kurulan sinsi tuzakların varlığı da ancak ve ancak onun kalitesini, asaletini ve ihtişamını çok daha parlak bir şekilde ortaya çıkarır.

Çamur, altını kirlettiğini sanmanın o aptalca zaferiyle sadece kendi pisliğinde debelenir; altın ise ilk yağmurda yıkanır ve o kör edici ışıltısıyla göz kamaştırmaya kaldığı yerden devam eder.

Ve şimdi, o beklenen şiddetli yağmur yağıyor. Sahte maskelerin düşeceği, kimin ne olduğunun ortaya çıkacağı o sert fırtına koptu. Yeni dönem başlamıştır. Sessizliğin erdeminin arkasına saklanıp, kralı kendi küçük menfaatleri için sıçrama tahtası yapmaya çalışan, arkadan iş çevirmeyi bir zekâ belirtisi, bir marifet sayan tüm ahmaklara artık son, açık ve en net uyarıdır:

Kurduğunuz o ucuz, derme çatma tezgâhları derhal toplayın ve o çok güvendiğiniz gölgelerinize geri dönün.

Oyun bitti. Kral döndü.