SON DAKİKA

Ekonomide dengelenme umudu güçleniyor

Canan Topkara Pazar 16 Ağustos 2026 02:00

Türkiye ekonomisi açısından geride bıraktığımız hafta, yüksek enflasyonla mücadelenin zorluklarını koruduğu ancak geleceğe ilişkin umutları da güçlendiren önemli gelişmelere sahne oldu.

Özellikle Merkez Bankası’nın rezervlerindeki güçlü artış ve dezenflasyon sürecine ilişkin kararlılık, ekonominin önümüzdeki dönemde daha dengeli bir zemine oturabileceğine işaret ediyor.

Haftanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri Merkez Bankası rezervlerinde yaşanan yükseliş oldu. 7 Ağustos haftasında toplam rezervler 13,9 milyar dolar artarak 178,4 milyar dolara yükseldi. Net uluslararası rezervlerde de 8,8 milyar dolarlık artış gerçekleşti.

Rezervlerdeki bu tablo, Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırması açısından son derece önemli. Güçlü rezerv yapısı, yalnızca finans piyasaları açısından değil, reel sektör ve vatandaşın geleceğe ilişkin beklentileri açısından da güven veren bir unsur.

Elbette ekonomi yönetiminin önündeki en önemli başlık hâlâ enflasyon. Merkez Bankası, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26'dan yüzde 28'e yükseltti. İlk bakışta bu revizyon olumsuz görülebilir. Ancak burada asıl önemli nokta, enflasyonun kontrol altına alınması konusunda para politikasındaki sıkı duruşun korunacağının açık biçimde vurgulanmasıdır. Merkez Bankası 2027 sonunda yüzde 15, 2028 sonunda ise yüzde 9 enflasyon öngörüyor.

Bu hedefler bize önemli bir mesaj veriyor: Türkiye ekonomisinde artık günü kurtaran politikalar yerine, fiyat istikrarını kalıcı hale getirmeye yönelik daha uzun soluklu bir programın sonuçlarını görme dönemindeyiz.

Diğer taraftan üretim tarafında henüz istenilen tablo tamamen ortaya çıkmış değil. Özellikle inşaat üretiminde haziran ayında yıllık yüzde 6'lık gerileme yaşanması, büyümenin dengeli bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini gösteriyor.  Ancak ekonomik dönüşümün kısa vadede bütün sektörlerde aynı hızla gerçekleşmesini beklemek de gerçekçi değil.

Türkiye'nin önümüzdeki dönemde en büyük avantajı, enflasyonla mücadele ile üretim, yatırım ve ihracatı aynı anda destekleyebilecek bir dengeyi kurabilmesi olacak. Çünkü sürdürülebilir büyümenin yolu yalnızca tüketimden değil; üretimden, ihracattan, teknolojik yatırımlardan ve verimlilik artışından geçiyor.

Kısacası bu haftanın ekonomi fotoğrafında hâlâ çözülmesi gereken ciddi sorunlar var. Fakat rezervlerdeki güçlenme, ekonomi politikasındaki kararlılık ve enflasyonun orta vadede aşağı çekilmesine yönelik hedefler, Türkiye ekonomisi açısından umut verici bir tablo ortaya koyuyor.

Ekonomide başarı, bir gecede değil; istikrarlı ve doğru adımların zaman içerisinde birikmesiyle ortaya çıkar. Bugün atılan adımların en önemli sınavı ise vatandaşın cebine, üreticinin maliyetlerine ve yatırımcının güvenine yansıması olacaktır. Eğer fiyat istikrarı ile büyüme arasında sağlıklı denge kurulabilirse, Türkiye ekonomisi önümüzdeki dönemde çok daha güçlü bir zemine kavuşabilir.

Umudumuz yüksek, beklentimiz net: Daha istikrarlı fiyatlar, daha güçlü üretim ve daha sağlam bir ekonomi.