SON DAKİKA

Konut sektörünün güven sınavı

Çiğdem Men Çarşamba 12 Ağustos 2026 02:00

Türkiye'de gayrimenkul sektörü uzun yıllardır hem ekonominin çarklarını döndüren ana motor hem de vatandaşların arabasını satıp, altınlarını bozdurup başımı koyacak bir evim olsun, ev yatırımım olsun diyerek tüm birikimini bağladığı en güvenli liman.

Ancak son dönemde ardı arkası kesilmeyen gelişmeler, bu devasa sektörün üzerine ağır bir gölge düşürdü.

Geçen hafta patlak veren usulsüz vatandaşlık operasyonları ve bu süreçte gözaltına alınan, soruşturmaya uğrayan inşaat firmaları bardağı taşıran son damla oldu. Bir yanda gayrimenkul satışı üzerinden usulsüz yöntemlerle vatandaşlık temin eden ve haksız kazanç sağlayan yapılar; diğer yanda ise enflasyon, maliyet artışları ya da kötü yönetim gerekçesiyle "projemi bitiremiyorum" deyip topu taca atan müteahhitler… Sonuç? Yıllarca biriktirdiği parasını topraktan veya projeden ev almaya yatıran, ama ne tapusunu ne de anahtarını görebilen binlerce mağdur vatandaş.

İnşaat sektörü bugün tarihi bir güven sınavı veriyor. Peki, bu ortamda sade vatandaş ne yapacak? Kime, neye güvenecek?

Sektördeki bu tablo, tüketicinin artık sadece maketlere veya süslü reklam lansmanlarına bakarak karar veremeyeceğini açıkça gösteriyor. Bundan böyle vatandaşın "duygusal güven" değil, "hukuki ve finansal emniyet" arayışında olması şart.

● Topraktan değil, teminatla giriş: "Maketten ev alma" dönemi, bina tamamlama sigortası ya da hakediş usulü teminat mekanizmaları olmadan vatandaş için büyük bir kumara dönüştü. Banka garantisi veya kamu güvencesi sunamayan projelerden uzak durmak artık bir tercih değil, zorunluluk.

● Müteahhidin karnesini okumak: Firmanın geçmişte kaç proje bitirdiği, ruhsat durumları ve mali özkaynak gücü, firmanın reklam bütçesinden çok daha önemli. Şeffaf ve denetlenebilir bilançosu olmayan yapılara birikim emanet edilmemeli.

● Denetim ve şeffaflık talebi: Vatandaşın bireysel önlemleri bir yere kadar etkili olabilir. Asıl sorumluluk; usulsüzlüğün üzerine kararlılıkla giden, müteahhitlik Yetki Belgesi sınıflamasını kağıt üstünde bırakmayıp sahada sıkı denetleyen ve cezai yaptırımları caydırıcı kılan kamu otoritesindedir.

Güven, inşa etmesi onlarca yıl alan ancak birkaç usulsüz işlemle dakikalar içinde çöken bir kaledir. Sektörün dürüst aktörleri ile usulsüzlüğe bulaşanları ayırt edecek sıkı bir denetim mekanizması kurulmadıkça, vatandaşın bu güvensizlik çemberini tek başına kırması mümkün değil. Artık topraktan yükselen sadece beton değil; her şeyden önce hukuk ve şeffaflık olmak zorunda.