Hayalet daireler kiraları düşürebilir mi?
Konut sektöründe arz-talep dengesi ve kiralık konut fiyatları, gündemin en önemli maddelerini oluşturuyor.
Özellikle arz-talep dengesinde arzın az, talebin ise yüksek olmasıyla kiralık konut fiyatlarının yükselmesi, vatandaşın cebini yakan durumların başında geliyor.
Bir yandan müteahhitler yeni konut üretmeye, hükümet ise kiralık konut piyasasını dengelemek için çalışmaya devam ederken görünmeyen bir durum daha var: Işıkları yanmayan, kapıları açılmayan daireler...
Yapılan araştırmalar ve elektrik aboneliği verilerine göre, Türkiye genelinde yazlıklar da dahil olmak üzere yaklaşık 8,5 milyon konutta ikamet edilmediği tahmin ediliyor. İstanbul genelinde ise yaklaşık 225 bin ile 750 bin arasında boş konut bulunduğu öngörülüyor.
Bir Yanda Kiralık Ev Arayanlar, Diğer Yanda "Hayalet Daireler"
Elbette herkes kendi mülkiyetinde bulunan daire üzerinde istediği tasarrufu yapabilir. Kimse kiracı ile uğraşmak istemeyebilir. Ancak işin diğer yüzü bizi çok kritik bir durumla karşı karşıya bırakıyor.
Bir yanda kiralık ev bulamayan aileler, öğrenciler ve yeni evliler var; diğer yanda ise aylarca, hatta yıllarca kapısı açılmayan binlerce konut... İşte asıl tartışma burada başlıyor: Acaba boş duran bu evler kiralık piyasasına kazandırılsa, fiyatlar bir nebze olsun dengelenebilir mi?
Amaç Ceza Değil, Teşvik
Yaptığım araştırmaya göre birçok ülkede boş duran daireleri kiralık konut arzına teşvik etmek için ek konut vergisi ödeniyor. Örneğin İngiltere, boş veya ikinci konut sahiplerinden ağır vergiler alıyor. Yerel belediyeler, 5 yıldan uzun süredir boş duran evlerden %200, 10 yıldan uzun süredir boş olan evlerden ise %300 oranına varan katlamalı emlak vergisi tahsil ediyor.
Amerika Birleşik Devletleri; New York, Los Angeles ve San Francisco gibi şehirlerde boş duran konutlara yönelik özel ek vergiler veya caydırıcı yasaları devreye almış durumda. New York'ta değeri 5 milyon doların üzerinde olan ikinci konutlara ek vergi planlaması yapılıyor. Kanada’da ise "Empty Homes Tax" olarak bilinen Boş Ev Vergisi ile Vancouver ve Toronto gibi şehirlerde, yılın büyük bir kısmında boş bırakılan konutlardan mülk değerinin yaklaşık %1'i ile %3'ü arasında ek vergi alınıyor. Bu ek maliyetin boş ev sayısını ciddi oranda düşürdüğü öngörülüyor.
Bunlar sadece birkaç örnek; benzer uygulamalar birçok ülkede mevcut. Elbette buradaki amaç kimseyi cezalandırmak değil, mevcut konut stokunu daha verimli kullanabilmek.
Arz açığını tek başına bu konuya indirgemek tabii ki çözüm değil. Buradaki asıl mesele, arz ile talep arasındaki dengeyi kurabilmek. Bir yandan yeni ve erişilebilir konut üretmek, diğer yandan mevcut konut stokunun ekonomiye ve topluma daha fazla katkı sağlamasını teşvik etmek...
Belki de artık "Kaç konut üretildi?" sorusunun yanında, "Üretilen konutlar gerçekten kullanılıyor mu?" sorusunu da sormanın zamanı geldi.
Konut, sadece bir yatırım aracı değil; aynı zamanda insanların yuva kurduğu, hayatını sürdürdüğü bir yaşam alanı... Bu gerçeği unutmadan kolektif adımlar atmak; hem ekonominin hem sektörün hem de toplumun yararına olacaktır.