Çıkış kapısında kuyruk var
Herkes işini gücünü devretmenin peşinde. Herkes dükkanı satmak istiyor. Bu bir moda mı? İş satma modası! Peki sonra ne olacak?
İnsan hayatını vakfettiği, tırnaklarıyla gece gündüz çalışarak bir yerlere getirdiği bir işten insan nasıl vazgeçer. Para, maliyet, faiz bunları elbette anlıyorum elbette ama sanırım artık tek mesele bunlar değil. Bunlarında ötesinde şeyler olması gerektiğini düşünüyorum.
Ben yıllardır iyi kötü dış ticaretin içindeyim. Dış ticarete temas eden tüm sektörleri bilirim. Son dönemde lojistikte sektöründe ki uluslararası satışları herkes duymuştur diye düşünüyorum. Lojistik sektöründe yerli yatırımcının hisselerinin büyük bir bölümünü veya tamamını satarak ayrıldığını görüyoruz. Ki satılan lojistik şirketlerine baktığımızda hepsi kurucuları tarafından neredeyse en dipten ilmek ilmek bu hale getirilmiş. Yabancı yatırımcılarda da Türkiye lojistik sektörüne büyük bir ilgi görüyoruz. İrili ufaklı lojistik şirketlerinin bu emelde olduğu sektörde hep konuşuluyor.
Lojistik sektörünün büyük yerli oyuncu olmaması/kalamaması elbette biraz içimizi buruyor. Fakat ticaret böyle bir şey. Günün sonunda Türkiye içinde faaliyet gösteren bir şirket olarak ülke ekonomisi için faydalı olmaya devam edilmesi noktasının önemli olduğunu düşünüyorum.
Aynı tınıları bugün Gümrük Müşavirliği sektöründe de görüyoruz. Büyük küçük kiminle konuşsam şirketi satacağım diyor. Herkes satıyor. Bu kadar alıcıyı nereden bulacağız?
Peki neden? Neden bu kadar insan aynı anda aynı şeyi düşünüyor? Demek ki artık bu konu ekonomiyi ilgilendiren bir konu değil. Bu konu artık sosyolojinin konusu. Bu artık incelenmesi gereken bir olgu.
Yıllarca dirsek çürüt oku, sınavlara gir, şirket kur, tırların tepesinde sabahla, mahkemelerde yıpran, ihracat var diye günlerce neredeyse eve gitme. Sonra şirketi satıyorum!!! Neden? Bu soruların cevaplarını herkes gibi bende biliyorum elbette. Fakat Gümrük Müşavirliği şirketleri lojistik şirketleri gibi değil. Yabancıya satamazsın. Normal da bir yatırımcı bu kadar riskli bir alana yatırım yapmaz. E ne kaldı geriye? Herkes aynı kapıları çalıyor!!! Sektörde bir dönüşüm başlıyor!
Sektör kendi içinde bir dönüşüm yaşıyor. Kimi şirket devretmenin yolunu arıyor...Kimi ortak arıyor... Kimi müşterisini başka bir yapıya bırakıyor...Kimi de sessizce küçülüyor.
Bunlar elbette ticaretin içinde olan şeyler. Şirketler kurulur. Büyür. Birleşir. Devredilir. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Eskiden küçük şirketleri satın alarak büyümek iyi bir strateji gibi görünüyordu. Fakat şimdilerde bu pek tercih edilen bir model değil. Bunun yerine daha farklı modeller çalışıyor piyasada. Çünkü aslında bu tip bir satışta satılan marka yada şirketin kendisi değil. Şirketin sahip olduğu ciro. Bu cironun satın alımdan sonra sürdürülebilir şekilde hayatta kalması birçok parametreye bağlı. Alan ve satan taraf sinerjiyi tutturamazsa çok iyi sonuçlar çıkmıyor ortaya.
Dış ticaret her geçen gün gelişirken, dış ticarette kurallar her gün değişirken, bilgi, mevzuat, tecrübe değerlenirken her gün yeni fırsatlar doğarken sektörün bu kadar dar bir çerçeveye sıkışmış olması gerçekten inanılmaz. Bu konuda şüphesiz sektörde yapılması gereken bir çok şey var.
Burada asıl mesele şirketlerin satılması değil. Asıl mesele, o şirketleri kuran insanların artık devam etmek istemiyor olması. Ben bildiğim iki sektör hakkında bildiklerimi söyledim. Benim bilemediğim sizin bildiğiniz sektörlerde de hikaye size ait.
Soru şu; şirketler mi satılıyor, gelecek mi? Sektörden çıkış için bir yol mu aranıyor yoksa bir kurtuluş mu?