SON DAKİKA

Telefonlar artık tahmin ediyor

Yıllardır akıllı telefonlarımızın bizi dinlediği yönünde tartışmalar yapılıyor.

Bir ürün hakkında konuşuyoruz, birkaç dakika sonra o ürünün reklamı karşımıza çıkıyor. Bende olduğu gibi bu durum birçok arkadaşımda "Telefonum beni dinliyor." düşüncesini oluşturuyor. Hatta bu durum sizlerde de olmuştur diye tahmin ediyorum.

Oysa bugün yaşanan değişim çok daha dikkat çekici. Artık telefonların bizi dinlemesinden çok, bizi tahmin etmesi konuşuluyor. Ve biz fark etmesek de gelişmeler bu yönde hızla ilerliyor.

Yapay zekâ destekli yeni nesil telefonlar, günlük alışkanlıklarımızı analiz ederek henüz istemediğimiz birçok işlemi önceden öngörebiliyor. Sabah işe giderken açtığımız navigasyon, sık görüştüğümüz kişilere önerilen mesajlar, toplantı öncesinde hazırlanan notlar, yazmaya başladığımız cümlelerin tamamlanması, çektiğimiz fotoğrafların otomatik düzenlenmesi artık sıradan özellikler hâline geldi. (Tembelleşiyor muyuz diye de insanın aklına gelmiyor değil!)

Eskiden telefonlar yalnızca verilen komutları yerine getirirdi. Bugün ise kullanıcı davranışlarını öğreniyor, zamanla kişisel alışkanlıkları tanıyor ve bir sonraki adımı tahmin etmeye çalışıyor. 

Son bir yıl içinde üreticiler adeta yapay zekâ yarışına girdi. Apple, Samsung, Google ve diğer teknoloji şirketleri artık kamera sayısından veya işlemci hızından çok, cihazın yapay zekâ yeteneklerini ön plana çıkarıyor

Yakın gelecekte telefonlarımızda sadece mesaj yazmayacağız. Günlük programımızı düzenleyecek, e-postalarımızı özetleyecek, toplantılarımızı planlayacak, seyahat seçeneklerini karşılaştıracak ve hatta bizim adımıza bazı rutin işlemleri gerçekleştireceğiz. Artık Yapay zekâ, dijital bir yardımcı olmanın ötesine geçerek kişisel bir asistana dönüşüyor. 

Elbette bu kolaylığın bir bedeli de var. Öncelikle aylık ödenmesi gereken kullanım ücreti, hiçbir yapay zekâ programı ücretsiz değil. Sonra ise bir cihazın bizi doğru tahmin edebilmesi için alışkanlıklarımızı, ilgi alanlarımızı ve davranışlarımızı öğrenmesi gerekiyor. Bu da daha fazla verinin işlenmesi anlamına geliyor. Teknoloji şirketleri ise bu verilerin büyük bölümünün cihaz üzerinde işlendiğini ve gizliliğin korunduğunu ifade etse de kullanıcıların dikkatli olması gerektiğini dile getiriyorlar. Bu bilgilerimiz çalınabilir veya satılabilir. Bunu hiçbir zaman unutmayalım. 

Bir başka önemli konu ise karar verme alışkanlıklarımız. Yapay zekâ her konuda öneri sunmaya başladığında, zamanla kendi seçimlerimizi daha az yapabiliriz. Hangi restorana gideceğimizden hangi e-postayı nasıl yazacağımıza kadar birçok konuda önerilere güvenmeye başladığımızda, farkında olmadan düşünme biçimimiz de değişebilir. 

Ancak teknolojinin amacı insanın yerini almak değil, ona zaman kazandırmaktır. Rutin işleri yapay zekâya bırakıp, yaratıcılık, üretkenlik ve insani ilişkiler için daha fazla zaman ayırabilirsek bu dönüşüm büyük bir avantaj sağlayacaktır. 

Önümüzdeki birkaç yıl içinde "akıllı telefon" kavramının yerini belki de "kişisel yapay zekâ cihazı" alacak. Telefonlar sadece cebimizde taşıdığımız iletişim araçları olmayacak; bizi tanıyan, ihtiyaçlarımızı öngören ve hayatımızı kolaylaştıran dijital yol arkadaşlarına dönüşecek.

Güzel bir pazar günü diliyorum…