Yapı jeofiziği yöntemlerini kullanmak
Son bir ayda marmara denizi içinde, insanlar tarafından hissedilmese de aletsel olarak ölçülebilen ve jeofizikçiler tarafından ciddiye alınarak izlenen sismik hareketlilik acaba beklediğimiz depremin oluş zamanı yaklaştı mı sorusunu ciddi anlamda gündeme getirdi.
Elbette ki depremin oluş zamanına herhangi bir şekilde müdahale etmemiz imkansızdır ancak mevcut binaların analizlerini bilimsel bir şekilde hızlandırılarak daha etkili ve süratli çözüm alınması mümkündür. Bugün sizlere Yapı Jeofiziği’nin hayatımıza getirdiği bazı önemli kolaylıklar ve bu verilerin doğru kullanıldığında ne kadar işe yaradığı konusunda bazı önemli bilgiler paylaşmak istedim.
Bakınız kıymetli okurlarım deprem konusunda ne kadar hassas olduğumu ve bu konuda elimden geldiğince tüm önemli bilgileri sizlerle paylaştığımı biliyorsunuz.
Marmara denizi içerisinde bizi bekleyen magnitüdü 7’nin üzerinde olan ve yaratacağı yıkım gücü nedeniyle hepimizi yakından ilgilendiren bir depremin yarın olma ihtimalinin %65 seviyesinde olduğunu, deprem olmayan her yıl bu ihtimalin %2.5 arttığını yani eğer deprem olmazsa 10 yıl sonra bu ihtimalin %90’a ulaşacağını biliyoruz.
İstanbul’da 1,4 milyon bina olduğunu ve bu binaların %70’inin 1999 öncesi yapıldığını ve bunların hiçbirinin zemin etüdü olmadığını biliyoruz.
Bu binaların %23’ünün 1980 öncesi yapıldığını ve malzeme ömürlerinin sonuna geldiklerini biliyoruz.
Marmara denizi içerisinde kırılma ihtimali olan tüm fayları biliyoruz.
Bilmediğimiz tek şey depremin hangi gün ve hangi saatte olacağı…
Ve tüm bu bilinen korkunç gerçeklere karşı çözümün ne olduğunu da biliyoruz.
Bakınız: İstanbul ve çevresini ciddi şekilde etkileyecek olan bu depremin yıkıcı ve ölümcül etkilerini en kısa sürede çözmemizin tek yolu var. Tüm bu riskli olan binaları bilimsel ve güvenilir metodlarla hızlıca tespit etmek, güçlendirilecek binalara güçlendirme yaparak kurtarmak, yıkılacak binaları da kentsel dönüşüme sokarak riski minimize etmek. Elbette ki tüm binaları yıkıp yapmak isterdik ancak bunun için ne bütçe ne de zaman var…
Bu nedenle 20 Haziran 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanarak kabul edilen TMMOB Jeofizik Mühendisleri odasının yönetmeliğinde yer alan bazı önemli gelişimeler hakkında size bilgi vermek istiyorum.
*Mikrotremor yöntemi kullanılarak mevcut yapıların periyodunu bulmak.
*Sismik ve sonik yöntemler kullanılarak mevcut yapıların beton sınıfının ve elastisite modülünün bulunması.
*Yapı radarı uygulanarak taşıyıcı sistem, temel detaylarının ve donatıların kontrol edilmesi.
*Özdirenç yöntemi kullanılarak kolon ve kirişlerde bulunan donatıların korozyonlarının tespit edilmesi.
Ayrıca şu an halen devam eden, Sismik yöntemle mevcut binaların zemin dinamik parametrelerini tayini ve PİT testi yapılarak yeni yapılan binalarda yapılan zemin iyileştirmesi çalışmalarının kontrolü ve denetlenmesi uygulamaları başarılı bir şekilde devam etmektedir.
Bu kadar hayati önem taşıyan bilgilerin hızlı, ekonomik ve güvenli bir şekilde İnşaat Mühendislerine ulaştırılması elbette ki çok önemlidir.
Ancak sadece geleneksel yolları kullanan beton laboratuvarları ve yeniliğe açık olmayan İnşaat Mühendislerinin bu uygulamaları desteklemediklerini görüyorum oysa bu kadar önemli veriyi elde etme imtiyazını geri çevirip hayır ben zaten karot numunesi alıp riskli binaları delik deşik etmeye devam edeceğim, Jeofizik Mühendislerinin böyle bir katkı yapmasına gerek yoktur yaklaşımını son derece çağ dışı ve bilimsellikten, mühendislikten uzak bulduğumu söylemek zorundayım.
Bu önemli bilgilerin doğru bir şekilde paylaşılması amacıyla birlikte çalışan TMMOB İnşaat Mühendisleri ve Jeofizik Mühendisleri odası yetkilileri ve bu konuda uzman hocalarımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.
Ayrıca, TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı meslektaşım Burak Çatlıoğlu kardeşime de katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.
Amacımız deprem beklediğimiz bu riskli zamanlarda, veri işlem ve projelendirme sürecini hızlı ve güvenilir bir şekilde yürüterek depremde yıkılma ihtimali olan binaların önceden tespit edilmesi, güçlendirme ile kurtulacakları belirlemek ve yıkılması gereken binalarında bir an önce kentsel dönüşüm sürecine sokulmasını sağlamaktır.
Şüphesiz, Yapı Jeofiziği uygulamaları ile en son bilimsel yöntemleri kullanmak ve süreci hızlandırmak, binlerce insanın hayatını kurtarabilecek önemli bir gelişmedir.