SON DAKİKA
web

Küresel krizin konut sektörüne etkileri

Soner Keleş Cumartesi 13 Haziran 2026 02:00

Orta Doğu'da devam eden askeri gerilim ile birlikte küresel krizin gölgesinde yatırımcıların güvenli liman arayışı sürerken faizlerin yükselmesi, altın ve emtia fiyatlarında beklenen artışın gerçekleşmemesi iç piyasalarda konut sektörünü de derinden etkiliyor.

Son olarak TCMB para politikaları kurulunun politika faizin sabit tutma kararı, piyasadaki belirsizlik ve fiyat dalgalanmaları, konut alıcılarını temkinli davranmaya itiyor. Özellikle yeni konut almayı planlayan vatandaşların önemli bir kısmı, satın alma kararını erteleyerek “bekle-gör” stratejisi izlemeye devam ediyor. Diğer taraftan 2025 yılında yapı ruhsatı alınan daire sayısı son yıllara göre en yüksek seviyelere çıkmasına rağmen durgun piyasalarda geliştiriciler projelerini erteliyor. Konut sektöründe yüksek inşaat maliyetleri, yüksek kredi faizleri ve krediye erişimdeki zorluklar nedeniyle arz sıkıntısı yaşanıyor. Bu tablo hem tüketici tarafında hem de konut geliştiricileri tarafında belirsizliğe ve endişeye yol açıyor. Konut piyasasının tam anlamıyla canlanması ve geniş kitleler için erişilebilir hale gelmesi, büyük ölçüde konut kredisi faizlerinin düşmesine ve finansmana erişimin kolaylaşmasına bağlıdır. Mevcut ekonomik dengelenme sürecinde piyasa, nakit alıcılar ve pazarlık fırsatları ekseninde bir süre daha devam edecektir. Orta ve uzun vadede konut sektörünü, sıkı para politikasının gevşemesiyle başlayacak bir talep artışı ve buna bağlı olarak gelişecek fiyat yükselişi öncesi yeni konuta ilgi artacaktır. 

Erişilebilir konut üretiminde özel sektörün önü açılmalı 

Türkiye’de yıllık konut ihtiyacının 800 ila 1 milyon aralığında olduğu varsayılmaktadır. Konuta olan ilgi her zaman diri olsa da artan inşaat maliyetleri ve finansman yükü ile konuta erişmek her geçen gün zorlaşmaktadır. Yoğun ihtiyacın oluştuğu ekonomik konut üretimi için yeni çözümler gerekmektedir. Sosyal nitelikli konut arzının arttırılması ve piyasa koşullarında konuta erişmekte zorlanan kesimlere daha uygun koşullarda konut sağlanması hedeflenmelidir. Bunun için kamu, yerel yönetimler ve özel sektör iş birlikteliğiyle yeni konut üretimini arttıracak çözümler geliştirilmelidir. Özel sektörün orta gelir grubuna yönelik konut üretiminin önü açılmalı, devletin destekleyici ve düzenleyici bir rol üstlenmesi gerekmektedir. Konut sektörünün en önemli maliyetlerinden biri arsa payıdır. Ülkemizde maliyetinin yüksekliği nedeniyle, arsaların konut üretimini engelleyici etkisini kaldırmak ve arsanın bir spekülasyon aracı olmasını önlemek için ulusal düzeyde önlemler alınmalıdır. Konut üretiminin önündeki en büyük engel olan arsa maliyetlerinin düşürülmesi sektörü canlandıracaktır. Bu noktada kamu kurumları tarafından uygun maliyetli arsalar geliştirilerek özel sektöründe düşük maliyetli ve ekonomik konut üretimi iş modelleri geliştirilmelidir. Yerel yönetimler ve belediyeler alt yapı hizmetleri tamamlanmış yeni rezerv alanları üretimine hız vermelidir.

Uluslararası konut yatırımcıları geri dönüyor 

Özellikle büyük şehirlerde konut geliştiricilerine can suyu olan uluslararası konut yatırımcıları toplumda bilinen aksine ülkemizde konut stoklarının azalmasına değil aksine yatırım yapılan konutlar inşaat sektöründe istihdamın devamına, ülke ekonomisine kaynak oluşturarak cari açığın azalmasına ve kiralık konut stoklarının artmasında etken olmaktadır. Geçtiğimiz yıla kadar kan kaybeden sektör, şubat ayında küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler ve özellikle İran merkezli gerilimler sonrası uluslararası gayrimenkul yatırımcıları için ivme yeniden Türkiye’ye döndü. Uluslararası konut yatırımında daha fazla kazanç mı yoksa güven mi daha önemli? sorusu tekrar gündeme geldi. Körfezde devam eden gerilim "uluslararası konut yatırımcılarını" güvenlik endişeleriyle karşı karşıya getirirken, bu soruya akla getirdi. Ülkemiz stratejik konumu ile bu süreçte bölgesinin güvenli limanı olduğu bir kere daha görüldü. Global pazarda 400 milyar dolara ulaşan uluslararası konut yatırımlarından son yıllarda ülke olarak aldığımız pay azalmasına rağmen İstanbul konut pazarı daha çok güçlü büyüme potansiyeline sahip "gelişmekte olan bir pazar" olarak yeniden öne çıkmaya başladı.