SON DAKİKA

Yaz rehaveti mi, fırtına öncesi sessizlik mi?

Hakan Dikmen - hakansdikmen@gmail.com Perşembe 09 Temmuz 2026 02:00

Son haftalarda gazetem için yazdığım analizlerde de gördüğünüz gibi, temmuz ayının bu ilk haftasında, küresel ekonomi haritasına baktığımızda oldukça ilginç bir tabloyla karşılaşıyoruz. Piyasalar ne tamamen huzurlu ne de panik içinde; adeta nefesini tutmuş, bir sonraki büyük hamleyi bekleyen boksör gibi temkinli.

Geçtiğimiz haftaların manşetlerini süsleyen üç temel dinamiği ve bunların cebimize, yatırımlarımıza yansımalarını inceleyecek olunca karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor. Hayat "ne çok sıcak ne çok soğuk…"

Ekonomi dünyasının gözü kulağı her zaman olduğu gibi Washington ve Fed (ABD Merkez Bankası) cephesindeydi. Geçtiğimiz hafta açıklanan ABD tarım dışı istihdam verileri, beklenenden çok daha sakin 57 bin dolar artış ile geldi. 

Normal şartlarda istihdamın yavaşlaması korkutucu gelebilir, ancak şu anki konjonktürde bu durum piyasalar için adeta bir can suyu oldu. Neden mi? Çünkü istihdam pazarının aşırı ısınmaması, Fed'in temmuz ayındaki faiz toplantısında agresif bir faiz artışına gitme baskısını hafifletti. Yeni Fed Başkanı Warsh’un enflasyon risklerinin biraz olsun hafiflediğine yönelik sinyalleri, küresel borsalara geçen hafta nefes aldırdı ve yukarı yönlü bir ivme kazandırdı.

Yılın ilk yarısında Orta Doğu'daki gerilimler yüzünden hop oturup hop kalkan enerji piyasaları, son bir haftadır nispeten daha sakin. ABD ile İran arasındaki geçici barış mutabakatının topallayarak da olsa sürmesi ve Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişlerinin tamamen durmaması, petrol fiyatlarını bir nebze aşağı çekti.  

Ancak tam "rahat bir nefes aldık" derken, yine temmuz ayının ilk haftasında OPEC+ cephesinden sembolik de olsa bir üretim artışı kararı geldi. Biz zaten kafamızı kaldırdıkça birileri vuruyor sanki. Suudi Arabistan ve Rusya'nın da dahil olduğu yedi ülke, ağustos itibarıyla üretimi günlük 188 bin varil artıracaklarını duyurdu. Enerji piyasasında sular şimdilik durulmuş görünse de jeopolitik risklerin zemini hala pamuk ipliğine bağlı.

Temmuz ayının ilk günlerinde küresel piyasalarda öne çıkan tema, sermayenin yüksek değerlemeye ulaşmış teknoloji hisselerinden sanayi, finans ve enerji gibi görece iskontolu sektörlere yönelmesi oldu. Bu "rotasyon" hareketi, yatırımcıların yalnızca sektör tercihlerini değil, risk algısını da yeniden şekillendiriyor. Faiz oranlarının uzun süre yüksek kalabileceği beklentisi ve küresel büyümeye ilişkin belirsizlikler, portföy dağılımlarında daha seçici bir yaklaşımı beraberinde getiriyor.

Kripto varlık piyasası ise bu yeni finansal iklimin önemli bir sınavından geçiyor. Bitcoin artık yalnızca bireysel yatırımcıların değil, kurumsal fonların da portföylerinde yer alan bir varlık sınıfı hâline geldi. Bu nedenle kripto piyasasının yönü, eskisinden çok daha fazla küresel likidite koşulları, reel faizler ve doların seyriyle ilişkilidir. Riskli varlıklardan çıkışların hızlandığı dönemlerde kripto piyasasının da bundan etkilenmesi kaçınılmazdır.

Bununla birlikte, rotasyon dönemleri uzun vadeli yatırımcılar açısından önemli fırsatlar da sunar. Güçlü altyapıya, gerçek kullanım alanına ve sürdürülebilir finansal modele sahip dijital varlıklar, spekülatif projelerden ayrışma eğilimine girer. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte fiyat hareketlerinden çok, sermaye akışları, düzenleyici gelişmeler ve kurumsal yatırım eğilimleri belirleyici olacaktır.

Temmuz ayının başındaki bu rotasyon dalgası, yalnızca piyasalarda geçici bir yön değişimi değil; küresel sermayenin riski yeniden fiyatladığı bir dönemin işareti olarak okunmalıdır. Kripto piyasasının bu süreçte göstereceği dayanıklılık, dijital varlıkların finansal sistem içindeki kalıcı yerini de test edecektir.

Gözlerin çevrildiği diğer iki alternatif varlıkta ise durum şöyle gözlemleniyor. 

Altın: Fed'in üzerindeki faiz baskısının azalmasıyla derin bir nefes aldı ve 5 hafta sonra ilk kez yüzleri güldüren bir toparlanma sergiledi (Ons fiyatı 4.144 Dolar seviyelerinde dengelenme çabasında.)

Bitcoin: Yılın ilk yarısında küresel olarak yaklaşık 1 trilyon dolarlık hacim kaybeden kripto para piyasası, Bitcoin’in 60.000 Dolar psikolojik desteğine tutunmaya çalışmasıyla haftayı kapattı. Eğer bu seviye korunursa, kripto dünyası o eski "yüzde 80'lik çöküş" döngülerinden birini bu kez kırarak olgunlaştığını kanıtlayabilir.

Küresel ekonomi, yapay zekanın getirdiği maliyet artışları (Apple ve Microsoft'un artan çip maliyetleri yüzünden zam yapması gibi) ve yapışkan enflasyonla hâlâ mücadele ediyor. Ancak küresel bir resesyon (ekonomik durgunluk) riskinin şimdilik masada olmaması, yaz aylarına girerken piyasaların en büyük tesellisi. Bakalım bizi neler bekliyor...