SON DAKİKA

Yaz tatili geleceğe açılan penceredir

Erdem İlbeyi Pazartesi 29 Haziran 2026 02:00

Bir ülkenin sosyal politikalarını anlamak istiyorsanız, çocukların yaz tatilini nasıl geçirdiğine bakmalısınız.

Geçtiğimiz gün çocuklarımız karne aldı. Onlar için tatil başladı. Çalışan milyonlarca anne baba için ise yeni bir mesai başladı.

Okullar açıkken hayatın bir düzeni vardı. Sabah çocuk okula bırakılır, akşam işten ilk çıkan anne ya da baba gelip alırdı. Özel okullarda çocuklar spor, sanat ya da dil kulüplerine kalıyor, devlet okullarında ise etütlerle gün tamamlanıyordu. Çocuk güvenli bir ortamdaydı.

Şimdi ise aynı ailelerin zihninde tek bir soru dolaşıyor:

"Çocuğumu bütün gün kime bırakacağım?"

Yakınında anneanne ya da babaanne varsa şanslısın. Köyün varsa birkaç haftalığına gönderebilirsin. Yazlıkta kalabilecek bir akraban varsa biraz nefes alırsın. Bunların hiçbiri yoksa o zaman ne olacak?

İşte o zaman yaz tatili, çocukların en sevdiği dönem olmaktan çıkıyor; çalışan anne babaların en büyük streslerinden birine dönüşüyor.

Birçoğumuz yaz aylarında kamu kurumlarında ya da özel şirketlerde çalışan arkadaşlarımızın çocuklarını bir masanın kenarında, ellerinde tabletle saatler geçirirken görmüşüzdür. Belki kendi iş yerimizde böyle bir manzara vardır. Belki de o masanın başındaki çocuk bizim çocuğumuzdur.

Sorun aslında yalnızca çocukların yaz tatilinde nasıl oyalanacağı değildir.

Sorun, toplum olarak bu zamanı nasıl değerlendirdiğimizdir.

Yaz tatiline hâlâ eğitim öğretimin ara verdiği iki-üç aylık boşluk olarak bakıyoruz. Oysa bu dönem, sosyal politikaların en etkili şekilde uygulanabileceği en değerli zaman dilimlerinden biridir.

Yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları birlikte hareket ederek çocuklar için sürdürülebilir yaz programları oluşturabilir. Spor, sanat ve bilim elbette bu programların içinde yer almalı. Fakat bunun yanında üretim kültürü, girişimcilik, doğa, teknoloji, meslek tanıtımları ve yaşlarına uygun uygulamalı eğitimler de bu sürecin bir parçası olmalıdır.

Ben kendi alanımdan örnek vereyim.

Çocuklara oyunlarla üretimin, markanın ve dış ticaretin ne olduğunu anlatabilirsiniz. Bir ürünün fikir aşamasından fabrikaya, oradan dünyanın farklı ülkelerine uzanan yolculuğunu keşfeden bir çocuk yalnızca yeni bilgiler öğrenmez; üretmenin değerini de anlamaya başlar.

Bir başka çocuk toprağa dokunur, bir başkası hayvanlarla vakit geçirir, bir diğeri ilk kez bir laboratuvarı ya da bir atölyeyi görür. Belki de hayatı boyunca seçeceği meslekle ilk kez o yaz karşılaşır.

Çünkü insan kaynağı üniversitede yetişmez.

Merak çocuklukta başlar.

Bugün iş dünyasının en büyük sorunlarından biri nitelikli insan kaynağı bulamamak. Oysa geleceğin mühendisleri, tasarımcıları, çiftçileri, yazılımcıları, girişimcileri ve ihracatçıları belki de bugün yaz tatilini bir tablet ekranının karşısında geçiriyor.

Bu yüzden yaz tatiline sadece çocukların dinlendiği bir dönem olarak bakmamalıyız.

Çünkü yaz tatili doğru planlandığında yalnızca ailelerin yükünü hafifletmez. Çocukların potansiyelini ortaya çıkarır. Fırsat eşitliğini güçlendirir ve ülkenin geleceğine yatırım yapar.

Bir toplumun geleceği aslında okullar açıldığında değil, okullar kapandığında da şekillenir.

Belki de sosyal politikaların başarısını ölçmenin en doğru yollarından biri, yaz tatiline çıkan bir çocuğun ve onu sabah evde bırakıp işe gitmek zorunda kalan anne babanın ne hissettiğine bakmaktır.

Çocuklarımızın yaz tatilini nasıl planladığımız, aslında ülkemizin geleceğini nasıl planladığımızı da gösterir.