Homeros'a saygı duruşu : Odyssey
Bugünlerde sanatseverlerin gündeminde Odyssey var. Herkes bu filmi izleme telaşında. Hatta İmax salonlar için bir hafta önceden bilet almak gerekiyor.
Sinema adına ne mutlu. Yazın bu eriten sıcağında sinema salonlarını dolu dolu olması sinema bitti diyenlere çok güzel bir cevap. Baştan yazayım fikrimi : Beklediğim film bu değildi ama beğendim.
İthaka’ya yolculuk
“Odyssey”in konusunu kısaca özetlersek; Truva Savaşı’nın sona ermesinin ardından İthaka Kralı Odyssey, eşi Penelope ve oğlu Telemakhos’a dönmek üzere denize açılır. Ancak tanrıların öfkesi, yol arkadaşlarının hataları ve kendi gururu yüzünden dönüş yolculuğu on yıl süren bir sınava dönüşür.
Poseidon’un oğlu olan tek gözlü dev Kiklop Polyphemos’u kör eden Odyssey, deniz tanrısının gazabını üzerine çeker. Kirke, Sirenler, Kalypso’nun adası ve ölüler ülkesi gibi hem fiziksel hem de simgesel engellerden geçerken bütün yoldaşlarını kaybeder.
Bu sırada İthaka’daki sarayı, onun öldüğüne inanan ve Penelope’yle evlenerek iktidarı ele geçirmek isteyen talipler tarafından işgal edilmiştir. Odyssey yirmi yılın sonunda ülkesine bir dilenci kılığında döner, oğlu Telemakhos’la birlikte sarayını geri alır.
Eve dönenler
Christopher Nolan’ın filmlerinde kahramanlar genellikle bir yere dönmeye çalışırlar. Fakat döndükleri yer, bıraktıkları yerle hiçbir zaman tamamen aynı değildir. Kendilerindeki değişim, vardıkları yeri de değiştirmiştir Inception’da Cobb çocuklarına dönmek ister. Interstellar’da dünyadan ayrılan Cooper kızına geri dönmeye çalışır. Oppenheimer’da ise bilimsel başarı, tarihin en büyük ahlaki yenilgilerinden birine dönüşür. Nolan’ın kahramanları hedeflerine ulaşırlar; fakat ulaştıkları anda, o hedefe doğru ilerlerken kaybettikleri şeyleri fark ederler.
Odyssey’nin dönüşümü
Odyssey Truva’yı kazanmıştır. O artık İthaka’dan ayrılan adam değildir. Savaş onun bedeninde olduğu kadar ruhunda da yaralar açmıştır. Denizde karşılaştığı her canavar, bir bakıma savaşın içinde doğan bu yeni Odysseus’un dışarıdaki yansımasına dönüşmüştür. Odyssey dönüş yolunda sadece canavarlarla savaşmaz; savaşın kendisini dönüştürdüğü canavarla baş etmeyi de öğrenir.
Nolan’ın zarafeti
Bu film aslında çok daha görkemli yapılabilirdi fakat Nolan hikayenin önüne geçmeyecek bir görsel tasarımla Homeros’un büyük yapıtına bir saygı duruşunda bulunuyor. Filmleri son derece zeka pırıltılarıyla dolu olan Nolan “Odyssey” ile kariyerinin doruğuna çıkıyor. Bir zaman diliminden diğerine zarif geçişi ve filmin sinematografisi son derece etkileyici. Neredeyse denizin, pıhtılaşan kanın, çiçeklerin kokusunu alabiliyorsunuz. Nolan 2.700 yıllık bir destanı (bugünün teknolojisiyle) sinemada bir başyapıta dönüştürüyor.
İtirazım var
Filmle ilgili benim en önemli itirazım oyuncu seçimi. Matt Damon’dan Anne Hathaway’e Charlize Theron’a hepsi bu destan eserdeki karakterler için çok çok yaşlılar. Filme genç kategorisinden eklenen Tom Holland, Zenda’ya ise olmasalar da olurlarmış. Lupita Nyon’o için yorum bile yapmıyorum )
Film genel itibariyle uzun bulundu ama bir destan da ancak böyle anlatılabilirdi. Odyssey bu yılın en filmi diyebilirim ve Oscarda’da başta en iyi film olmak üzere birçok dalda aday olacaktır. Bizi her filmiyle şaşırtan Christopher Nolan’ın bundan sonraki filmini şimdiden merakla bekliyorum. “Odyssey”i mutlaka izleyin.