Trump'ın gayesi ne?
Trump, barışın sağlanmasını çok istediğinden, haddinden fazla taviz vererek İran'la ateşkes anlaşmasının imzalanmasının yolunu açtı. Savaş planlanandan uzun sürdüğünden petrol, gaz ve gübre fiyatları fırlamıştı. Bunun sonucunda Amerika'da benzin fiyatları çok arttı. Amerikalılar için benzinin galon fiyatı, ekonominin iyi durumda olup olmadığının ölçütüdür.
Cumhuriyetçiler hem senatoda hem de temsilciler meclisinde çoğunluktalar. Kasım ayında yapılacak seçimlerde, bunlardan birinde bile azınlığa düşmeleri halinde, Trump bugünkü kadar rahat hareket edemez. Plan ve projelerini uygulayamaz. Bu nedenle petrol fiyatları dolayısıyla benzin fiyatları düşmeli ve en azından seçimlere kadar düşük devam etmeli.
Fakat Devrim Muhafızlarının, iki Amerikan gemisini, Hürmüz Boğazının Umman’a ait karasularından geçerken hem de NATO Zirvesinin başlayacağı günün gecesinde vurmaları, bütün planları bozdu. Trump bu saldırıyı görmezden gelemezdi. Amerika İran’ı hem de daha öncekinden daha ağır şekilde bombalamaya başladı.
Lakin bu sefer Tahran, Tebriz, Meşhet, Şiraz ve İsfahan gibi metropoller bombalanmıyor. Kıyı şeridindeki ve kıyıya yakın yerlerdeki füze rampaları, füze depoları, füze imalathaneleri ve askeri noktalara saldırılıyor. Rusya ve Çin’in İran’a mal, silah ve mühimmat gönderdikleri hatlar üzerindeki yollar, köprüler, limanlar vuruluyor. İran’a nakliyat Çin’den kara yoluyla, Rusya’dan deniz yoluyla, Hazar üzerinden yapılıyor.
Böylece İran’ın Hürmüz’ü kapatma kabiliyeti ve askeri gücü zayıflatılıyor. Devrim muhafızlarının ağır bombalamalardan ders alarak aslında lehlerine olan ateşkese geri dönecekleri yani boğazı açacakları umuluyor. Hürmüz’de seyrüsefer serbestleştiğinde petrol fiyatları muhtemelen savaştan önceki seviyenin de altına düşecek. Zira Venezüella, Rusya, Kazakistan ve Azerbaycan’ın üretimi sürekli artıyor. Ateşkes sağlandığında İran’ın üretimi de katlanarak artar. Dolayısıyla Trump açısından işler düzelir.
Devrim Muhafızları, Trump’ın seçim öncesinde savaş başlatamayacağı ve geçen gemilerden para almalarına ses çıkaramayacağı varsayımına dayanarak gemilere saldırdılar. Böylece kasım ayında seçim olmasını fırsata çevirerek Hürmüz’den geçen gemilerden ücret alacaklardı. Almayı düşündükleri ücret senede 50-60 milyar doları bulacaktı. Gemilerin haraç ödemelerinin petrol fiyatlarının istenen seviyeye düşmesini engelleyeceği ve bütün denizlerde ve okyanuslarda gücü yetenin haraç almasına yol açacağı göz ardı ettikleri noktalardı.
Trump NATO Zirvesinin karar bildirgesine İran ile ilgili madde koyarak Devrim Muhafızlarına karşı elini güçlendirdi. Bildirgede geçen ‘’İran’ın nükleer silahı olmamalı ve Hürmüz serbest geçişlere açık olmalı’’ ifadesiyle Tahran’a ‘’Hürmüz’ü kapatmakta ve nükleer silah geliştirmekte ısrarlı olursan karşında NATO’yu bulursun’’ mesajı veriliyor.
Devrim Muhafızları bütün bunlara rağmen savaşı sürdürürlerse her gün biraz daha fazla zarar görecekler. Zayiat verecekler, zayıflayacaklar. Ateşkes anlaşmasıyla sağladıkları hak ve menfaatleri elde edemeyecekler. Mesela ihracat yapamayacaklar, yatırım ve kredi alamayacaklar, dondurulmuş varlıklarını kullanamayacaklar.
Amerika İran’ın boğazı kapatmasını engelleyemez. Zira boğazı kapatmak kolay, riski sıfırlayarak açık tutmak yani %100 emniyeti sağlamak çok zordur. ABD bütün depoları, rampaları yok etse bile muhafızlar ciplerle sahile gelip rast geldikleri gemileri kamikaze dronlarla vurup iç kesimlere çekilebilirler. Boğaza yüzlerce mayın bırakılması yarım gün, o mayınların etkisiz hale getirilmesi bir yıl sürer.
İran’ın boğazı kapatamaması için ABD’nin kara harekatı yapması gerekir ki bu hem çok riskli hem de maliyetli. Yüz binlerce askerin İran’a yığılması ve binlercesinin ölmesinin göze alınması lazım. ABD savaş öncesinde asla böyle bir kara harekatı yapmaz. Büyük ihtimal, bir hafta bilemediniz on gün sürecek olan karşılıklı bombalamalardan sonra, ateşkesin sağlanmasıdır. Hürmüz açılır, İran’da, ABD’de, Körfez ülkeleri de kazanır.
Trump’ın, ateşkesin bozulmasına rağmen İsrail’e, Lübnan’la anlaşması ve Suriye’den askerlerini çekmesi için baskı yapması, barışı hala çok istediğinin kanıtları. İsrail’i İran’a yapılan saldırılara dahil etmemesi de bundan. Trump İsrail’in provokasyon yaparak savaşı uzatacağından ve yeniden ateşkes ilan edilmesini kabul etmeyeceğinden çekiniyor.
Devrim Muhafızlar Rusya’nın düştüğü durumdan ders almalılar. Trump barışı sağlamak için elinden geleni yaptı. Ukrayna’ya yardımı kesti. Avrupalılara da yardımı kesmeleri için baskı yaptı. Bazı AB ülkelerini yanına çekerek Rusya’ya yeni yaptırımlar getirilmesini ve Ukrayna’nın daha fazla desteklenmesini engelledi.
Putin Trump’ın bu yaklaşımını değerlendirerek, Rusya’nın ciddi kazanımlar elde ettiği bir anlaşma yapabilirdi ama yapmadı. Trump Putin’in başarısız olmadan ve yenilgiye uğratılmadan barışın gelmeyeceğine kani oldu. Bu nedenle Ukrayna’ya hem Patriyot füzelerini hem de Patriyot lisansıyla üretim yapmak hakkını verecek noktaya geldi.
İran Hürmüz’den ücret almayı zorlarsa Trump aynı noktaya gelir. Savaşı seçimlere kadar düşük yoğunluklu olarak götürür. Seçimlerden sonra bombardımanı ağırlaştırır. İran’ı yıkar. Ateşkes anlaşmasında razı olduğu koşulları bir daha asla kabul etmez.