SON DAKİKA
Giyim ve tekstil Perşembe 16 Temmuz 2026 02:09

TEKSTİL VE HAZIR GİYİMİN KURTULUŞU GÜNEYDOĞU SINIRINDA

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, sektördeki kan kaybını durdurmak ve atıl kalan 6 milyar dolarlık makine parkurunu kurtarmak için dikkat çeken bir öneri sundu. Sınır ötesinde 15 milyon metrekarelik bir alanın 99 yıllığına kiralanması gerektiğini belirten Narbay, "Suriye'de kontrol ettiğimiz alanda, Türk ordusunun koruduğu ve Türklerin işlettiği bir endüstri bölgesi kuralım" çağrısında bulundu.

Tekstil ve hazır giyimin kurtuluşu Güneydoğu sınırında

Hakan ÖZBAY

Türkiye ihracatının ve istihdamının sürükleyici güçlerinden hazır giyim sektörü, son yıllarda yaşanan maliyet şokları ile daralan pazar payı nedeniyle yeni bir sanayi politikası arayışında. TGSD Başkanı Toygar Narbay, sektörün 360 derecelik veri tabanlı analizini barındıran kapsamlı "Strateji ve Uzgörü Haritası"nın detaylarını paylaştı. Yeni oyun planında en çok dikkat çeken başlık ise Suriye sınırında kurulması planlanan "Güvenli Yeni Üretim Havzası" oldu.

Türkiye'deki demografik değişimlere dikkat çekerek 13-14 yıl sonra sanayide çalışacak insan bulmanın imkânsız hale geleceğini vurgulayan Narbay, atıl durumdaki makine parkurunun da ekonomiye kazandırılması için bir formül sundu. Narbay, "Suriye'de kontrol ettiğimiz 444 kilometre uzunluğunda ve 30 kilometre derinliğindeki hattan 15 milyon metrekarelik bir alanın 99 yıllığına kiralanmasını öneriyoruz. Bu, Suriye'nin içlerine gidip fabrika kurmak değil. Yönetişimi Türkiye'de olan, Türk ordusu tarafından korunan ve Türkler tarafından işletilen bir endüstri bölgesinden bahsediyoruz. Altyapı finansmanı, göçmenlerin dönüşünü desteklemek isteyen EBRD ve Dünya Bankası gibi kurumlardan sağlanabilir. Türkiye'deki atıl ve teşvikli makineleri oraya taşıyarak, yıllardır üretim yapamadığımız 'ekonomi' (ucuz perakende) segmentindeki markalara da üretim yapabiliriz. Böylece müşteriyle çalışma derinliğimizi artırır, içerideki beyaz ve gri yakalı çalışanlarımıza da üst düzey iş alanları yaratmış oluruz" ifadelerini kullandı. Doğuda sınır ticaretini geliştirecek bir serbest bölge ile İran, Ermenistan ve Türki Cumhuriyetler pazarlarına yönelik güçlü bir satış stratejisi kurgulanabileceğini de ekledi.

MALİYET KRİZİ VE SANAYİSİZLEŞME TEHLİKESİ

Sektörün mevcut durumuna ilişkin çarpıcı veriler paylaşan Narbay, 845 bin kişilik istihdam, 75 milyar dolarlık üretim ve 26 milyar dolarlık ihracat büyüklüğüne sahip olan hazır giyimin, kilogram başına 16,2 dolar ile Türkiye ortalamasının 10 katı değer yarattığını vurguladı. 14 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla makroekonomik dengeye büyük katkı sağlayan sektörün, 2022-2025 döneminde ciddi bir maliyet kıskacına girdiğini belirten Narbay şunları söyledi: "Maliyetimizin yüzde 40'ı dolar, yüzde 60'ı TL bazlı. Bu dönemde enflasyon yüzde 216, finansman maliyeti yüzde 241, asgari ücret ise yüzde 351 arttı. Gelirimiz sadece yüzde 144 artarken, biz maliyetleri düşük enflasyon verisiyle hesaplasak bile yüzde 26'lık bir ekstra maliyet artışı yaşadık. Bu yapıya dayanmak mümkün değildi. Zirve yılımız olan 2022'den bu yana tam 377 bin kişilik istihdam kaybettik. O dönem yapılan ilave yatırımlarla birlikte şu an elimizde 6 milyar doları makine olmak üzere 10 milyar dolarlık korkunç bir atıl yatırım bulunuyor."

Türkiye'nin hızla sanayisizleşme tuzağına sürüklendiğini belirten Narbay, mal ihracatının GSYH içindeki payının 2022'deki yüzde 27.2 seviyesinden 2025 sonunda yüzde 17.5'e düştüğünü hatırlatarak, Avrupa'nın 1980'lerde yaptığı "üretimi bırakıp yüksek teknolojiye odaklanma" hatasına düşülmemesi gerektiği konusunda uyardı. Bugün en yenilikçi teknoloji şirketlerinin hiçbirinin Avrupa'dan çıkmadığını, üretimi ve ölçeği elinde tutan Asya ülkelerinin teknolojide de zirveye yerleştiğini belirtti.

YÜZDE 10 DÖVİZ DESTEĞİ VE OTOMATİK FAİZ İNDİRİMİ

Sektörün ayakta kalabilmesi ve bilançoların tamir edilmesi için kısa vadeli stabilizasyon adımlarının şart olduğunu dile getiren TGSD Başkanı, hükümetten beklentilerini şöyle özetledi: "Türkiye'de mal ihracatının yaklaşık yüzde 70'i ithalata bağımlı. Yüzde 80 ithal girdiyle çalışanla, bizim gibi içeride yüzde 80 katma değer üretene aynı oranda (yüzde 3) döviz dönüşüm desteği verilmesi haksızlık. Net ihracatçılar için bu oranın yüzde 10'a çıkarılmasını istiyoruz. İstihdam desteğinin 1. bölgede 3.500 TL'den başlayarak 6. bölgede 6.000 TL'ye kadar kademelendirilmesi bölgesel kalkınmayı güçlendirecektir. Ayrıca, reeskont kredilerinde faizin otomatik olarak politika faizinin yüzde 50'sine sabitlenmesini ve tahsilatın dönem başında değil sonunda yapılmasını talep ediyoruz. Tabelada yüzde 23 görünen faize gerçekte yüzde 30 ödemek zorunda kalıyoruz."

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ

Orta ve uzun vadeli sanayi politikasında üretim bölgelerinin segmente edilmesinin zorunlu olduğunu aktaran Narbay, lüks ve premium markaların 1. ve 2. bölgelerde yüksek know-how ve esnek yapılarla üretilmeye devam etmesini, hacim oluşturan pazar markalarının ise 5. ve 6. bölgelere kaydırılmasını önerdi. Bu büyük dönüşüm için "Nitelikli Tedarikçi Sertifikasyon Sistemi"ni (NTS) gündeme getiren Narbay, sistemin nasıl işleyeceğini şöyle anlattı: "Teşvikler dağınık yapıdan kurtarılmalı. Tıpkı bir bankanın kredi verirken yaptığı gibi, firmalar için Türk Standartları Enstitüsü tarafından 300-400 soruluk ölçülebilir bir standart oluşturulmalı. Firmalar; kurumsallaşma, kalite, yetkinlik ve sosyal standartlarına göre uluslararası denetimden geçip platin veya altın gibi puanlar almalı. Bütün teşvik sistemi bu skora bağlanmalı. Böylece koca bir transatlantik gemiyi joystick ile yönetir gibi sektörü stratejik olarak yönlendirebiliriz. Üretimlerini 5. ve 6. bölgeye taşıyacak firmalara da artan maliyetleri dengelemek için mutlaka enerji ve navlun desteği verilmeli." Narbay ayrıca teknik tekstillerde katma değer yaratmak için kamu ihalelerinin önemine değinerek Türkiye'nin mutlaka GPA (Uluslararası Kamu Alımları Anlaşması) imzacısı olması gerektiğini vurguladı. E-ticaret tarafında ise yurt dışında ortak showroom'lar ve konsorsiyumlar oluşturularak maliyetlerin paylaşılabileceğini ifade etti.

ÇİNLİLERİN 'GO' TAKTİĞİ İLE AVRUPALI MARKALARI ALALIM

Türkiye'nin değer yaratma aşamasında, sıfırdan marka oluşturmanın yanı sıra Avrupa'daki yaşlanan markaları satın alma yoluna gitmesi gerektiğini belirten Narbay, stratejik bir finansman modeli paylaştı: "Avrupa'da 3. ve 4. jenerasyona geçmiş ama yeni nesle devredilemeyen köklü markalar var. Çinliler tam bir 'Go' oyunu oynayarak Avrupa'daki limanları ve bu markaları satın alıp rakibin oyun alanını daraltıyor. Aynı taktiği bizim de uygulamamız lazım. Eximbank ve Avrupa Kalkınma Bankası (EBRD) aracılığıyla bu markaları satın alacak fonlar yaratılmalı. Garantör kurumlar üzerinden sağlanacak 15-20 yıllık düşük faizli (Libor + 0.5) kredilerle Türk firmaları bu markaların işletmesini devralıp, borç bitiminde mülkiyetini ülkemize kazandırabilir."

KUTU KUTU KUTU

REKABETÇİLİKTE 18. SIRAYA GERİLEDİK

Yapay zeka destekli TGSD Bilgi Merkezi'nin verilerine göre, ham madde hariç tutulduğunda 23 ülke ile yapılan rekabetçilik analizinde Türkiye'nin 18. sıraya gerilediğini ifade eden Narbay, işçilik bedelinin alıcı kararlarında yüzde 52 ile en ağır paya sahip olduğunu ancak sorunun sadece ücretlerle açıklanamayacağını kaydetti. Narbay, "İşçilik maliyetini düşürsek bile sadece iki basamak atlayabiliyoruz. Brüt asgari ücretin Euro bazındaki adil değerini hesapladığımızda, sorunun asgari ücretin yüksekliğinden ziyade, ekonomi politikalarından kaynaklanan kur-asgari ücret dengesizliği olduğunu görüyoruz. Emeğin milli gelirden aldığı pay yüzde 32,7 ile OECD standartlarının çok altında. Finansman ve yapısal sorunlar çözülmeden, sadece maliyetleri baskılayarak rekabet edemeyiz. Avrupa'da pazar K şeklinde ayrışıyor, genel enflasyon ile giyim enflasyonu makası açılıyor. Ucuza yönelen bu yeni pazarda mevcut oyun planıyla kalırsak oyun dışı oluruz" dedi.

KUTU KUTU KUTU

ÜLKE MARKASI İÇİN SAĞLAM ZEMİN ŞART

Küresel çapta bir ülke markası olmanın temel şartlarını anlatan Toygar Narbay, ekonomideki yapısal sorunların aşılması gerektiğinin altını çizdi. Narbay, "Marka yaratmak zemin meselesidir. 4 koşucu düşünün; balçıkta, kumda, betonda ve tartanda koşuyorlar. Bu yarışı kimin kazanacağı bellidir. Fikri mülkiyet güvencesinin tam olmadığı, adil rekabet koşullarının işlemediği, makroekonomisi dalgalı bir zeminde, tüketici milli gelirinin 18 bin dolar barajını aşamadığı bir ortamda küresel marka çıkaramazsınız. Taksilerden yollara, lokantalardaki menülerden Olimpiyat ekibimizin giydiği formaya kadar her şeyin; kültür, sanat, tasarım ve strateji uzmanlarının oturduğu tek bir masadan yönetildiği bir yapıya kavuşmalıyız" değerlendirmesinde bulundu. Narbay, doğru sanayi politikalarının uygulanması halinde sektörün ihracatını kısa sürede 26 milyar dolardan 39 milyar dolara taşıyabileceğini; aksi durumda ise küçülerek 30 milyar dolar bandına sıkışan butik bir yapıya bürüneceğini kaydetti.

KUTU KUTU KUTU

4 YILDA 400 BİNE YAKIN İSTİHDAM KAYBI

Türkiye giyim ve tekstil sanayisi, son dört yılda 400 bine yakın istihdam kaybederek ciddi bir yara aldı. Sektörün içinde bulunduğu durum hakkında değerlendirmelerde bulunan TGSD Başkanı Ümit Özüren, emek yoğun bir yapıya sahip olan hazır giyim sektöründeki bu erimenin salt bir istatistik olmadığını vurguladı. Bu dramatik tablonun ardındaki gerçeğe dikkat çeken Özüren, "İstihdam kaybettik derken kullandığımız 400 bin rakamı; aynı zamanda bir bilgi birikimi, aynı zamanda bir hayat olarak karşımıza çıkmakta" ifadelerini kullandı. Sektörün geleceğinde vizyon değişikliğinin şart olduğunu belirten Özüren, darboğazdan çıkışın yolunun dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı "ikiz dönüşüm"den geçtiğini ifade etti. Giyim sanayisinin bilgi ve teknoloji yoğun bir yapıya evrilmesi gerektiğinin altını çizen Özüren, "Eğer bizler o katma değerimizi bilgi, teknoloji ve tasarım temelli olarak sağlarsak rekabet gücümüz de artacak; sektörümüz 'ucuz işçilik' ile anılan bir sektör olmaktan çıkacaktır" değerlendirmesinde bulundu.