SON DAKİKA

İstanbul'dan tersine göç

Şenay Araç Cumartesi 18 Temmuz 2026 02:00

Uzun yıllardır hep aynı sözü duyduk: "İstanbul'un taşı toprağı altındır." Bu sözle milyonlarca insan ekmeğini büyütmek, çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak ve yeni bir hayat kurmak için İstanbul'a geldi.

Ama bugün tablo değişmeye başladı.

Artık insanlar İstanbul hayali kurmuyor. Hatta “Hadi gel köyümüze dönelim” dönemi yaşanıyor.

Hiç aklıma gelmezdi; İstanbul’a gelen, bu şehrin havasını soluyan, suyunu içen, sokaklarında yaşayan insanların bir gün geri dönmeyi tercih edeceği…

TÜİK verilerine göre 2025 yılında İstanbul’dan ayrılanların sayısı 371 bin, İstanbul’a gelenlerin sayısı ise 330 bin oldu. Arada yaklaşık 41 bin kişilik bir fark var. Bu da İstanbul’un uzun yıllar sonra ilk kez net göç verdiğini gösteriyor.

Peki bunun sebepleri neler?

En önemli nedenlerin başında hayat pahalılığı geliyor. Kiralar ve satılık konut fiyatları birçok kişi için ulaşılmaz hale geldi. Bunun yanında gıda fiyatları, ulaşım giderleri, sosyal yaşamın maliyeti, eğitim ve sağlık harcamaları da ciddi şekilde arttı.

Bunlara bir de trafik, kalabalık, güvenlik endişeleri, uzun yol süreleri ve yorucu şehir hayatı eklenince insanlar artık daha sakin bir yaşamın hayalini kurmaya başladı.

Göç edenlerin profiline baktığımızda özellikle emekliler dikkat çekiyor. İş hayatını tamamlamış, çocuklarını büyütmüş birçok kişi memleketine ya da sahil kasabalarına yerleşiyor. İstanbul’daki evlerini kiraya vererek hem düzenli bir gelir elde ediyor hem de daha huzurlu bir yaşam sürüyorlar.

Memurlar da artık mümkün olduğunca İstanbul’da kalmak istemiyor. Atamaları çıktığında Anadolu şehirlerini tercih ediyorlar. Çünkü İstanbul’da yaşam maliyeti her geçen gün daha da ağırlaşıyor.

Bir başka önemli grup ise özel sektörde çalışan ve pandemi döneminde uzaktan çalışma sistemine geçenler. Home office düzeni birçok kişinin yaşam tercihlerini değiştirdi. Artık ofise her gün gitmek zorunda olmayan çalışanlar Yalova, Kocaeli, Silivri, Ağva, Şile gibi İstanbul’a yakın bölgeleri ya da Foça, Urla, Çanakkale, Sapanca ve Ege ile Akdeniz’in sakin ilçelerini tercih ediyor.

Ben de bunun birçok örneğine yakından şahit oluyorum.

Arkadaşlarım Şişli’deki evlerini kiraya verip Foça’ya taşındılar. İstanbul’dan gelen kira geliriyle hem oradaki kiralarını ödüyorlar hem de yaşamlarını sürdürüyorlar. En önemlisi de çok mutlu olduklarını söylüyorlar.

Başka arkadaşlarım ise çocukları eğitimine devam etmesine rağmen Urla’ya taşındı. Bahçeli müstakil bir evde yaşıyorlar. Ara sıra beni arayıp bahçelerinde yetiştirdikleri sebzeleri ve meyveleri gösteriyorlar. İstanbul ile bağlarını koparmadılar ama yaşamlarını artık çok daha huzurlu sürdürüyorlar.

Kalabalıktan bunalan başka bir arkadaşım ise Bodrum’a yerleşti. Yaz aylarında kalabalık arttığında evinden çok çıkmadığını söylüyor ama yine de İstanbul’a dönmeyi düşünmüyor.

Bunun gibi sayısız örnek var.

İstanbul’da işini tamamlayan, çocuklarını büyüten, emekli olan ya da uzaktan çalışma imkânı bulan birçok kişi artık daha sakin, daha huzurlu ve doğayla iç içe bir yaşamı tercih ediyor.

Elbette İstanbul hâlâ dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Tarihiyle, kültürüyle, ekonomisiyle vazgeçilmez bir şehir. Ancak hayatın temposu, artan maliyetler ve yoğunluk insanları farklı arayışlara yöneltiyor.

Bugün birçok kişinin hayali; deniz manzaralı küçük bir kasabada, bahçeli bir evde, kuş sesleriyle uyanacağı, trafik stresinden uzak, dingin ve huzurlu bir hayat yaşamak.

Ne diyelim…

Umarım herkes bir gün hayalini kurduğu yaşama kavuşur.