SON DAKİKA

Her hareket ilerleme değildir

Selçuk Akmaz - sselcukakmaz@gmail.com Perşembe 23 Nisan 2026 02:00

Başarı hikâyelerinin neredeyse tamamı gizli ya da açık bir "biz" vurgusu taşır. Çünkü biliriz ki, tek başımıza atacağımız adımlar bir yere kadar iz bırakır; zirveye giden yol, şüphesiz ki doğru yol arkadaşlıklarından, yani birliktelikten geçer. Ancak tam bu noktada, altını kalın çizgilerle çizmemiz gereken büyük bir yanılgı var: Her birliktelik bizi başarıya götürmez.

Hatta daha da ileri gideyim; bazı birliktelikler hayatımıza sırf "başarının aslında ne olduğunu" ya da "ne olmaması gerektiğini" öğrenelim diye girer.

İnsan ilişkileri, iş ortaklıkları ya da yol arkadaşlıkları... Bunların bazılarının sonu hüsranla bittiğinde kendimize kızarız. Oysa hayatın o görünmez dengesinde, bazı birliktelikler çekmemiz gereken bir "ceza", bazıları ise bizi zorlayarak büyüten sert birer "öğretmen"dir.

Peki, yaşadığımız bir hüsranın anlamsız bir ceza mı yoksa ufuk açıcı bir öğretmen mi olduğunu nasıl anlayacağız?

İşte bu ayrım, hayata ve insanlara dair o "ince bakışa" sahip olmakla mümkündür. Eğer o ince bakışı geliştiremez, olup bitenin ardındaki asıl mesajı okuyamazsak, kaderin o acımasız cilvesiyle baş başa kalırız: Sürekli tekrar eden döngüler. Çevrenize bir bakın; hep aynı tarz yanlış insanlarla ortaklık kuran, hep aynı iletişim hatalarıyla ekiplerini dağıtan, isimler ve yüzler değişse de hep aynı mağduriyet senaryosunun başrolünü oynayan ne kadar çok insan var, değil mi? İşte bu, cezanın öğretmene dönüşmesine izin vermeyenlerin düştüğü tuzaktır. Ana yapı aynı kalır, sadece sahnedeki figüranlar değişir.

Bu durumu en iyi özetleyen metafor sanırım "dönme dolap"tır.

Farkındalıktan uzaklaştığımızda, bir dönme dolabın içine hapsoluruz. Dönme dolap sürekli döner. Üzerindeyken rüzgârı hissederiz, bir aksiyon vardır, manzara değişiyor gibi gelir. Enerji harcanır, zaman geçer. Birçoğumuz bu duruma bakar ve "Evet, bir şeyler yapıyorum, çabalıyorum" deriz. Doğrudur, ortada inkar edilemez bir "hareket" vardır.

Ancak hayatın o sert gerçeğini tam da burada yüzümüze çarpmamız gerekir: Her hareket, ilerleme değildir.

Dönme dolapta günlerce dönebilirsiniz; çok yorulur, çok efor sarf edersiniz ama günün sonunda bir milimetre bile ileri gitmiş olmazsınız. Sadece başladığınız yere, o tanıdık ve tüketici noktaya geri dönersiniz. İlerleme ise dönmek değil, menzile doğru adım atmaktır.

Bu hafta, hayatınızdaki birlikteliklere o "ince bakışla" yeniden bir göz atın. Sizi çevreleyen insanlar, ortaklarınız, yol arkadaşlarınız... Onlar sizi menzile doğru bir adım öteye mi taşıyor, yoksa sadece o dönme dolabın içindeki sahte hareket hissini mi yaşatıyor?

Eğer yorulmanıza rağmen manzaralar hep aynı yere çıkıyorsa, başınıza gelenler bir türlü öğretmene dönüşmüyorsa, belki de artık o dönme dolaptan inip ayaklarınızı gerçek yola basma vakti gelmiştir.

Unutmayın; başarıya giden yolda kiminle yürüdüğünüz kadar, o yürüyüşün bir "ilerleme" olup olmadığı da hayati önem taşır.