NATO Zirvesi neden önemli?
NATO hiçbir zaman bu kadar büyük bir kriz yaşamadı. SSCB'nin dağılması ve 11 Eylül saldırıları bile bu denli sarsıcı olmadı.
Trump aklına estiğinde ‘’NATO’dan ayrılacağız’’ diyor. En ufak bir şey olduğunda NATO’daki ortaklarını suçluyor. Düşünün hiçbir devletin görüşünü sormadan, bilgi vermeden, üstüne üstlük barış görüşmeleri devam ederken İsrail’le birlikte İran’a saldırdı. Öngördüğü gibi kısa sürede rejimi deviremeyince NATO üyelerinden yardım istemek zorunda kaldı. Yardım gelmeyince muhataplarını suçladı.
Trump sadece konuşsa yani sözleri eyleme dökülmese sorun bu kadar büyük olmazdı. Ama ABD Avrupa’daki uçak, helikopter ve asker sayılarını, askeri ekipman ve malzeme stoklarını sürekli azaltıyor. Savaş nedeniyle depolarındaki füze, füzesavar ve dronları tüketti. Atlantik, Baltık, Karadeniz ve Akdeniz’deki gemilerini Basra Körfezine çekti. Yani NATO ile ilgisi olmayan bir savaş nedeniyle NATO’ya olan mükellefiyetlerini ihmal etti. Bununla da kalmadı bir NATO üyesi olan Danimarka’dan Grönland’ı istedi.
AB ülkeleri Trump’ın ilk döneminden beri gelişmeleri endişeyle takip ediyorlar. Amerika’da izolasyonist MAGA hareketi güçleniyor. Yani Trump gidince sorun çözülmeyecek. Bununla birlikte Avrupalılar ciddi bütçeler ayırmalarına ve gayret göstermelerine rağmen ordularını güçlendiremediler. NATO zirvesi böyle bir iklimde gerçekleştirilecek.
Türkiye üye olduğundan beri kanat ülkesi. Son beş yıldır merkez ülkelerden yani karar vericilerden biri olmaya çalışıyor. Türkiye’yi İngiltere, Almanya, İspanya ve İtalya gibi Avrupa devletleri ve Amerika’da destekliyor. ABD’li komutanların boşalttığı mevkilere genelde Türk askerleri getiriliyor.
Ankara’nın, krizden güçlenerek çıkmak için önerdiği formül, NATO’nun daha geniş bir coğrafyaya yayılması. Hakan Fidan’ın önerisi başlangıç olarak Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avusturalya’nın üyeliğe kabulü. Böylece NATO Avrupa-Atlantik eksenli olmaktan çıkarak, Avrupa-Atlantik-Pasifik eksenli olacak. Bu olursa Türkiye coğrafi olarak ta kanat ülkesi değil merkez ülke olacak. Bahse konu dört devlet, Türkiye’nin -diğer üyelerinde onayını alarak- zirveye katılmaları için yaptığı daveti kabul etti.
Bu öneri Pasifik’e yoğunlaşmak isteyen ama bunu bir türlü başaramayan ABD’nin stratejilerine uygun. NATO hem askeri hem ekonomik olarak güçlenecek. Hem de ABD’nin ağırlığı azalacak. ‘’ABD bunu neden kabul etsin?’’ demeyin. Zaten Amerika daha doğrusu cumhuriyetçiler, dünyanın jandarması olmaktan kurtulmak istiyorlar. Bu açıdan bakılınca bu öneri Avrupa devletleri içinde uygun. Zira ABD Pasifikte yapılanan NATO’yu gözden çıkaramaz.
Ankara’nın bu fikri ortaya atarken göz önüne aldığı ama dillendirmediği hususlardan biri Rusya’yla ilişkiler. NATO şu haliyle Rusya’ya karşı kurulmuş gözüküyor. Aslında da öyle. NATO Rusya’nın bir önceki formu olan SSCB’ye karşı kuruldu. Fakat Ankara açısından, NATO’nun Türkiye’ye düşman, hasım hatta rakip dahi olmayan Rusya’yla bu kadar karşı karşıya kalması doğru değil.
ABD’de son strateji belgesinde Rusya’yı düşman veya hasım olarak tanımlamadı. Oysa AB ve Amerika’daki demokratlar için Rusya en tehlikeli düşman. AB ülkelerinin etkisiyle ve Amerika’yı demokratların yönettiği dönemlerde, NATO eski SSCB coğrafyasına yöneldi. Rusya çok rahatsız olsa da eski Doğu Bloku ve Baltık ülkelerinin NATO’ya katılmalarına fiili müdahalede bulunmadı. Ama NATO Gürcistan, Moldova, Ukrayna gibi eski SSCB devletlerini üye yapmaya kalkınca işin rengi değişti. Söz konusu memleketler bölündü.
Türkiye’nin önerisi kabul görürse NATO, Rusya’yı karşısına almadan ve eski SSCB devletlerinden çok daha zengin ve güçlü devletleri bünyesine katarak genişleyecek. Ankara’nın diğer önerileri Türk generallerinin komutanlığında Adana’da Çok Uluslu Karargahın ve İstanbul’da Deniz Unsurları Komutanlığının kurulması. Bunlar olursa Türkiye, NATO’nun Ortadoğu ve denizlerle ilgili politikalarının belirlenmesinde daha fazla etkili olacak. Neticede Brüksel’dekiler sahadan gelen raporlara göre karar veriyor. Kaldı ki NATO’nun ikinci önemli pozisyonu olan Güvenlik Direktörü de Türk. Üçünce önemli pozisyon olan Reaksiyon Kuvvetlerinin Komutanı 2028 senesinden itibaren Türk olacak.
Zirveye devlet başkanları, başbakanlar, genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanları katılacak. Zirve’nin Ankara’da düzenlenmesinin amacı, katılımcılara Türkiye’nin savunma sanayinde geldiği seviyeyi göstermek. Katılımcılar Aselsan, TUSAŞ, Roketsan ve Havelsan’ı ziyaret edecekler. AB ülkeleri 2026 senesinden itibaren savunmaya ayıracakları bütçeleri %2’den %’5’e çıkardılar. AB, Amerika ve İsrail’in Ukrayna ve Körfez savaşları nedeniyle boşalan depolarını doldurmaya öncelik verecek olmaları Türkiye için büyük fırsat. Savunma sanayinde kurulan ilişkiler nesiller boyu sürer. İlk Amerikan uçakları ülkemize 40’lı yıllarda geldi. İlk Eurofighter’ları bu sene teslim alacağımız düşünüldüğünde seksen yıldır Amerikan uçakları kullanıyoruz.
Türkiye Avrupa ülkelerine satış yaparsa sadece para kazanmaz. Avrupa’ya yapılan satışlar referans niteliği taşır yani bütün kapıları açar. NATO’da güçlenmemiz savunma sanayimizi, savunma sanayinde mesafe almamız NATO’daki pozisyonumuzu olumlu etkiler. NATO açısından bugüne kadar yapılanlar içinde en önemlisi olan Ankara Zirvesi Türkiye için daha da önemli.