Sevgili okurlarım, Geçenlerde düşündüm. Artık insanların hayatında yeni bir "biri" var. Canı sıkılıyor, ona yazıyor.
Sevgili okurlarım, Son zamanlarda etrafıma baktığımda ilginç bir şey fark ediyorum.
Sevgili okurlarım, Modern çağın en sessiz ama en yaygın psikolojik sorunlarından biri, hiç kuşkusuz boşluk duygusu. Bu duygu çoğu zaman depresyon, kişilik örüntüleri ya da travmatik yaşantılarla birlikte görülse de, herhangi bir psikiyatrik tanısı olmayan birçok insan da hayatının bir döneminde bu hissi yaşayabilir.
Sevgili okurlarım, Yaz tatili başladı ama görünen o ki bazı çocuklar değil, ebeveynler okula devam ediyor.
Sevgili okurlarım, İlişkinin başında sizi göklere çıkaran, sürekli iltifat eden, "Seni benden başka kimse anlayamaz." diyen biri… İlk bakışta ne kadar sevgi dolu görünür, değil mi? Peki ya bütün bunlar sevgi değil de bir stratejiyse?
"Hayır diyemiyorum…" Son yıllarda en sık duyduğum cümlelerden biri bu. Bunu söyleyen insanların ardından gelen cümleler de neredeyse hiç değişmiyor: "Kimseyi üzmek istemiyorum." "Beni yanlış anlar diye korkuyorum." "Ayıp olur diye kabul ediyorum." "İstemiyorum ama kıramıyorum."
Şu günlerde herkes mutsuz. Mutlu olduğunu söyleyenlerin büyük bir kısmı ise aslında mutluluktan değil, anlık keyiflerden söz ediyor. Hazla dolu bir hayatın mutlu bir hayat olduğu düşünülüyor. Oysa mutluluk ile haz aynı şey değildir.
Hayat bazen bizi hazırlıksız yakalar. Bir telefon sesi, bir haber bülteni, bir kapı zili ya da beklenmedik bir veda…