İş dünyasında öyle bir enflasyon var ki, hiçbir kurumun rakamlarına sığmıyor: Unvan enflasyonu.
Türkiye ekonomisinin belkemiği, üretimin ve ticaretin can damarı, canımız ciğerimiz esnafımız... Onların İstanbul'daki en şatafatlı, en ağır temsil makamlarından biri nerede? Beyoğlu Tarlabaşı'nda: İstanbul Bilumum Madeni Eşya ve Sanatkarlar Odaları Birliği.
Geçen haftaki Terminal Kadıköy tuvalet gişesi yazısından sonra anladım ki, hepimiz hayatın o küçük, kimsenin hesaplamaya yeltenmediği gişelerinde beklemekten çok yorulmuşuz.
70 milyon Euro yatırımla Söğütlüçeşme'ye kondurulan 'Avrupa vizyonu', vatandaşın en temel biyolojik ihtiyacıyla çarpışınca ortaya 15 liralık trajikomik bir otogar gerçekliği çıktı.
Hani hep konuşuyoruz ya; doktorlar gidiyor, mühendisler gidiyor, gençler gidiyor... Meğer sırada kim varmış biliyor musunuz? Yatlar! Evet, bildiğimiz fiberglas, ahşap, yelkenli veya motorlu teknelerimiz de bavulunu (veya çapasını) toplayıp ülkeyi terk ediyor.
Dünya ekonomisinin direksiyonunda oturanlar, bazen sinyali sola verip sağa kırmayı pek severler. Ama bu seferki kırma, öyle böyle değil; şarampole yuvarlanma garantili bir U dönüşü.
Fizik kanunlarına göre madde yoktan var edilemez, var olan madde yok edilemez. Ancak Türkiye ekonomisinin geldiği son noktada, sanayicimiz bu kanunu çürütmek üzere. Elimizde ne var? Yoktan var edilen borçlar ve varken yok olan kâr marjları.
Türkiye, son yıllarda sağlık turizminde sessiz ama devasa bir devrim gerçekleştirdi. Özellikle diş implantı üretiminde ve uygulamasında dünyanın parmakla gösterdiği ülkelerden biri haline geldik.