Biliyorsunuz, bu ülkede işleyen bir sistem görmek, çölde kutup ayısıyla karşılaşmak kadar şaşırtıcı bir durum.
İnsanlık tarihi, çaresizliğin dibine vurulduğunda gözlerin hep gökyüzüne çevrildiği sayısız hikayeyle doludur. Toprak sustuğunda, umut her zaman yukarıdan, ulaşılmaz olandan beklenir.
Şubat ayında Hannover Fairs Turkey'nin (HFT) basınla buluşmasına katıldım.
İş dünyasında öyle bir enflasyon var ki, hiçbir kurumun rakamlarına sığmıyor: Unvan enflasyonu.
Türkiye ekonomisinin belkemiği, üretimin ve ticaretin can damarı, canımız ciğerimiz esnafımız... Onların İstanbul'daki en şatafatlı, en ağır temsil makamlarından biri nerede? Beyoğlu Tarlabaşı'nda: İstanbul Bilumum Madeni Eşya ve Sanatkarlar Odaları Birliği.
Geçen haftaki Terminal Kadıköy tuvalet gişesi yazısından sonra anladım ki, hepimiz hayatın o küçük, kimsenin hesaplamaya yeltenmediği gişelerinde beklemekten çok yorulmuşuz.
70 milyon Euro yatırımla Söğütlüçeşme'ye kondurulan 'Avrupa vizyonu', vatandaşın en temel biyolojik ihtiyacıyla çarpışınca ortaya 15 liralık trajikomik bir otogar gerçekliği çıktı.
Hani hep konuşuyoruz ya; doktorlar gidiyor, mühendisler gidiyor, gençler gidiyor... Meğer sırada kim varmış biliyor musunuz? Yatlar! Evet, bildiğimiz fiberglas, ahşap, yelkenli veya motorlu teknelerimiz de bavulunu (veya çapasını) toplayıp ülkeyi terk ediyor.