Şarjı biten bir dünyaya 1C hızında tutunma çabaları
Yine masanın başında, önümdeki devasa istatistiklere bakıp kendi içsel enerjimin nasıl bu kadar çabuk bittiğini, oysa elin oğlunun elektriği nasıl gigavatlarca depoladığını düşünüyorum.
Bazen kendi yazdığım metinleri o kadar çok eleştiriyorum ki, beynimdeki frekans düzenlemesi bozuluyor; bir Oğuz Atay karakteri gibi kendi içimde kayboluyorum. Oysa YEO Teknoloji’nin yüzde 100 iştiraki Reap Battery, Tuzla’daki fabrikasında tam da bu "ani yük değişimlerine" ve "frekans dalgalanmalarına" çözüm bulmuş. Üstelik bunu benim gibi kelimelerle boğuşarak değil, basbayağı 0.5C ve 1C batarya sistemleri üreterek yapıyorlar.
Düşünsenize, üretime geçeli henüz 5 ay olmuş ve 1 GWh’ın üzerinde iş hacmine ulaşmışlar. Dile kolay, 1 GWh... Bizim yazı işlerindeki yıllık çay tüketimi enerjisinin bile fersah fersah ötesinde bir rakam bu. Türkiye'deki batarya üreticilerinden farklı olarak Reap Battery, hem 0.5C hem 1C teknolojisinde üretim yapıyor. 0.5C dediğimiz sistem, depoladığı enerjiyi 2 saatte şebekeye veriyor. 1C ise aynı enerjiyi 1 saatte. Koskoca bir tesisin enerjisini 1 saatte sisteme entegre edebiliyorsunuz. Biz bazen çetrefilli bir ekonomi kulisini 1 saatte toparlayıp sayfaya basamazken, adamlar şebekeyi ayağa kaldırıyor.
Bir de meselenin yollarda sessiz sedasız süzülen kısmı var. Mart ayı verilerine göre Türkiye'de elektrikli araç sayısı 411 bini bulmuş. Bu araçlar şarj istasyonlarına yanaşıp tam 67 MWh elektriği adeta hüpletmişler. Elektrikli araç parkı büyüdükçe, şarj altyapısındaki o anlık güç talebi öyle bir artacak ki, mevcut şebeke altyapısı bu yüke kelimenin tam anlamıyla "Ben artık tutunamıyorum" diyecek. Reap Battery tam da burada devreye girip, hızlı şarj noktaları için enerji depolamayı bir lüks olmaktan çıkarıp mecburiyete dönüştürüyor.
Mesele sadece bir kutunun içine lityum iyonları tıkıştırmakla bitmiyor tabii. Enerji arz güvenliği ve sanayideki bu devasa dönüşüm, tıpkı yakından takip ettiğim o karmaşık enerji jeopolitiği gibi, çok boyutlu bir mühendislik ve finansman aklı gerektiriyor. YEO Teknoloji CEO’su Tolunay Yıldız’ın da altını çizdiği gibi; bir projede sadece batarya üretmek yetmiyor; bunun finansmanını, mühendisliğini, şebeke entegrasyonunu ve uzun vadeli işletmesini de aynı anda yönetmek zorundasınız. Ben bazen bir saha haberinde ses kayıtlarımı, basın bültenlerini ve kendi eleştirel iç sesimi tek bir metinde toparlamakta zorlanırken, adamlar Avrupa’daki yatırım faaliyetlerini DEFIC Globe, yenilenebilir enerjiyi CALL Energy, depolamayı da Reap Battery ile tek bir ekosistemde tıkır tıkır işletiyor. Anlayacağınız, sadece enerji değil, koca bir altyapı zekası üretiyorlar.
Rakamlar aslında bize geleceğin röntgenini çekiyor. Türkiye'de enerji depolamalı elektrik üretim tesisleri için bugüne kadar yaklaşık 33 GWh seviyesinde ön lisans tahsis edilmiş. Şu an 350 MWh olan kurulu kapasitenin yıl içinde 1.500 MWh’a fırlaması bekleniyor. Küresel ölçekte ise işler iyice çığırından çıkmış durumda; geçen yıl 270 GW olan kurulu gücün 2034'te 1.545 GW'a ulaşacağı öngörülüyor. Neticede, YEO Teknoloji 40'tan fazla ülkede 400'ün üzerinde projeye imza atarak, Türkiye'den dünyaya uzanan entegre bir enerji altyapı modeli kuruyor. Biz kendi iç dünyamızdaki küçük enerji krizlerimizi çözmeye çalışırken, Tuzla'dan çıkan bir marka yıllık 5 GWh kapasiteyle global bir oyuncuya dönüşüyor. Ne diyelim; enerjiniz bol, frekansınız daim olsun.