SON DAKİKA

Erken seçim gündemde mi?..

Alparslan Türkoğlu Salı 26 Mayıs 2026 11:50

Yerel seçimler CHP'nin zaferiyle sonuçlanınca erken seçim Türkiye'nin gündemine girdi. Ben baştan itibaren erken seçim olmayacağını savundum.

istikrarı sağlamayı hedefleyen programa göre, 2027 yılında ekonomik olarak rahatlayacaktık. Böyle bir program varken, 2027 sonundan veya 2028 başından önce seçime gitmek iktidar açısından intihar olurdu. 

Yerel seçimlerden altı ay sonra başlatılan Terörsüz Türkiye süreci de erken seçime gidilmeyeceğini gösteriyordu. Erken seçime gidecek bir iktidar bu kadar riskli bir süreç başlatmaz. Sürecin tam ortasında seçime gidildiğini düşünün. Süreç tamamlanmamış olduğundan büyük oy kaybeder iktidardaki partiler.

Zaten ekonomik program hedeflerine, planlanandan geç ulaşılabiliyordu. Bu gecikmelerde CHP ile ilgili başlatılan yolsuzluk operasyonları başlıca faktördü. Bu vesileyle bir hatayı düzeltelim. Operasyonların ekonomimize maliyeti sanıldığı kadar yüksek değil. Örneğin Ekrem Bey göz altına alındıktan sonra MB rezervleri 52 milyar dolar civarında azalınca medya ‘’operasyonun ekonomimize maliyetinin’’ 52 milyar dolar olduğunu iddia etti. Merkez Bankası bahse konu 52 milyar doları sokağa atmıyor ki. 

Dolar yükselmesin diye piyasaya dolar veriyor, karşılığında TL alıyor. Yani dolar rezervi azalırken TL rezervi artıyor. Piyasa, Merkez Bankasının ihtiyacı karşılayabildiğini ve doların artmadığını görünce, zamanla dolara olan talep düşüyor. MB bu sefer TL satıp, dolar almaya başlıyor. 

Nitekim Ekrem Beyin tutuklanmasından üç ay sonra MB’deki dolar rezervleri eski seviyesine geldi. Türkiye bu operasyondan muhakkak zarar etmiştir. Ama bu zararın tutarı, 52 milyar dolar değil doların alışı ile satışı arasındaki kur farkı kadardır. Yani çok daha cüzi bir rakamdır. MB’de talebi karşılayacak kadar dolar olmasaydı zarar devasa boyutta olurdu. Zaten MB’lerin döviz rezervi tutmasının sebebi bu.

2026 senesinde meydana gelen üç gelişme erken hatta baskın seçim yapılması ihtimalini güçlendirdi. Bunlardan ilki Körfez Savaşıdır. Savaş başladıktan sonra dolar ve gaz fiyatları hızla arttı. Şimşek’in savaşın ilk günlerinde yaptığı açıklamaya göre, bu artışların ekonomimize günlük maliyeti 500 milyon dolar dolayındaydı. Ateşkesten sonra fiyatlarda düşüş meydana geldiğinden günlük maliyet azalmıştır. Bununla birlikte dolar ve gaz eski fiyatlarına gelmediği sürece toplam maliyet sürekli artıyor ve artacak. 

Dikkatlerden kaçan ama ekonomimizi asıl zorlayacak olan gelişme, gübre fiyatlarının dolar ve gazdan daha hızlı artması ve bu artışa bağlı olarak gelişen gübre yokluğu/kıtlığıdır. Mesela üre gübresinin fiyatı 420 dolardan 930 dolara çıktı. İç piyasadaki artış daha düşük oldu zira arada ki farkı devletimiz sübvanse etti. 

Gübredeki artış 2026’da üretilen tarımsal ürünlerin maliyetini kısmen artıracak. Zira 2026’da piyasaya sürülecek ürünlerin bir kısmı savaştan önce yani fiyatlar düşükken gübrelendi ya da gübreleme daha sonra yapılsa bile stoklardaki düşük maliyetli gübre kullanıldı. Oysa 2027 senesinde toplanacak mahsulün üretiminde pahalanmış gübre kullanılacağından, gıda fiyatları 2027’de hedeflenenden daha yüksek olacak. Gıda fiyatları enflasyon üzerinde son derece belirleyici olduğundan, enflasyon düşmeyecek. Yani vatandaş ekonomik olarak rahatlayamayacak. 

İkinci gelişme Mutlak Butlan kararıdır. Bu kararla birlikte CHP büyük ihtimalle bölünmeyle sonuçlanacak bir kavga ortamına girdi. İstinafın Mutlak Butlan kararı vermesi, kurultayla ilgili ceza davasında mahkumiyet verilme ihtimalini güçlendirdi. Eğer ceza davasında mahkumiyet kararları verilirse, belediye başkanlarına ilaveten çok sayıda CHP milletvekili de ceza alacak ki bu CHP’deki kaosu artırır. CHP son derece zayıflamış ve partinin önde gelenleri birbirlerine düşmüşken seçime gitmek iktidarın lehine.

Terörsüz Türkiye Sürecinde kayda değer gelişme olmaması da iktidarın seçime sıcak bakmasına yol açacaktır. Bugün itibariyle seçmenlerin baskın çoğunluğunun rahatsız olacağı, iktidarın oy kaybetmesine yol açacak bir adım atılmadı. Demirtaş’ın tahliyesi, Ahmet Türk’ün, Ahmet Türk’ü geçtim CHP’nin Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevlerine dönmesi gibi sembolik adımlar bile atılmadı.

Buna karşın Dem Partililer muhalefete 2023 ve 2024 yıllarındaki kadar sıcak değil. Seçim olsa Dem Parti ikinci turda cumhur ittifakının adayını destekler. Seçmenlerinin baskın çoğunluğu bu karara uyar.

Bu gelişmeler Ekim-Kasım’da baskın seçim yapılması ihtimalini artırsa da bu konuda henüz karar verilmiş değil. Eğer Körfez’de barış anlaşması ya da uzun vadeli ateşkes imzalanırsa baskın seçim olmayabilir. İktidarın Terörsüz Türkiye Süreciyle ilgili radikal adımlar atılması da seçim olmayacağını gösterir. Bunlara karşın eğer savaş yeniden başlarsa veya savaş başlamasa bile enerji ve gübre fiyatlarını düşürecek bir gelişme olmazsa baskın seçim iktidar açısından en uygun alternatif olur.