Dolar $
15,58
%0.01 0.00
Euro €
16,21
%-0.04 -0.01
Sterlin £
19,07
%-0.24 -0.05
Altın
920,10
%-0.22 -2.03
SON DAKİKA

Sensiz, bir yıl daha başladı…

Serhat Durmuş 05 Oca 2022

Büyük Prensesim eğer yaşasaydı, bu gün 17 yaşında olacaktı…

Şimdilerde en sevdiği arkadaşlarının ne kadar büyüdüklerini gördüğümde, onunda nasıl olabileceğini hayal etmeye çalışıyorum çaresizce…

Bu gün, sadece onu anlatmak istedim…

Hatta onun içinde yaşamaya devam ettiği ve asla ölmeyeceği kitabımı da bitirdim…

Ilgın’ım, 9 aylık yürüyüp 1 yaşından itibaren konuşmaya başlayarak hepimiz şaşırtmış kısa sürede ailemizin neşe kaynağı olmayı başarmıştı.

Abisine nasıl abi olunması gerektiğini öğretirken, kardeşi Eylül’e kimsenin kızmasına izin vermezdi. 

Ana okulunda onun ne kadar titiz ve akıllı olduğu konusunda bizi ilk uyaran, Yükselen öğretmen olmuştu.

Her şeyi eksiksiz yapma gayreti, öğrenmeye olan ilgisi ve bitmek tükenmek bilmeyen merakı herkesin dikkatini kısa sürede çekmişti.

İlk okulda ise onun ne kadar özel bir çocuk olduğunu bize hatırlatan Hülya öğretmen, tüm derslerdeki başarısının en önemli mimarı olmuştu.

Annesinin kuzusu, babasının ürkek güvercini olarak, bale ve resim konusundaki becerilerine bir süre sonra piano’daki başarısını da eklemişti.

O ne yapsa kimse şaşırmıyor, hayranlıkla, alkışlar birbirini kovalıyordu.

Deniz, en sevdiği gözdesiydi, yüzmek, dalmak ondan sorulurdu.

Dil konusundada inanılmaz yetenekliydi. İngilizce’nin yanında Fransızca konusunda da çok başarılıydı.

Bir defasında kendi sınıfında 33.000 kişinin girdiği bir sınavda 1. olmuştu ancak biz hiç şaşırmamıştık.

Sonra 8. sınıf geldi çattı ve okulunda Galatasaray Lisesi’ni kazanabilecek 3 kişiden biri olarak, tüm soruları doğru yapmak adına gece gündüz çalışmaya başladı. Bazen ona yalvarmama rağmen yinede dersi bitmeden yatmazdı ve ikna edemezdim maalesef.

Sonra prensesime, düşmeyen bir ateş musallat oldu. Karın ağrısı ve 39.3° ateş…

Doktorlar Lösemi teşhisi koydular…

O gün hastanede ilk aklıma gelen şu olmuştu, korktuğum başıma gelmişti. Hep şunu düşünürdüm; Allah bir çocuğa hem çok akıllı olmayı hem de çok güzel olmayı, aynı anda bu kadar sınırsız nasıl verebilirdi?.. 

Yoksa ILGIN’ım bir melek miydi?

Artık daha fazla detaya inmeden zaman makinemi çalıştırıp dünya tatlısı kızımla hastane bahçesinde tekerlekli sandalyeyle onu gezdirdiğim ve yalnız konuştuğumuz son geceye gitmek istiyorum…

-Canım kızım tedavin bitiyor az kaldı, biliyorum canın da çok yanıyor ancak yolun sonuna geldik. Seni buradan çıkarıp kimsenin olmadığı harika bir sahile götüreceğim.

Muhtemelen Gökçeada’ya, ne dersin ?

- Çok iyi olur, doktorlar yüzmeme izin verirler mi sence?

- Elbette, kateterini de çıkardılar, hem deniz suyu sana çok iyi gelecek.

- Bademi de alacak mıyız ?

-Tabi ki evde çok sıkılıyor yaramaz, gece uyutmuyor bizi, sürekli miyavlıyor. Ayrıca senin tuallerini ve boyalarını da götürelim, sahilde resim yaparsın.

- Çok iyi olur babacım, inan artık çok sıkıldım bu hastaneden, acı çekmekten, kemoterapiden nefret ediyorum. Sadece buradan çıkıp gitmek istiyorum. 

-Canım kızım yorma kendini, seni buradan mutlaka çıkaracağım ancak iyileşmen gerekiyor biliyorsun. 

Sonra bir sessizlik oldu…

-Babacım koluna girip biraz yürümek istiyorum.

Onu tekerlekli sandalyeden doğrultup koluma girmesini sağladım, gökyüzünde milyonlarca yıldız bize eşlik ederken yavaşça yürüdük hiç konuşmadık ancak onun için dünyayı yerinden oynatabileceğimi biliyordu. 

Rüzgar bize hafifçe eşlik ediyordu….

O dakikanın, hayatımın en önemli anı olduğunu bilmiyordum…

-Sonra onu, çok sevdiğimi söyleyiverdim. Utanınca gamzeleri çıkardı prensesimin ve yine öyle oldu, sonra artık gidelim baba, annem merak eder dedi…

Herkes gitmek için zamanını beklerken, bu Dünya’da, asla değiştiremeyeceğimiz pek çok önemsiz şeyin peşinden koşuyoruz. Hiç düşündünüz mü Dünya’da şu an nefes alan 8.5 milyar insan 2100 yılında toprağın altında olacak!.. 

Sonra nedense, ILGIN için yazdığım kitabın kapak sözü aklıma geliyor; 

Nietzsche kitaba adeta tercüman oluyor;

“Yazılanlar arasında en sevdiklerim, yazarların kanlarıyla yazdıklarıdır…”

Artık uyanın hayat çok kısa, 2022 için bir değişiklik yapın ve sevdiklerinizin kıymetini bilerek başlayın…