SON DAKİKA
web

Pahalı hayat düşük kalite

Sultan Yılmazcan - sultanylcan@gmail.com Cumartesi 25 Nisan 2026 02:00

Son yıllarda Türkiye'de vatandaşın en çok hissettiği şey hayat pahalılığı değil, ödediği bedelin karşılığını alamama duygusudur.

Türkiye’de pahalı bir hayatı, ne yazık ki kalitesiz bir şekilde yaşıyoruz. Dış politikada ve savunma sanayide güçlü bir tablo çizerken, iç politikada enflasyonla boğuşuyoruz. Market raflarında ürünler her geçen gün küçülürken fiyatlar büyüyor; elektrik, doğalgaz ve suya yapılan zamlar ile vergilerin altında eziliyoruz. Vatandaştan toplanan bedelin karşılığında verilmesi gereken hizmetler ise aynı ölçüde hissedilmiyor.

Ufak depremlerin ardından ne telefonlar ne de internet kullanılamıyor. En kritik anlarda iletişim tamamen kopuyor. Bu durum, sadece altyapı değil aynı zamanda yönetim ve planlama sorununu da gözler önüne seriyor.

Türkiye’de internet hem pahalı hem de yetersiz

Yüksek ücretler ödememize rağmen sunulan GB miktarı sınırlı, bağlantı kalitesi ise çoğu zaman kesintilerle dolu. Oysa yurt dışında insanlar daha uygun fiyatlarla, daha yüksek veri kotaları ve güçlü altyapılarla internete erişebiliyor. En çok ihtiyaç duyduğumuz anlarda iletişimsiz kalıyor, ödediğimiz bedelin karşılığını alamıyoruz. Örneğin İtalya’da 200 GB internet ve sınırsız konuşma yaklaşık 700 TL iken, Türkiye’de çok daha düşük paketler bile bunun birkaç katı fiyata ulaşabiliyor.

Kalitesizlik yalnızca hizmetlerde değil, soframıza gelen ürünlerde de karşımıza çıkıyor. Bazı markaların Türkiye’deki ürün içerikleri ile bazı Avrupa ülkelerindeki içerikleri arasında farklar olduğu yönünde tartışmalar uzun süredir gündemde. Bu durum sadece tek bir marka ile sınırlı değil; farklı ürün gruplarında da benzer iddialar kamuoyunda sık sık konuşuluyor.

Benzer tartışmalar zaman zaman Ülker ürünleri için de gündeme geliyor. Aynı markanın farklı ülkelerde satışa sunduğu ürünlerin içeriklerinin değiştiği yönündeki tüketici paylaşımları ve değerlendirmeler, gıda standartları konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Tüketici, her ülkede aynı kaliteyi beklerken içerik farklılıkları güven duygusunu zedeliyor.

Gazlı içeceklerde früktoz oranlarının yüksekliği ve bunun uzun vadede sağlık üzerindeki etkileri de ayrı bir tartışma konusu. Aynı şekilde bazı kuruyemiş ve işlenmiş gıda ürünlerinde palm yağı kullanımı da kamuoyunda sıkça eleştiriliyor.

Avrupa Birliği standartlarının sıkılığı nedeniyle ihracata giden bazı tarım ürünlerinin geri çevrildiği biliniyor. Bu da iç piyasada denetim mekanizmalarının yeterliliği konusunda soru işaretlerini artırıyor.

Tüm bunların içinde büyüyen bir toplumun sağlık sorunları yaşamaması neredeyse imkânsız. Çünkü mesele sadece fiyat değil; mesele, kalitenin sistemli olarak düşmesi.

Sonuç olarak sorun yalnızca pahalılık değil; sorun, bu ülkede vatandaşın daha düşük kaliteye daha yüksek bedel ödemek zorunda bırakılmasıdır. Ve bu tabloya sessiz kalındıkça, bedel yalnızca bugün değil, yarın da çok daha ağır ödenecektir.


Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/analizga/public_html/modules/yazarlar/theme/turkbilisim-v5/main.php on line 219