Enflasyon düşüyor ama halk pahalılıkla mücadelede
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz 2026 enflasyon rakamlarını açıkladı. Açıklanan verilere göre tüketici fiyatları temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,78, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 31,75 arttı.
İlk bakışta bu rakamlar, geçen yıla göre enflasyonda bir miktar gerileme olduğunu gösteriyor. Geçen yıl temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 33,52 seviyesindeydi. Bugün ise yüzde 31,75'e inmiş durumda. Ancak bu tablo, vatandaşın hayatının ucuzladığı anlamına gelmiyor.
Çünkü enflasyonun düşmesi, fiyatların düştüğü anlamına değil; fiyatların eskisi kadar hızlı artmadığı anlamına gelir. Pazara, markete veya faturalarına bakan vatandaş hâlâ her ay yeni zamlarla karşılaşıyor.
Enflasyonun en fazla hissedildiği alan yine mutfak oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık fiyat artışı yüzde 37,53 olarak gerçekleşti. Yani sofraya gelen ekmekten sebzeye, meyveden ete kadar birçok üründe fiyat artışları genel enflasyonun da üzerinde seyrediyor.
Dar gelirli aileler gelirlerinin büyük bölümünü gıdaya harcadığı için bu artış toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkiliyor. Maaşlara yapılan zamlar henüz cebe girmeden market raflarındaki yeni fiyatlarla büyük ölçüde eriyebiliyor.
Bir diğer dikkat çeken kalem ise konut harcamaları oldu. Kira, su, elektrik, doğal gaz ve diğer yakıt giderlerinde yıllık artış yüzde 40,32 seviyesine ulaştı.
Bugün birçok aile için en büyük sorunlardan biri artık kira ödeyebilmek. Elektrik, doğal gaz ve su faturaları da aile bütçesinde önemli bir yük oluşturuyor. Özellikle sabit gelirli emekliler ve asgari ücretle çalışanlar bu giderleri karşılamakta her geçen ay daha fazla zorlanıyor.
Ulaştırma harcamalarında da fiyat artışları devam ediyor. Yıllık artış yüzde 30,83, aylık artış ise yüzde 2,59 oldu.
Akaryakıt fiyatlarındaki değişimler sadece araç sahiplerini değil, taşımacılığı da etkilediği için market fiyatlarına kadar birçok alanda dolaylı zam olarak geri dönüyor.
Temmuz ayında fiyatlar yalnızca birkaç üründe gerileme gösterdi. TÜİK verilerine göre incelenen 174 harcama grubunun yalnızca 50'sinde fiyat düşerken, 117 grupta fiyatlar yükseldi. Bu da zamların ekonominin büyük bölümüne yayıldığını ortaya koyuyor.
Ekonomistlerin yakından takip ettiği çekirdek enflasyon göstergesi olarak bilinen Özel Kapsamlı TÜFE (B) ise yıllık yüzde 30,98, aylık yüzde 1,66 arttı.
Bu veri, geçici fiyat hareketleri çıkarıldığında bile fiyat artışlarının hâlâ yüksek seyrettiğini gösteriyor. Yani enflasyondaki mücadele henüz tamamlanmış değil.
Olumlu taraftan bakıldığında ise yıllık enflasyonun geçen yılın aynı dönemine göre gerilemeye devam ettiği görülüyor. Bu durum uygulanan para politikalarının etkisinin yavaş yavaş hissedilmeye başladığını gösteriyor.
Ancak vatandaş açısından asıl önemli olan gösterge istatistiklerdeki düşüş değil, cebindeki paranın alım gücüdür. Eğer maaş artışları enflasyonun gerisinde kalıyorsa, insanlar her ay biraz daha fakirleşmiş hisseder.
Bugün toplumun büyük bölümü enflasyonu açıklanan oranlarla değil; pazarda, kasada ve faturalarında gördüğü rakamlarla ölçüyor. Çünkü günlük hayatın gerçek enflasyonu, alışveriş sırasında hissediliyor.
Önümüzdeki aylarda enflasyonda düşüş eğiliminin devam etmesi umut verici olacaktır. Ancak bunun vatandaşın yaşamına olumlu yansıması için sadece enflasyonun gerilemesi yeterli değildir. Gelirlerin de aynı hızla artması, üretimin güçlenmesi, gıda arzının artırılması ve konut maliyetlerinin kontrol altına alınması gerekiyor.
Sonuç olarak Temmuz 2026 verileri, ekonomide enflasyonla mücadelede belirli bir mesafe alındığını gösteriyor. Ancak vatandaşın günlük hayatındaki pahalılık hissi devam ediyor. Enflasyon rakamlarının kalıcı şekilde düşmesi kadar, bu düşüşün mutfağa, pazara, kiraya ve faturaya yansıması da büyük önem taşıyor. Gerçek başarı; yalnızca istatistiklerde değil, vatandaşın yaşam standardında hissedilen iyileşmeyle ölçülecektir.