Hayatın en basit ama en çok unutulan kurallarından biri şudur: Bir karar alıyorsanız, onun sonucunu da kabul etmek gerekir.
Bir toplumun ne kadar güçlü olduğunu anlamak için sadece yollarına, köprülerine, fabrikalarına ya da ekonomik büyüklüğüne bakmak yeterli değildir. Asıl önemli olan, insanların birbirleriyle nasıl konuştuğudur. Çünkü toplumları ayakta tutan görünmeyen bir bağ vardır: sosyal diyalog.
Son yıllarda insanların günlük konuşmalarında giderek daha fazla duyulan bir kelime var: belirsizlik. Eskiden daha çok ekonomi uzmanlarının, yatırımcıların ya da siyasetçilerin kullandığı bu kavram artık pazara çıkan vatandaşın, iş arayan gencin, emeklinin ve esnafın da hayatının içine girmiş durumda. Çünkü bugün birçok kişi aynı soruyu soruyor: "Yarın ne olacak?"
Günümüz ekonomilerinde şirketlerin başarısı artık yalnızca finansal performans göstergeleriyle ölçülmüyor.
Sanayi devriminden bu yana üretim süreçleri, insanlık tarihinin en büyük ekonomik dönüşümlerine öncülük etti.
Vergi sistemleri, bir ülkenin sadece kamu gelirlerini nasıl topladığını değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal tercihlerini de yansıtır. Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde uzun yıllardır tartışılan temel konulardan biri ise dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki yüksek payıdır.
Küresel ekonominin giderek karmaşık hale geldiği bir dönemde, ülkelerin sadece üretim gücü, ihracat performansı ya da büyüme oranlarıyla değil; aynı zamanda kurumsal denetim kapasitesiyle de değerlendirildiği bir gerçeklik ortaya çıkmıştır.
Günümüz dünyasında bireyler artık yalnızca kendi çabalarıyla varlık gösteren izole aktörler değil; aksine, birbirine bağlı, sürekli etkileşim içinde olan geniş bir insan ağının parçalarıdır.