SON DAKİKA

Sismik aktivite depremi tetikler mi?

Bu yıl 17 Ağustos tahmin ettiğimden de sönük geçti. Medya'da cılız birkaç hatırlatma haberi dışında neredeyse yok sayıldı, büyük felaket.

Ancak tüm bu önemsizleştirme cabalarına inat, 18 Ağustos’ta Adalar açıklarında tam da 1894 fay segmenti üzerinde olağandışı bir sismik hareketlilik başladı ve 3 günde 162’den fazla Mw<4 mikro deprem meydana geldi. Jeofizikçiler olarak biz bu depremleri önemsiyoruz ve   Marmara Deniz tabanına yerleştirdiğimiz ivme ölçer kayıtçılar ile fayın nabzını tutmaya devam ediyoruz. Elbette ki insanlar endişelendiler ve pek istemeseler de 17 Ağustos 1999 ve 6 Şubat 2023 tarihlerinde meydan gelen deprem felaketlerini herkesin aklından geçirdiğine eminim. Zira 2026 yılında dünyada son 6 ayda, magnitüdü 7’nin üzerinde olan 10 yıkıcı depremin meydana gelmesi de aslında insanları kaygılandıran nedenlerin başında geliyordu. Bu depremleri incelediğimizde;

deprem

En ciddi can kaybının 24 Haziran’da Venezuela’da meydana gelen 2 deprem ile oluştuğunu görüyoruz.

Dünyada meydana gelen diğer büyük depremlerin bulundukları fay sistemleri elbette ki Marmara denizinde ki fay mekanizmasıyla bağlantılı değil ancak yine de depremler dünyanın dört bir yanında can almaya devam ediyor. Son 6 ayda depremler sonucu hayatını kaybeden insan sayısı 7000’e yakın, bu rakam hiçte az değil ancak resmi kayıtlara göre son 100 yılda ülkemizde depremler neticesinde hayatını kaybeden 130 binden fazla insanımız olduğunu da hatırlatmak isterim.

Gelelim Marmara denizinde ki olağan dışı hareketliliğe. Sismik aktivitenin yoğun yaşandığı bu bölge, adalar fay segmenti üzerinde bulunan 1894 fayının olduğu yerde bulunuyor. Buradaki fayın uzunluğu yaklaşık 45 km. ve bu fay kırıldığında 7 Magnitüdünün üzerinde bir deprem üretecek güçte, zira halen fayın 45 km. güzergahı boyunca, 132 yıllık bir enerji birikimi var. 17 Ağustos 1999 depreminde fayın kırılarak denizin içinde devam ettiği en son noktadan, 1894 fayının olduğu bölgeyi tetikleyecek bir kırılma yaşanabilir mi?

Evet yaşanabilir, peki bu kırılma devam ederek 1766 fayını tetikleyebilir mi? 

Evet tetikleyebilir ancak 1939 başlayarak 60 yılda 1100 km yol alan Kuzey Anadolu Fay segmenti bize gösterdi ki bu kırılma hareketleri genelde parçalı olarak meydana geliyor. Jeolojik yapının mukavemeti bölgesel farklılıklar gösterdiği için tek parçada büyük kırılmalar beklemiyoruz. Ancak yine de İstanbul’daki yapı stoğumuzun %70’i 1999 öncesi yapılmış olan eski tip binalardan oluştuğu için kaygılıyız.

Çünkü biliyoruz ki 1999 öncesi yapılan hiçbir binanın zemin etüdü yok. Çünkü biliyoruz ki bu binalarda hazır beton ve nervürlü donatı kullanılmadı. Çünkü biliyoruz ki bu binalar ciddi bir mühendislik hizmeti alınarak zeminlerindeki farklılıklara ve zayıflıklara göre inşa edilmediler. Çünkü biliyoruz ki bu binalar yapılırken hiçbiri belediye ya da yapı denetim tarafından denetlenmediler.

Aslında en büyük kaygımız bu binaların depremde nasıl performans göstereceğini bilmediğimizden kaynaklanıyor. 

Bu nedenle sürekli size faylardan bahsetmemin çok ta fazla anlamı yok. Evet, gününü saatini bilmediğimiz bir zamanda bu deprem mutlaka olacak ve süre azalıyor bunu biliyoruz. Ben artık oturduğumuz binaların mühendislik açıdan incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. En basiti bir araba alırken bile ekspertiz raporu yaptırıyoruz. Kendimiz için 6 ayda bir check-up yaptırıyoruz, peki ya oturduğumuz evler? 

Bu evler mevzu bahis olduğunda maalesef herkes birbirine bakıyor. En sonunda insanlar devleti ve yerel yönetimleri suçlayıp hiçbir şey yapmamaya karar veriyorlar.

Bende diyorum ki artık sihirli bir değnek ya da bir kurtarıcı beklemeyin. Ticari düşünmeyen ve size fazladan metrekare yer verecek bir müteahhide beklemeyin. Her şeyi siz planlayın çünkü bunu yapmadığınızda hiçbir şey yapmadığınız o ev yıkıldığında, siz ve aileniz bu durumdan ciddi anlamda zarar göreceksiniz.

Artık daha fazla zaman kaybetmeden binanıza deprem analizi yaptırın.