Dünyanın Türkiye'ye ihtiyacı var
Ursula von der Leyen'in Türkiye'yi Çin ve Rusya ile aynı kefeye koyan ve tehdit olarak tanımlayan sözlerine Almanya cumhurbaşkanı ''Dünyanın Türkiye'ye olan ihtiyacı Türkiye'nin dünyaya olan ihtiyacından çok daha fazla'' cümlesiyle cevap verdi.
Aslında birbirine zıt gibi gözüken iki cümle bir gerçeği ifade ediyor: Türkiye artık çok önemli bir oyuncu. Leyen bu gerçeği Türkiye’yi Çin ve Rusya’yla birlikte zikrederek, Steinmeier ise dünyanın Türkiye’ye olan ihtiyacını vurgulayarak ortaya koyuyor.
Bir kısım milliyetçi, ulusalcı ve siyasal İslamcı dışında herkes uluslararası konjonktürün değiştiğinin ve artık İsrail dışında hiçbir devletin Türkiye’yi bölmek gibi bir emellinin kalmadığının farkında. Avrupalılar Türkiye’nin önemi her geçen gün artıyor. Bir kısım Avrupalı lider bu gerçeği kabul ve teyit ederek Türkiye ile iş birliğini geliştirmekten yana tavır alıyor. Diğer kısım ise bu gelişmeyi kabul ediyor ama bu durumdan faydalanmak yerine Türkiye’ye karşı tavır alıyor. Onlara göre Türkiye’nin daha da güçlenmesi önlenmeli. Çünkü ‘’Türkiye’nin güçlenmesi AB’nin zayıflaması’’ demektir.
Steinmeier dünya derken Avrupa ve Avrupa’nın çevresini yani Balkanları, Kafkasya’yı, Türkistan’ı, Ortadoğu’yu ve Akdeniz havalisini kastediyor. Herhalde Uzakdoğu’yu, Okyanusya’yı ve Güney Amerika’yı kastetmiyor. Yani Türkiye’ye had safhada ihtiyacı olan ama bunu ifade edemeyen, Türkiye’yi ya Rusya ve Çin’le aynı kefeye koyarak ötekileştiren ya da ‘’dünyanın ihtiyacı var’’ ifadesiyle ihtiyacı genelleştiren iki Avrupa var karşımızda.
Avrupa Rusya ile savaş halinde. Savaş bittiğinde bile enerji ihtiyacını Rusya’dan karşılayamaz. Hazar, Kerkük ve Körfez petrol ve gazının Avrupa’ya en düşük maliyetle ve en güvenli şekilde ulaşması için Türkiye’den geçmesi gerekiyor.
Avrupa’nın 400 yıllık tüketimini karşılayacak hacimde olan Doğu Akdeniz rezervlerinin hayata geçirilmesi ve Avrupa’ya ulaştırılması ancak Türkiye ile anlaşıldığında mümkün olabilir. Türkiye’yi bypass etmeyi denediler ama başaramadılar. Libya’dan İtalya’ya Akdeniz’in altından nakil hattı çekmek isteseler bile hem Türkiye-Libya ilişkileri hem de mavi vatan münasebetiyle Ankara’nın onayını almak zorundalar. Çok iddialı bir cümle kurayım: AB gelecekte Rus gazını bile Türkiye üzerinden alacak.
Avrupa ülkelerinin orduları birbirinden zayıf. Asker bulamıyorlar. Askerlerin %80’i anketlerde yöneltilen ‘’Savaş çıkarsa ne yaparsın?’’ sorusuna ‘’İstifa ederim’’ cevabını veriyor. Dört gençten biri eşcinsel. Yedi gençten biri vicdani retçi. İnsanları Fransa ve İngiltere’nin nükleer silahları olması yanıltıyor. Bu ülkelerin sahip olduğu nükleer silahlar bırakın ABD, Rusya ve Çin’i Pakistan, Hindistan ve İsrail’den bile eski teknoloji. Başlık sayıları az. Bombaları bırakın Çin’i, İran’ı ve Kuzey Kore’yi Rusya’ya ulaştıracak füze sistemleri yok. Ancak Almanya ile iş birliği yaparlarsa Rusya’yı vurabilirler. Bu durumda da Rusya stoklarının küçük bir kısmıyla İngiltere ve Fransa’yı haritadan silebilirken, İngiltere ve Fransa Rusya’nın bir eyaletini bile yok edemiyor.
Almanya ordu kurmaya büyük bir bütçe ayırdı ve ortaya ‘’2033 yılına kadar Avrupa’nın en güçlü ordusunu kurma’’ iddiasını koydu. Bu ifade ‘’Türkiye’den daha güçlü ordu kuracağız’’ demek. Bu iddia bile Türk ordusunun gücünün teyidi. Her şey yolunda gitse ve Almanya başarsa bile ki bence bu imkansız, Türk ordusu da o tarihe kadar yerinde saymayacak herhalde.
Avrupalılar güçlenmesinden rahatsız oldukları Çin’in yerine Hindistan’ı ikame etmeyi düşündüler ama Hürmüz Boğazının kapatılması bu projeyi bitirdi. Türkiye diplerinde, komşuları. Sadece gümrük birliğini güncelleseler iki tarafta kazanacak ama Yunanistan ve Rum Kesiminin tehditlerine boyun eğiyorlar ve adım atamıyorlar.
Türkiye doğu sınırlarını ve batı sınırlarını aynı anda açsa milyonlarca kaçak göçmen Avrupa’ya doluşur. AB devletleri büyük yıkım yaşarlar ve ellerinden protesto etmekten başka bir şey gelmez. Göçmen akınına uğramamak için bile Türkiye’ye ihtiyaçları var.
AB’nin mevcut haliyle Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar, Türkistan hatta Afrika’da etkili olması, güçlü rakiplerini alt etmesi mümkün değil. Yapmaları gereken Türkiye’ye cazip teklifler sunmak. Ankara’nın geliştirdiği projelere katılmak. Bunlar olmadan AB ile birlikte hareket etmenin Türkiye’ye bir faydası yok
Fidan Avusturya Dışişleri Bakanıyla yaptığı basın toplantısında ‘’1-1’de bir devlet dışında AB ülkeleriyle ilişkilerimiz çok iyi. Ama söz konusu AB’nin Türkiye lehine karar alması olunca bu ilişkiler işe yaramıyor’’ mealinde konuştu. İlişkiler işe yaramıyor zira AB Yunanistan ve Rum Kesiminin rehini durumunda.
Gerçi her yıl üye devletlerin veto haklarının kapsamı biraz daha daraltılıyor ama AB zaman ve güç kaybetmeye devam ediyor. Rehinlikten kurtulduklarında ve Türkiye olmadan varlıklarını ve birliklerini sürdüremeyeceklerini idrak ettiklerinde iş işten geçmiş olabilir. Kaldı ki AB üyeliği bugün Türkiye için eskisi kadar cazip değil. Yarın hiç cazip olmayabilir.