Eskiden annelerimiz "O çocukla çok gezme, sana da huyu geçer." derdi. Biz de içimizden "Anne ya, olur mu öyle şey?" diye geçirirdik. Meğer anneler, farkında olmadan nörobilim konuşuyormuş.
Türk bilim insanından akciğer kanserine karşı büyük adım Akciğer kanseri, dünyada en fazla can kaybına neden olan hastalıkların başında geliyor. Yıllardır süren bilimsel mücadelede her yeni gelişme, yalnızca laboratuvarların değil, milyonlarca hastanın ve ailesinin de umutlarını yeşertiyor. İşte bu umut verici gelişmelerden biri de Türk bilim insanı Dr. Gizem Karslı Uzunbaş'ın imzasını taşıyor.
Tıp dünyasında zaman zaman öyle gelişmeler yaşanır ki, yalnızca yeni bir tedavi yöntemini değil, hastalıklara bakış açımızı da değiştirme potansiyeli taşır. Son dönemde Tip 1 diyabet alanında yürütülen çalışmalar da tam olarak böyle bir heyecan yaratıyor.
Yaz ayları, sebze ve meyvelerin en bol ve en kaliteli olduğu dönem. Bu nedenle birçok kişi kış hazırlıklarına başlayıp evde konserve yapıyor.
Her gün sofraya oturuyoruz. Çocuklarımızın önüne yemek koyuyor, ailemizle birlikte aynı ekmeği bölüşüyoruz. Çoğumuz için yemek, yalnızca bir ihtiyaç değil; aynı zamanda güven, sağlık ve huzur demek. Ancak Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yayımladığı son rapor, bu güven duygusunun her zaman karşılık bulmadığını gösteriyor.
Kalp krizi geçirmek ya da koroner stent işlemi yaptırmak, özellikle genç yaşlarda hayatı ikiye bölen bir deneyim olabiliyor.
Çoğumuz dişimizi fırçalarken lavaboda gördüğümüz birkaç damla kanı önemsemeyiz. "Sert fırçaladım herhalde" deyip geçeriz.
Eskiden bel ve boyun ağrıları daha çok ileri yaşların problemi olarak görülürdü. Şimdi ise uzun masa başı çalışmaları, saatler süren trafik çilesi, hareketsizlik ve düzensiz beslenme derken genç yaşta birçok kişi aynı şikâyetlerle doktora gidiyor.