Ekonomi denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak rakamlar gelir: büyüme oranları, enflasyon verileri, faiz kararları… Oysa ekonomi yalnızca sayılardan ibaret değildir. Asıl mesele, bu sayıların arkasındaki hikâyeyi doğru okuyabilmektir.
Nisan 2026 Türkiye ekonomisine bir bakış… Türkiye ekonomisi 2026 yılının baharına, klasik bir "denge arayışı" hikâyesiyle giriyor. Bir yanda yüksek enflasyonla mücadele, diğer yanda büyümeyi tamamen boğmama çabası…
Küresel ekonomik manzara bugün, tarihin en ilginç paradokslarından birini yaşıyor. Bir tarafta yüzde 3 civarında seyreden dirençli bir büyüme tahmini, diğer tarafta ise Orta Doğu'daki enerji şokları ve yükselen korumacı duvarlar ve diğer yanda kovboylar var.
Her sabah kalktığımızda merakla acaba dünyanın öbür yanındaki sarışın abi neler söyledi ekonomi ne hale geldi diye tedirgin oluyoruz.
Küresel ekonomi 2026 yılı itibarıyla, sadece rakamların değiştiği değil, kuralların yeniden yazıldığı yapısal bir dönüşümden geçiyor.
Bugünden tam 500 yıl önce, yani 1526 yılı civarında dünya, insanlık tarihinin en büyük ekonomik ve sosyal dönüşümlerinden birinin ortasındaydı.
Zorlanan ama (henüz) çökmeyen bir sistem. Günümüz itibarıyla küresel ekonomi paradoksal bir konumda bulunuyor.
Artık hepimiz mutlaka yapay zeka ile tanıştık. Tanışmayanlar da bu konuda bir sürü hikaye dinliyordur.