SON DAKİKA
web

Küresel ekonomide savaşın gölgesi ve enflasyon ikilemi

Hakan Dikmen - hakansdikmen@gmail.com Perşembe 14 Mayıs 2026 02:00

Geçtiğimiz ay, küresel ekonomi için pembe tabloların yerini yeniden zorlu bir gerçekliğe bıraktığı, finans koridorlarında tansiyonun zirve yaptığı bir dönem oldu.

Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Nisan 2026 raporunda küresel büyüme tahminini %3,1’e düşürmesi, ekonomilerin üzerindeki kara bulutları tescilledi. Son dört haftanın bilançosu; Ortadoğu’daki jeopolitik riskler, tedarik zinciri kırılmaları ve dirençli enflasyon üçgeninde şekillendi.

Enerji şoku ve Hürmüz çıkmazı

Nisan ayında küresel piyasaların kalbi yine enerji koridorlarında attı. Ortadoğu'da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı üzerindeki riskler, petrol fiyatlarını dalgalandırarak navlun ve sigorta maliyetlerini yukarı çekti. Geçici ateşkes adımları petrolü zirveden indirse de fiyatlar savaş öncesi normların %30-40 üzerinde seyretmeye devam ediyor. Bu durum, merkez bankalarının uzun süredir mücadele ettiği "enflasyonu kalıcı olarak düşürme" hedefine ağır bir darbe indiriyor.

ABD’de iki farklı dünya: İstihdam güçlü, faizler belirsiz

Küresel ekonominin lokomotifi ABD'de ise tezatlar hakim. Mayıs ayı başında açıklanan Nisan verilerine göre Amerikan iş gücü piyasası 115 bin yeni istihdamla beklentileri ikiye katladı. İmalat sanayisindeki bu canlılık ekonomik direnci gösterse de, ABD Federal Rezerv Sistemi (Fed) için faiz indirimlerini erteleme gerekçesi sunuyor. Yatırımcılar yıl sonuna doğru iki faiz indirimi beklese de, enerji kaynaklı enflasyon baskısı Fed'in elini kolunu bağlıyor.

Tedarik zincirinde "yeni dünya" düzeni

Son bir aydır küresel ticaret haritasının radikal biçimde yeniden çizildiğini izliyoruz. ABD-Çin ticaretindeki kırılma derinleşirken, tedarik zincirleri hızla Asya içi ortaklara ve yakın coğrafyalara kayıyor. Tayvan ve Vietnam, yapay zekâ ve teknoloji ihracatındaki patlamayla nisan ayının açık ara kazananları oldu. Çin ise, batı pazarlarındaki daralmayı aşmak için trilyonlarca yuanlık devasa mali teşvik paketleriyle iç ekonomiyi yüzdürmeye çalışıyor.

Merkez bankalarının bağımsızlık sınavı

Mayıs ayının ilk günlerinde finans dünyasında en çok yankı bulan konulardan biri de Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) bünyesindeki liderlerin "merkez bankası bağımsızlığı" vurgusu oldu. Siyasi otoritelerin harcamaları artırma ve savunma bütçelerini büyütme baskısı, para politikası yapıcılarını zorluyor. Enflasyon canavarı tam olarak dizginlenememişken erken bir gevşeme, son üç yılın tüm kazanımlarını yok edebilir.

Dünya ekonomisi mayıs ayına kırılgan bir dengede girdi. Savaşın lojistik hatlara faturası ve kalıcı yüksek maliyetler, küresel refahı tehdit ediyor. Önümüzdeki aylar, liderlerin korumacı duvarlar örmek yerine ne kadar koordineli hareket edebileceğini test edecek.

Küresel fırtınanın ortasında Türkiye ne durumda derseniz onu da şöyla anlatabiliriz.  Enflasyon istikrarı jeopolitik testten geçiyor. Küresel ekonomide nisan ayında yaşanan çalkantılar, dezenflasyon programının ikinci aşamasında olan Türkiye ekonomisine doğrudan yansıdı. Jeopolitik gerilimler ve enerji şokları, yurt içindeki makro dengeleri ve para politikası adımlarını şu üç ana kanaldan etkiliyor. 

Enerji maliyetleri ve enflasyon sürprizi küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik tıkanıklık, Türkiye’nin enerji ithalatı faturasını doğrudan kabarttı. Nisan ayı tüketici enflasyonu (TÜFE) aylık %4,18 artışla piyasa beklentilerinin oldukça üzerinde geldi. Maliyet Baskısı  Konut, elektrik, doğal gaz ayarlamaları ve ulaştırma kalemleri, nisan enflasyonunu yukarı taşıyan ana motorlar oldu. 

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), nisan ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini beklentiler dahilinde %37’de sabit tuttu. Küresel risklerin artmasıyla bankanın aksiyon planı şu şekilde güncellendi.  Fonlama maliyetleri %40'lık gecelik borç verme faizine yakın tutularak piyasadaki likidite sıkılaştırılmaya devam ediyor. 

Uluslararası finans kuruluşları (örneğin Bank of America), nisan verilerinin ardından Türkiye için 2026 sonu enflasyon tahminini %30’a yükseltti ve olası faiz indirimlerinin sonbahara erteleneceğini öngördü. 

Dış Ticaret Dengesinde "Makas" Etkisi Küresel pazarlardaki yavaşlamaya rağmen Türkiye'nin dış ticaret dengesinde nisan ayında kısmi bir iyileşme sinyali alındı. Açık Azaldı: Ticaret Bakanlığı verilerine göre, nisan ayında dış ticaret açığı yıllık bazda 3,6 milyar dolar azalarak 8,5 milyar dolara geriledi. 

Türkiye, dezenflasyon sürecinin en kritik virajlarından birini dış şokların gölgesinde dönüyor. Küresel enerji fiyatları evdeki hesabı çarşıya uydurmakta zorlaştırsa da, sıkı para politikası duruşunun korunması kırılganlıkları azaltan en güçlü kalkan olmaya devam ediyor.

Şimdilik durum böyle bakalım önümüzdeki günlerde nelerle karşılaşacağız.