SON DAKİKA

Küçük işletmelerin sessiz çığlığı

Mustafa Deniz Cumartesi 04 Temmuz 2026 02:00

Ekonominin sağlığını yalnızca büyük şirketlerin bilançolarına bakarak ölçmek yanıltıcı olabilir. Asıl fotoğrafı görmek istiyorsak, mahallenin bakkalına, küçük imalatçısına, ustasına, esnafına ve kendi emeğiyle ayakta kalmaya çalışan girişimcisine bakmak gerekir. Çünkü ekonominin nabzı çoğu zaman orada atar.

TOBB'un ilk beş aya ilişkin verileri tam da bu nedenle dikkat çekici. Gerçek kişi ticari işletmelerinde kapanışların, yeni açılan işletmelerden fazla olması sıradan bir istatistik değil; ekonominin tabanında oluşan kırılganlığın önemli bir göstergesidir. Beş ayda 7 bin 846 işletmenin kepenk kapatması, binlerce hayalin, yatırımın ve istihdamın da sona ermesi anlamına geliyor.

Üstelik kapanışların en yoğun olduğu sektörler tesadüf değil. Ticaret, inşaat ve imalat; ekonominin üretim, yatırım ve tüketim zincirinin temel halkalarını oluşturuyor. Bu alanlarda yaşanan daralma, sadece işletme sahiplerini değil, tedarikçileri, çalışanları ve tüketicileri de doğrudan etkiliyor.

Buna karşılık şirket kuruluşlarının artması ve şirket kapanışlarının gerilemesi ilk bakışta olumlu bir tablo çiziyor. Ancak bu veriyi farklı okumak gerekiyor. Tüzel kişiliğe sahip şirketler genellikle daha güçlü sermaye yapısına, finansmana erişim imkanına ve kurumsal dayanıklılığa sahip. Küçük esnaf ise çoğu zaman kişisel birikimiyle, sınırlı sermayesiyle ve yüksek maliyetler altında ayakta kalmaya çalışıyor. Dolayısıyla ekonomik dalgalanmalardan ilk etkilenen kesim yine onlar oluyor.

Bugün küçük işletmenin karşı karşıya olduğu en büyük sorun finansman. Faizlerin yüksek olduğu bir ortamda krediye ulaşmak zorlaşırken, ulaşılsa bile maliyetler çoğu işletmenin taşıyabileceği seviyenin üzerine çıkıyor. Buna kira artışları, enerji giderleri, personel maliyetleri ve yavaşlayan iç talep de eklenince birçok girişimci için sürdürülebilirlik giderek zorlaşıyor.

Oysa Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan 2 milyonu aşkın esnaf ve sanatkâr, sadece ticaret yapan insanlar değil; aynı zamanda istihdam yaratan, vergi ödeyen, mahalle ekonomisini canlı tutan ve sosyal hayatın devamlılığını sağlayan bir kesim. Küçük işletmenin ayakta kalması, büyük ekonominin de ayakta kalması demektir.

Bu nedenle çözüm yalnızca enflasyonla mücadele politikalarıyla sınırlı kalmamalı. Küçük işletmelere yönelik uygun maliyetli finansman imkanlarının artırılması, vergi ve prim yüklerinin gözden geçirilmesi, dijital dönüşüm ve verimlilik yatırımlarının desteklenmesi artık bir tercih değil, ekonomik zorunluluktur.

Çünkü kapanan her küçük işletme yalnızca bir iş yerinin ışıklarını söndürmüyor; üretim kapasitesini, istihdamı, girişimcilik ruhunu ve ekonomik dinamizmi de biraz daha azaltıyor.

Ekonominin gerçek gücü, dev holdinglerin bilançoları kadar küçük işletmelerin açık kalan kepenklerinde gizlidir. Eğer o kepenkler birer birer kapanmaya devam ederse, bunun maliyetini yalnızca esnaf değil, tüm ekonomi ödeyecektir.