SON DAKİKA
web

Bütçenin patronu kira oldu

Mustafa Deniz Çarşamba 03 Haziran 2026 02:00

Bir ülkenin ekonomik sağlığını anlamak için bazen büyüme rakamlarına, bazen ihracat verilerine, bazen de enflasyon göstergelerine bakılır.

Ancak toplumun gerçek yaşam standardını gösteren en önemli verilerden biri, insanların gelirlerini nereye harcadıklarıdır. TÜİK’in açıkladığı 2025 yılı Hanehalkı Tüketim Harcamaları araştırması da tam olarak bunu anlatıyor: Türkiye’de vatandaşın bütçesini artık kira belirliyor.

Bugün bir ailenin gelirinden en büyük payı alan harcama kalemi yüzde 29,3 ile konut ve kira giderleri. Başka bir ifadeyle, vatandaş kazandığı her 100 liranın yaklaşık 30 lirasını sadece barınabilmek için harcıyor. Bu oran, ekonomik açıdan oldukça dikkat çekici. Çünkü gelişmiş ekonomilerde hane bütçesinde barınma giderlerinin bu kadar yüksek seviyelere çıkması genellikle gelir yetersizliğinin veya konut piyasasındaki dengesizliklerin göstergesi olarak kabul edilir.

Refah hissedilmiyor

Daha çarpıcı olan ise düşük gelir grubunun durumu. En yoksul yüzde 20’lik kesim, bütçesinin yaklaşık yüzde 39’unu konut ve kiraya ayırmak zorunda kalıyor. Gıda harcamaları da eklendiğinde, gelirlerinin üçte ikisinden fazlası sadece hayatta kalmaya yönelik temel ihtiyaçlara gidiyor. Bu tablo bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Gelir artışları ne kadar konuşulursa konuşulsun, yaşam maliyeti daha hızlı yükseliyorsa refah hissedilmiyor.

Ekonomide tüketim sadece bireysel bir tercih değildir; aynı zamanda büyümenin motorlarından biridir. Ancak vatandaşın geliri giderek daha fazla kira ve temel ihtiyaçlara yöneliyorsa, diğer sektörlerde hareketlilik kaçınılmaz olarak azalır. Perakendeden teknolojiye, kültür-sanattan turizme kadar birçok alanın canlı kalabilmesi için insanların harcanabilir gelirinin olması gerekir. Bugün ise geniş bir kesim için "harcanabilir gelir" kavramı giderek küçülüyor.

Tek başına yaşamak zor

Araştırmanın dikkat çeken bir başka yönü de tek kişilik haneler. Yalnız yaşayanların gelirlerinin yüzde 41'ini konut ve kiraya ayırıyor olması, büyük şehirlerde yaşam maliyetinin ulaştığı noktayı gözler önüne seriyor. Özellikle genç profesyoneller, öğrenciler ve emekliler açısından tek başına yaşamak artık ekonomik bir tercih olmaktan çıkıp ciddi bir mali yük haline geliyor.

Aslında burada sadece bir kira sorunu yok. Konut piyasasında uzun yıllardır biriken yapısal problemlerin sonucu var. Yetersiz arz, yükselen inşaat maliyetleri, yatırım amaçlı konut talebi ve nüfus hareketleri birleşince barınma maliyeti birçok şehirde gelir artışlarının önüne geçti. Sonuçta vatandaşın bütçesi genişlemek yerine daraldı.

Gelirin yarısı kiraya

Ekonomik kalkınma yalnızca üretimin veya milli gelirin artmasıyla ölçülmez. İnsanların kazandıkları gelirle ne kadar rahat yaşayabildikleri de en az o kadar önemlidir. Eğer toplumun önemli bir bölümü gelirinin neredeyse yarısını yalnızca ev kirasına ödüyorsa, ortada sadece bir konut meselesi değil, aynı zamanda bir refah sorunu vardır.

Bugün TÜİK verilerinin bize anlattığı hikâye tam da budur. Türkiye’de artık bütçelerin patronu tüketici değil, kira. Ve bu tablo değişmedikçe, vatandaşın cebindeki sıkışıklık ekonominin geneline de yansımaya devam edecektir.