SON DAKİKA

Konkordatolar küçük işletmeleri yok edecek

Mustafa Deniz Çarşamba 08 Temmuz 2026 02:00

Ekonomide yaşanan her kriz döneminin bir kazananı ve kaybedeni olur. Ancak son dönemde hızla artan konkordato başvurularında kaybeden tarafın giderek daha fazla küçük işletmeler olduğu görülüyor. Büyük şirketler konkordato ilan ederek faaliyetlerini sürdürme şansı yakalarken, alacaklarını tahsil edemeyen KOBİ'ler ve küçük esnaf sessizce iflasın eşiğine sürükleniyor.

Konkordato sistemi aslında iflası önlemek, üretimi ve istihdamı korumak amacıyla oluşturulmuş önemli bir hukuki mekanizma. Ekonomik olarak geçici sıkıntıya düşen işletmelerin nefes almasını, borçlarını yeniden yapılandırmasını ve faaliyetlerine devam etmesini amaçlıyor. Kâğıt üzerinde son derece doğru görünen bu sistem, uygulamada özellikle küçük işletmeler açısından farklı sonuçlar doğurabiliyor.

Bugün birçok küçük üretici, tedarikçi ve taşeron firma, mal sattığı büyük şirketlerden aylarca ödeme alamıyor. Konkordato kararıyla birlikte alacaklar hukuki sürece giriyor, tahsilatlar belirsizleşiyor ve işletmelerin nakit akışı aniden bozuluyor. Sermayesi sınırlı olan küçük işletmeler için birkaç büyük müşteriden tahsil edilemeyen alacak bile işletmenin tüm dengelerini altüst etmeye yetiyor.

Asıl tehlike de burada başlıyor. Büyük şirket konkordato ile faaliyetini sürdürürken, ona mal sağlayan onlarca küçük işletme bankalara, çalışanlarına, vergi dairelerine ve kendi tedarikçilerine karşı yükümlülüklerini yerine getiremez hâle geliyor. Böylece konkordato tek bir şirketin sorunu olmaktan çıkıyor, tüm tedarik zincirine yayılan ekonomik bir domino etkisine dönüşüyor.

Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'ler, toplam işletmelerin yaklaşık yüzde 99'unu oluşturuyor. İstihdamın önemli kısmını sağlayan bu işletmeler aynı zamanda üretimin, ihracatın ve yerel ekonomilerin de taşıyıcısı konumunda. Dolayısıyla konkordatoların zincirleme etkisi yalnızca birkaç şirketi değil, ülke ekonomisinin temelini sarsabilecek bir risk taşıyor.

Son dönemde konkordato ilan eden şirket sayısındaki artış, finansmana erişimde yaşanan sıkıntının ne kadar büyüdüğünü de gösteriyor. Yüksek faizler, daralan iç talep, artan işletme maliyetleri ve tahsilat sorunları şirket bilançolarını zorluyor. Ancak bu yükün en ağır kısmını finansman imkânı sınırlı olan küçük işletmeler taşıyor.

Bugün birçok KOBİ'nin en büyük sorunu kârlılık değil, nakit akışı. Defter üzerinde kâr eden bir işletme bile alacağını zamanında tahsil edemediğinde maaş ödeyemiyor, hammadde alamıyor, kredi taksitlerini aksatıyor. Sonuçta konkordato ilan eden şirket kurtulmaya çalışırken, alacağını alamayan onlarca küçük işletme ekonomik olarak ayakta kalamıyor.

Bu nedenle konkordato sürecinde yalnızca borçlu şirketlerin değil, alacaklı KOBİ'lerin de korunacağı yeni mekanizmalara ihtiyaç bulunuyor. Özellikle küçük tedarikçilerin alacaklarının belirli ölçüde güvence altına alınması, tahsilat sürelerinin kısaltılması ve finansmana erişimlerinin desteklenmesi büyük önem taşıyor. Aksi halde konkordato, şirketleri kurtaran değil, ekonomik zincirin en zayıf halkasını koparan bir sisteme dönüşebilir.

Ekonomide sürdürülebilir büyüme yalnızca büyük şirketlerin ayakta kalmasıyla sağlanamaz. Gerçek güç, onları besleyen binlerce küçük işletmenin varlığını sürdürebilmesidir. Eğer KOBİ'ler birer birer üretimden çekilirse, bunun faturası yalnızca esnafa değil; istihdama, üretime, ihracata ve nihayetinde ülke ekonomisine çıkacaktır.

Konkordato, doğru uygulandığında ekonomiye nefes aldıran bir araçtır. Ancak alacaklı küçük işletmeleri koruyacak düzenlemelerle desteklenmediği sürece, kurtardığı her büyük şirketin arkasında onlarca küçük işletmenin kapanmasına neden olma riski taşımaktadır. Bugün asıl cevaplanması gereken soru şudur: Büyük şirketleri kurtarırken, ekonominin bel kemiği olan küçük işletmeleri kaybetmeyi göze alabilir miyiz?