Dolar $
15,63
%0.29 0.05
Euro €
16,26
%0.24 0.04
Sterlin £
19,12
%-0.01 -0.00
Altın
916,37
%-0.62 -5.76
SON DAKİKA

Charles Darwin ve türlerin kökeni?

Serhat Durmuş 12 Oca 2022

Charles Darwin bir dahi miydi yoksa ateist bir şarlatan mı? Bilim dünyası 162 yıldır bu soruyu cevaplamaya çalışıyor… Darwin, İngiliz biyolog ve doğa tarihçisidir. Doğal seçilim yoluyla evrim kuramının kurucusudur.

İnsan dâhil tüm canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini öne sürmüş ve o günün şartlarına göre bu teoriyi destekleyen pek çok kanıt sunmuştur. Darwin'in fikirleri üzerine inşa edilen modern evrim teorisi, bugün biyoloji biliminin temeli ve birleştirici ögesidir. 

Evrimin gerçekleştiği olgusu Darwin hayattayken, doğal seçilim teorisinin evrimin ana açıklaması olması ise 1930'lu yıllarda bilim dünyası tarafından kabul görmüştür. Darwin'in orijinal teorileri modern evrimsel biyolojinin temelini oluşturmakta, hayatın çeşitliliği üzerine birleştirici bir mantıksal açıklama sunmaktadır. 

Darwin'in doğa tarihine duyduğu ilgi, önce Edinburgh Üniversitesinde tıp, sonra Cambridge Üniversitesinde teoloji okurken gelişti . Beagle gemisinde yaptığı beş senelik yolculuk sırasında, zamanın meşhur jeoloğu Charles Lyell'ın ortaya attığı, geçmişteki jeolojik süreçlerin bugünkülerle aynı olduğunu savunan teoriyi destekleyecek pek çok gözlem yaptı ve iyi bir jeolog olarak ünlendi. Aynı yolculukta, canlıların coğrafi dağılımı ve fosiller üzerine yaptığı dikkatli gözlemler sonucunda, türlerin birbirine dönüşümüyle ilgilenmeye başladı ve 1838'de doğal seçilim fikrini geliştirdi . Daha önce benzer fikirlerin "sapkınlık" olarak nitelendirildiğini ve bastırıldığını görmüş olduğundan, uzun süre fikirlerini en yakın arkadaşları dışında kimseye açmadı. Olası itirazlara güçlü cevaplar verebilmek için araştırma yapmaya ve kanıt aramaya başladı.  1858'de Alfred Russell Wallace'tan aldığı bir mektubu okuyunca, Wallace'ın da onunkine benzer bir teori geliştirdiğini anladı ve nihayet teorisini yayımlamaya karar verdi. 

Türlerin kökeni kitabı; doğal seçilim fikrini ayrıntılı gözlemlere ve dikkatli mantıksal çıkarımlara dayanarak savunuyor, bazı olası itirazlara da önceden cevap veriyordu. Kitapta insan evrimine doğrudan değinilmiyor, sadece teorinin "insanın kökeni ve tarihine de ışık tutabileceği" söyleniyordu. 

Giriş kısmında yazdığı kelimeler, Darwin'in teorisini basitçe özetliyordu.

‘Her canlı türü, yaşaması mümkün olandan daha fazla birey doğurduğundan ve bunun sonucu olarak sık sık tekerrür eden bir hayatta kalma savaşı mevcut olduğundan, yaşamın karmaşık ve zaman zaman değişen koşullarında kendisine fayda sağlayacak herhangi bir değişikliğe sahip olan her canlı, hayatta kalmada daha yüksek şansa sahip olacak ve doğal olarak seçilecektir. Kuvvetli kalıtım prensibi sayesinde, seçilen her cins kendi yeni ve değişik formunu yayma eğiliminde olacaktır…’

Evrim Teorisine göre; türlerin hayatta kalmalarını sağlayan güçleri ya da büyüklükleri değil bulundukları ortama adaptasyonlarıdır. Darwin bu durumu ilk olarak Beagle gemisiyle yaptığı 5 yıllık doğa gezisi kapsamında saka kuşlarının bulundukları ortama adapte olabilmeleri için farklı gaga yapısına sahip olarak geçirdikleri değişimi fark ettiğinde anlamıştı.

Daha fazla detaya girmeden zaman makinemi çalıştırıp 1859 yılına İngiltere’ye gidiyorum.

-Üstadım, çok uzaklardan geldim ve ‘Türlerin Kökeni’ kitabını anlamaya çalışıyorum ancak beni mazur gör muhtemelen senin baktığın yerden göremediğim bazı muğlak noktalar var. Evrim teorin ve kitabın hakkında beni nasıl aydınlatabilirsin?

-Öncelikle şunu belirtmeliyim eğer sadece teolojik açıdan bakarsan zaten anlatacaklarımı baştan reddetme yoluna gidersin ancak buraya kadar uzak bir mesafeden geldiysen sözümü kesmeden sabırla beni dinlemeni tavsiye ederim yabancı.

-Türlerin değişmez olmadığına, aksine her türün onaylı varyeteleri nasıl o türün torunlarıysa, aynı cinslere mensup oldukları söylenen türlerinde çoğu zaman tükenmiş olan başka bir türün doğrudan torunları olduğuna tümüyle ikna oldum. Dahası doğal seçilimin, değişimin tek değilse de en önemli yolu olduğuna hiç kuşkum kalmadı.

-Aslında, "başarılı nesiller sonunda, yeni bir türün, halihazırdaki bir türden yavaşça farklılaşarak oluştuğu" kanısına vardım. Doğal seçilim adını verdiğim bir işlem sonucunda bu değişimlerin ortaya çıktığına inanıyorum.

Evrim Teorisini üç ana temel üzerine oturtmaya çalıştım:

Bir canlı popülasyonunda çeşitli karakteristikler mevcuttur ve bu değişken karakteristikler popülasyondaki bireyler tarafından yeni doğanlara aktarılır.

Canlılar ölenlerin yerine geçecek sayıdan daha fazla yavrularlar.

Ortalamada popülasyon rakamları genelde sabit kalır, hiçbir popülasyon sonsuza kadar büyüme göstermez.

-Üstadım son tahlilde bana evrimle ilgili ne söylemek istersin?

-‘Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan. Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan…’