Dolar $
13,79
%0.34 0.05
Euro €
15,61
%0.43 0.07
Sterlin £
18,23
%-0.19 -0.03
Altın
789,77
%0.97 7.62
SON DAKİKA

AFAD Başkanı olsaydım

Serhat Durmuş 20 Eki 2021

Türkiye'nin en önemli kurumlarından biri olan AFAD'da Başkan olsaydım neler yapardım ya da yapmaya çalışırdım?

Bu gün AFAD’ı incelediğimde gördüğüm büyük resimde karşıma çıkanın aslında üzülerek söylüyorum ne afetleri tam olarak çözebilen nede yaraları tam anlamıyla sarabilen, afet önleme çalışmalarında iyi niyetli olmasına rağmen çok az kişiye ulaşabilen kısaca ne İsa’ya nede Musa’ya yaranabilen devasa bir devlet kurumu görüyorum.

Oysa hayalimde ki AFAD’da;

JİCA kadar organize olup ülkemizdeki tüm afetlerde laboratuvar hassasiyetiyle risk analizi yapabilen, kurum hafızası olan, ders çıkaran.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi kadar önemli, bilimsel alt yapısı olan.

USGS kadar uluslararası güvenilirliği olan.

Kızılay kadar kucaklayıcı ve yara sarıcı olan.

Akut kadar halkın sempatisini ve saygısını kazanan.

Bir AFAD hayalim var. Ancak bütün bu kurumların ciddi bir alt yapısı, kurum hafızası ve bütçesi olduğunu hatırlatmak isterim.

O zaman asıl konumuza geri dönelim. Ben olsaydım neler yapardım?

*İlk önce eğitimden başlardım. Milli eğitim bakanı ile görüşüp, tüm afetlerin 1. Sınıftan 12. Sınıfa kadar her yıl başka bir türünün oluş nedenlerinden başlayıp karşılaştığımızda neler yapabileceğimize kadar anlatıldığı teori ve pratik olarak ciddiye alındığı dersleri müfredata, zorunlu alınacak dersler arasına konulmasını sağlayacak şekilde ikna ederdim. Tüm bu dersleri yerbilimcilerin vermesini sağlardım.

*YÖK ile konuşup Üniversitelerin tamamında Arama Kurtarma Timleri kurarak her Üniversitede en az 50 öğrencinin AFAD eğitmenleri tarafından yetiştirilmesini sağlardım.

Üstelik seçmeleri survivor gibi basına açık yapar, dayanıklılığı yüksek gençlere fırsat verirdim. Sonrasında onları, arama kurtarma teknikleri, ilk yardım, psikolojik destek, liderlik, zor şartlarda hayatta kalma gibi eğitimlerden geçirerek AFAD bünyesine alır, öğrenim hayatlarının sonuna kadar AFAD bursu verirdim.

Böylece her yıl toplamda Afetlere anında müdahale edebilecek 207 üniversitede 10,000 kişinin üzerinde gönüllü, duyarlı  bir ekibi bünyeme katardım.

Ülkemizde yaşanan afetlerden dolayı hayatını kaybeden insanların;

%58’i depremlerden, 

%22’si heyelanlardan, 

%8’i su baskınlarından, 

%2’si çığlardan, dolayı can kaybı yaşadıklarını görüyoruz.

*Depremler bu nedenle önem sıralamasında birinci sırada yer aldığı için İstanbul’u pilot bölge olarak seçerek 2000 yılından önce yapılmış olan zemin etüdü olmayan, hazır beton ve nervürlü donatı kullanılmayan, yapı denetim hizmeti almamış, ruhsatı, iskanı olmayan bütün binaların, konut, otel, hastane, fabrika, okul gibi tüm yapıların deprem performans analizi yaptırmalarını zorunlu hale getirirdim. Bu detay, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait olmasına rağmen sonucu afetleri ilgilendirdiği için ben ilgilenirdim.

Tüm bu analizleri CBS sistemi ile dijital ortama yüklenmesini sağlardım.

*Üniversiteler arası her yıl depreme dayanıklı yapı tasarımı yarışmaları düzenlerdim.

*Sismik izolatör sisteminin Kobe depremi sonrasında Japonya’daki inanılmaz yükselişinin nedenlerini araştırır ve özellikle ülkemizde yaygınlaşmasının önemini anlatırdım.

*Devlete ait bir TV kanalında AFAD’ın faaliyetlerinin eğitimlerinin anlatıldığı, geçmişteki tüm afetlerin detaylandırıldığı, neler yapılsaydı eğer maddi ve manevi zararın daha az olabileceği konusunun işlendiği, eğitici belgesel niteliğinde programlar yaptırırdım.

*Afet sigortalarının önemini insanların anlamasını sağlayacak vakaları sosyal medya yoluyla anlatırdım. Çünkü insanlar ancak gerçek olan olaylardan etkilenirler.

*AFAD’ın faaliyetlerinin anlatıldığı, gazete, TV, Radyo, Youtube, Twitter, Instagram, Facebook gibi sosyal medya organları ile insanlara her yerden ulaşmayı sağlayıp, hap bilgilerle insanların hayatını kurtaracak ipuçlarını metro, tren, vapur, otobüs gibi ulaşım araçlarında vatandaşlarımıza ulaştırırdım.

Afetleri önleme çalışmalarında, ülkemiz’in AFAD’ın liderliğinde alması gereken ciddi bir mesafe var. Özellikle bu konuda Japonya model olarak alınabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, afetleri önleme konusunda yapılan çalışmaların maddi, manevi geri dönüşünün en az bire yedi olduğu konusunda hem fikir.

Gerisi, bizim afetleri ciddiye alıp almamız ile ilgili sanırım…