Advertisement
SON DAKİKA
web masthead

AB-Hindistan anlaşması

AB ile Hindistan arasında geçen hafta imzalanan serbest ticaret anlaşmasının (STA) en çok etkileyeceği ülkelerin başında Türkiye geliyor.

Türkiye gümrük birliğine 1996 senesinde girdi. Ticaret hacmimizin senede 30 milyar dolar civarında seyrettiği o tarihlerde Avrupa’ya ithalatımızın yarısı kadar ihracat yapabiliyorduk. 

Gümrük birliği sayesinde Avrupa ile ticaretimiz katlanarak arttı. İhracatımız ithalatımızı aştı. Örneğin 2025 senesinde ticaret hacmimiz 1995’in sekiz katına ulaşarak 233 milyar doları aştı. İthalatımızdan iki milyar dolar fazla ihracat yaptık AB ülkelerine. Toplam ihracatımızın %43’ünü AB’ye yapıyoruz.

Gümrük birliği, ihracatımızın katlanmasının yanında, orta ve yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatımızdaki payının %43’ü aşmasını sağladı. Dünya ticaretinden aldığımız pay 1995 senesinin iki katına çıktı. Avrupa’ya en yüksek ihracat yapan beşinci ülkeyiz.

Bu başarılı tabloyu, gümrük birliği anlaşmasının güncellenmemesine rağmen yakaladık. Anlaşmayı imzaladığımızda üye ülkelerin sahip olduğu hakların tamamına sahiptik. İlerleyen tarihlerde AB ülkeleri tarımda ve hizmetler sektöründe de (turizm ve yurtdışı müteahhitlik hizmetleri) gümrük birliğine geçtiler. 

Türkiye, 2014 senesinden beri gündeminde olmasına rağmen yani tam on iki senedir, gümrük birliği anlaşmasını güncelleyemedi. Bunu başarabilseydik ihracatımızın yanında turizm ve müteahhitlik gelirlerimizde katlanarak artacaktı. Düşünün müteahhitlikte dünya sıralamasında Çin’den sonra ikinciyiz. Ortadoğu’da, eski SSCB ülkelerinde lider, Afrika’da ikinciyiz. Oysa ‘’Avrupa pazarından hiç pay alamıyoruz’’ diyebiliriz.

Bizim 12 yıldır AB’ye imzalatmayı başaramadığımız anlaşmanın bir benzerini Hindistan imzalayarak atılım yaptı. Hindistan Avrupa’ya çok uzakken biz komşuyuz. Dolayısıyla finansman, nakliye ve sigorta maliyetlerimiz Hindistan’dan çok daha düşük. Yani bu anlaşmaya rağmen birçok sektörde avantajlıyız. 

Kaldı ki Türk şirketleri ihracatta başarılılar. Hindistan için bunu söylememiz mümkün değil. Zira Hindistan’ın ihracatı ithalatının %62’si kadar. İhracatı gayri safi milli hasılasının %11’i mertebesinde. (Bu oran Türkiye’de ortalama %28 civarında seyrediyor) Yani Hindistan ekonomisi ihracattan ziyade iç piyasaya dönük. 

Bu anlaşmayla birlikte 2023 senesinde ilan edilen Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (İMEC) daha da önem kazandı. Zira bu koridor faal hale geldiğinde Hindistan’ın finansman, nakliye ve sigorta maliyetleri azalacak. Proje, ilan edildikten hemen sonra Gazze katliamı başladığından, rafa kaldırılmıştı. 

Gazze katliamı bitmiş olsa da Filistin ve İsrail’de istikrarın sağlandığı ve Tel Aviv’in Arap başkentleriyle arasının düzeldiği söylenemez. Kaldı ki koridorun en büyük destekçileri olan BAE ile Suudi Arabistan’ın ilişkileri bozuldu. 2023 senesinde müttefik olan bu devletlerin aynı frekansı yakalamaları imkansız derecesinde zor. 

Yani projenin başlaması kısa vadede mümkün değil. Bu süreyi iyi değerlendirerek AB ile gümrük birliği anlaşmasını bir an önce güncellemeliyiz. Şunu da ifade etmeliyiz ki ileri de bu proje gerçekleşirse Türkiye’den ziyade Çin zarar görür. Hindistan, emek yoğun olan sektörlerde, Çin’in pazar payının bir kısmını ele geçirir.

Her ne kadar Suriye’de iç savaşın bitmesi Avrupa’ya karşı sığınmacı kartımızı zayıflatmış olsa da Avrupa’nın enerji bağımsızlığını sağlayabilmesi ve ABD’den bağımsız güçlü ve etkili bir savunma mimarisi inşa edebilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var. Türkiye silah ve mühimmat satmasaydı Ukrayna Rusya karşısında çoktan pes ederdi. Bu kozlarımızı güncellemenin gerçekleştirilmesinde kullanmalıyız.

Bu süreci yönetirken güncellemeye en karşı olan ülkelerin turizmde rakibimiz olan Yunanistan, Fransa, İtalya, Güney Kıbrıs ve İspanya olduğunu göz önünde bulundurmalıyız.

İkinci olarak Hindistan’ın bizimle rekabet edebileceği ve avantaj yakalayabileceği sektörleri belirlemeliyiz. Bu sektörlerde yatırımcılara Hindistan’dan daha iyi teşvik paketleri sunmalıyız. Üçüncü olarak AB Bakanlığını yeniden kurmalıyız. Avrupa ile ilişkilerimiz rölantiye alındığında bu bakanlığın kaldırılması makuldü. Oysa günümüzde ve önümüzdeki dönemde hem Dışişleri Bakanlığı çok yoğun olacak hem de Avrupa ile ilişkilerimiz gelişecek.

Malumunuz olduğu üzere 2024 ve 2025 senelerinde Türkistan devletleri ve Azerbaycan AB ile stratejik ortaklık anlaşmaları imzaladılar. Bu anlaşmaların büyük sonuçlar doğurması yani ihracat ve yatırım rakamlarında ciddi artışlar sağlaması için serbest ticaret anlaşmalarının imzalanması şart. Avrupa’nın ağır ve hantal bürokrasisi hesaba katıldığında bu anlaşmaların imzalanması yıllar sürer. Türk devletleri Hindistan’ın imzaladığı serbest ticaret anlaşmasını model alırlarsa bu süre kısalır ve süreç hızlanır.