Sahnede rapçiler, siyasette Mutlak Butlan
Türkiye her zaman sürprizlerle dolu bir ülke olmuştur ama içinde bulunduğumuz şu dönemde senaristlerin bile pes ettiği bir simülasyonun tam ortasındayız.
Bir yanda geniş kitlelerin yaşadığı geçim derdine tezat oluşturan tuhaf, hiperaktif bir lüks tüketim ve eğlence çılgınlığı; diğer yanda siyasetin, özellikle de ana muhalefetin trajikomik gerçekliği. Bu iki absürt dünyayı yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan tablo öylesine sürreal ki, insan bu ülkede olanları ciddiye almakla kahkaha atmak arasında bir arafta kalıyor.
Önce şu eğlence ve harcama kısmından başlayalım. Türkiye bir anda dünya yıldızlarının akınına uğradı. Geçtiğimiz günlerde stadyumda 120 bin kişi Kanye West’in beat’leriyle çıldırdı, hemen ardından ise biletleri astronomik fiyatlara fırlayan, sınırlı kontenjanlı kulüp şovlarıyla Travis Scott rüzgarı esti. Sosyal medyada bilet bulma çılgınlığını, locaları, VIP fiyatlarını mutlaka görmüşsünüzdür. En temel ihtiyaç maddelerine gelen zamları, çarşı pazarın durumunu konuşurken, diğer yanda asgari ücretin katbekat üstündeki konser biletlerinin dakikalar içinde tükenmesi tam bir sosyolojik araştırma konusu. Ülkedeki bu kontrolsüz harcama motivasyonu ve organizatörlerin cesareti sürdükçe yakında dünya starlarını partilerin genel merkezlerine getirirlerse hiç şaşırmam.
Peki, bu konser çılgınlığının ve harcama iştahının değirmenine su nereden geliyor dersiniz? Muhtemelen geleceği pek de düşünmeyen, “nasılsa daha da pahalanacak” diyerek bugünü tüketen, kredi kartı limitlerine sığınmış bir jenerasyonun toplu katarsisinden. Bir yanda geçim mücadelesi veren geniş kitleler, diğer yanda ne pahasına olursa olsun o şovun bir parçası olmak isteyenler... Sonuçta ülke, gerçek dertleri ile yapay ışıltıları arasında biletleri karaborsaya düşen bir açık hava festivaline dönüştü.
Şimdi kamerayı biraz sağa, Ankara’ya çevirelim. Gençler stadyumlarda ve kulüplerde starların şarkılarına eşlik ederken, ana muhalefet partimiz CHP’de “Mutlak Butlan” şarkısı çalıyor. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, kurultayı toptan iptal edip partiyi hukuken Kemal Kılıçdaroğlu dönemine iade edeli çok olmadı. Özgür Özel ve ekibi genel merkezi terk etmeyince işin içine çevik kuvvet, TOMA’lar ve göz yaşartıcı gaz girdi. Düşünebiliyor musunuz? Bir tarafta binlerce kişi ellerini havaya kaldırıp milyarder rapçileri dinliyor, diğer tarafta 100 yıllık partinin genel başkanı genel merkezden polis zoruyla çıkarılıp kapalı grup toplantısında kendine anca “Grup Başkanı” unvanı bulabiliyor. CHP’nin 12. Katında yaşananlar, inanın rapçilerin kulüp şovlarından çok daha fazla aksiyon içeriyor.
Bu iki paralel evreni yan yana koyduğumuzda ülkenin nasıl bir şizofreni yaşadığı çok daha net ortaya çıkıyor. Bir tarafta reel ekonominin tüm ağırlığına rağmen çılgınca harcayan ve eğlenen bir kitle var; diğer tarafta geçmişe çakılan, sürekli fabrika ayarlarına dönen ve koltuk kavgasıyla biber gazı yiyen bir siyaset kulisimiz var. Bir kesim “nasılsa yarın her şey daha kötü olacak, bari bugün eğleneyim” psikolojisiyle hareket ederken, diğer kesim televizyon başında “yine mi aynı film, ben bu diziyi izlemeyi bıraktım” diyerek isyan ediyor.
Peki bu iki zıt dünyayı eşleştirdiğimizde, önümüzdeki süreçte bizi ne gibi sürprizler bekliyor olabilir? Şimdiden hazırlıklı olun, siyaset artık bildiğimiz geleneksel yöntemlerle çözülmüyor. Yakında CHP’nin yenilenecek kurultayını biletli bir stadyum veya Tersane etkinliği olarak görebiliriz. Delegeler oylarını kullanırken açılışı Kanye West yapabilir, Travis Scott da arka planda delegeleri coşturabilir ki seyir zevki kesinlikle garanti olur. Belki de bu kadar entrikanın ve belirsizliğin döndüğü siyaset sahnemizi, sırf o heyecan dozajı yüzünden bir gün gerçekten paralı bir izleme platformuna içerik olarak satarlar, kim bilir?
Sonuç olarak; bizler faturalarla boğuşurken bir yandan da dünya starlarının devasa şovlarıyla uyuşuyor, arka planda ise kurumların ve siyasi mekanizmaların tam zamanlı bir reality show’a dönüşmesini izliyoruz. Toplumun bir kesimi geçim derdindeyken, yeni jenerasyon siyasetin bu gazlı ve bitmek bilmeyen koltuk savaşlarından tamamen izole yaşıyor. Önümüzdeki dönemin en büyük sürprizi, bu devasa sosyo-ekonomik tezadın nerede ve nasıl dengeleneceği olacak. O güne kadar rapçilerin beat’lerine kulak verip, ayaklarınızı yere sağlam basmaya dikkat edin. Çünkü bu simülasyonda akıl sağlığını korumanın başka yolu kalmadı.