Dolar $
17.29
%0.38 0.06
Euro €
17.62
%0.42 0.07
Sterlin £
20.68
%0.65 0.13
Çeyrek Altın
1593.93
%0.9 14
SON DAKİKA

BBC, itibar, PR ve şüphe

BBC, yayın dünyasının en seçkin, en saygın okulu olarak görülür. Kuruluşundan itibaren TRT, kelime anlamıyla bir okul olarak da yararlanmış, hem anlayışını BBC vizyonu üzerine inşa etmiş, hem de bunu her fırsatta gururla dile getiren pek çok çalışanının, orada eğitim almasını sağlamıştır.

Tüm bu anlayışın bir karşılığı vardır. Bu köklü yayın kuruluşu, bir tek haberi ile Birleşmiş Milletler genel kurulunun 24 saat içinde olağanüstü toplanmasını sağlayabilmiştir. Sunuşu ve içeriği ile saygınlığına temel oluşturmuştur. Elbette insani hatalar orada da yaşanmıştır. Yayına konuk taşıyan bir taksi şoförü, ekonomi yorumcusu olmadığını canlı yayına çıkarıldığında açıklamıştır. Taksi şoförüne canlı yayında ekonomi yorumu yaptırılmıştır. Başka örnekler de vardır. Ama sistem, hatalarda devamlılığa izin vermez. Sorumlular, bedel öder. Aslolan günlük, kişisel çözümler sunmak değildir ve kurum itibari zedelenmemelidir. Bu yüzden bu büyük güven abidesi, bir haber, bir belgesel sunduğunda, etkisi her yayın kuruluşundan daha güçlü ve baskın olur.

İnsanlık birleşti. Birleşmiş Milletler ve tüm uzuvları, iklim eylemi çerçevesinde ortak hareket ediyor. UNDP önderliğinde devletler ve sivil toplum kuruluşları, bir hedeften diğerine koşuyor. Yıllarca zihinlerde taşınan soru işaretleri, artık endişeyle yok edildi ve umut için, yarın için çaba sürecindeyiz. 

Peki, o soru işaretleri nasıl çıkmıştı ortaya? 

“Çevreciler”, “iklim eylemcileri” çerçevesine sıkıştırıldıkları yıllarda, biraz da küçümsenir bir yaklaşımla hep sorgulandı gerçekleri aktaranlar. Çünkü hep başka sesler de çıkıyordu. Çünkü, bilim adamlarından muhabirlere, iş dünyasından yazarlara, akademisyenlere kadar, iklim sorununa şüpheci sorularla yaklaşanlar vardı ve biz bir türlü ikna olamıyorduk. Hepsi, yaklaşık 30 yıllık bir sürecin içinde yaşandı. Japonya’da, dünyayı koruyacağız önceliğiyle imzalanan KYOTO protokolü bile hayata geçirilene kadar yıllar kaybedildi. Süper güç ABD, kamuoyunun ikna olmadığı dönemde, siyasi destek de oluşturmadı, her şey yavaşladı, zarar ve hasar büyüdü. Oysa, uyarılar daha ‘90’larda yüksek sesle söyleniyordu.

BBC, ‘İnkar’ adlı bir belgesel yayımladı. Büyük Petrolcüler Dünyaya Karşı, açıklaması, Jane McMullen adlı yapımcıya/haberciye ait. Petrol ve kömür gibi fosil yakıt üreticileri, ağır enerji ile üretim yapan otomobil, çelik, demiryolu şirketleri ve hatta bir grup kamu hizmeti şirketi, Küresel İklim Koalisyonu adıyla bir araya gelir. Bir PR gurusu olarak anılan E Bruce Harrison adlı bir ABDli tarafından oluşturulan kampanya ile, iklim eyleminin zorunluluk fikrini yok eder, sorgulamaya açarlar. 

PR ya da halkla ilişkiler diye anacağımız kavram, ikna sürecinin en önemli etkenidir. Kurumsal iletişim denen karşılığı, itibar yönetimidir. Bugün, dünyanın dahası, “çocuklarımızın geleceği için” diyerek her türlü çabayı sergilediğimiz süreç, 30 yıl önce başlayabilirdi. İklim eylemi ile gerçekleri, para karşılığında üretilen yazılar, haberler ve hatta raporlar ile hafifletmek, soru işaretlerine dönüştürmek ve sonucunda da tüm eylemi itibarsızlaştırmak, suçtur! Eski ABD başkan yardımcısı ve büyük çevre eylemcisi Al Gore, bunun büyük bir savaş suçuyla farkı olmadığını savunuyor. 

Bizler de, sorumluluk duygumuzdan uzaklaşmadan, çaresizlik hissine kapılmadan umudumuzu büyütüyoruz. Medya ve PR dünyasına bütün olarak kızmadan, bütünü suçlamadan anlamaya ve öğrenmeye devam ediyoruz; BBC örneğindeki gibi, diğer tüm sorumlu konuşan, yazan, yaşayana saygıyla yaklaşarak ve önünde sonunda gerçeğin parlayacağını bilerek… 

Parayı verdin mi tamamdır!

Haftanın dikkat çekici haberlerinden biri İspanya’dan geldi. “Tüm bedenler plaj bedenidir” başlıklı kampanyası İspanyol hükümetin başına dert oldu. Çünkü kampanya afişinde yer alan fotoğraf sahipleri, “izinsiz kullanım” nedeniyle peş peşe davalar açtılar. Göğüs kanseri nedeniyle mastektomi yapılan bir kadın, tek memesi alınmış bir başka kadının bedeni ile kendi yüzünün kullanıldığını açıkladı. Sonra bir başka kadın, protez bacağının Photoshop ile kaldırıldığını söyledi ve şikayetçi oldu. Sonra kampanyanın yaratıcısı Arte Mapache açıklama yaparak, fotoğrafları izinsiz kullanılan İngiliz modellerden özür diledi ve kampanyadan tüm kazancını bu kadınlara eşit olarak dağıtacağını açıkladı. 

Para kazanmak için etik değerleri hiçe sayarak iş yapmak, yakalanınca, parayla çözüm üretmek! Mağduriyeti, hasarı parayla ölçen, bütünleyen kapitalizm, vahşi ve cazip kapitalizm! 

Belgeler bu bahçede…

Değerli meslektaşım Atilla Türker, kısa sürede dördüncü baskıya ulaşan değerli bir yapıta daha imza attı: Futbolun Arka Bahçesi! Kitap sert, baştan sona iddia, her iddia belgesiyle… 

Örnek soruları dikkat çekici: 

-Hangi TFF başkanı sekreterini ihya etti?

-Hangi başkanlar kulüp kasalarını delik deşik etti?

-Hangi menajerler kulüpleri soydu?

-Hangi menajerler futbolcu dolandırıp tutuklandı?

-Türk futbolunda torpil nasıl işliyor?

Eline sağlık @atigoll. Sorular çok, cevaplar Futbolun Arka Bahçesi’nde, belgelerle.

UNDP ve Yeni Ufuklar 

İki büyük Beşiktaşlı, Cenk Koray ve “güzel adam” Vedat Okyar, 1 yıl ara ile aynı gün doğmuşlar. 1950’de NATO’ya üyelik için başvurduğumuz gün de, 1969’da Altıncı Filo protestosunda 12 gencin öldüğü, 200 kişinin yaralandığı gün de 1 Ağustos …

Bir de kutlama günüydü bu seneki. Yeni Ufuklar, UNDP Türkiye’nin e- dergisi, 200. sayısını sundu bizlere.

Bir e-bülten olarak doğmuş ve e-dergiye dönüşmüş. Her ay Türkçe ve İngilizce yayımlanıyor. Dünyanın dört bir yanından on binlerce abonesi var.

UNDP’nin yaptığı işe odaklanıyor: insanlar ve gezegen için daima yeni ve daha iyi seçenekler yaratma çabası. 

Açıklamalar, bu ışıltılı çocuğu büyüten UNDP Türkiye İletişim Bölüm Başkanı Faik Uyanık’a ait.

200. sayıda neler mi var? Her zaman olduğu gibi ulusal ve uluslararası veriler, ekosistemden haberler, duyurular, bolca bilgi!

Antakya’da Asi nehri nasıl kurtarılacak sorusunun yanıtını ya da yeşil dönüşümün 300 bin yeni istihdamı nasıl sağlayacağını da öğrenebilirsiniz. Hayatı kolaylaştırmak kadar basit değil yapılan, değer üretmek, değer katmaktır. Ne iyi ki var, ne iyi ki!