Siber güvenlik vergisi yükleniyor
Sabah uyandığımızda yatağımızdan fırlayıp kendimizi çamurlu bir siperin içine atmıyoruz belki ama cebimizdeki o akıllı telefonun ekranını kaydırdığımız ilk saniye, görünmez bir cephenin tam ortasında buluyoruz kendimizi.
Bize savaşa girip girmeyeceğimiz sorulmadı. Askere çağrı kağıdımız bir e-posta bildiriminden ibaretti. Dijital bir ayak iziniz, internete bağlı sıradan bir cihazınız, kredi kartınız veya sosyal medya hesabınız varsa tebrikler; siz de artık küresel siber savaşın bir neferisiniz. Çıkış yok, "ben oynamıyorum" demek yok. Günümüz insanının en büyük kabusu artık hayatın anlamını bulamamak değil; 'Şifremi Unuttum' butonuna tıkladığında kendi hayatına giriş yapamama ihtimalidir.
Geçtiğimiz günlerde, sektörün mutfağından, bu işin kitabını yazan deneyimli bir isimden siber güvenliğin geldiği noktayı dinlerken, meselenin topla tüfekle yapılan o eski moda savaşlardan ne kadar uzaklaştığını bir kez daha idrak ettim. Artık ülkeler birbirine füze fırlatmakla uğraşmıyor. Ne gerek var? Yüzlerce milyon dolarlık bir füzeyi ateşlemek yerine, düşmanınızın enerji santraline sızıp, sensördeki 50 derece sıcaklığı ekranda 40 derece göstererek bütün sistemi patlatabiliyorsunuz. Hem daha ucuz, hem daha şık, hem de oldukça yenilikçi bir yıkım!
Özellikle enerji sektörü... Enerji olmadan bırakın akıllı telefonunuzu şarj etmeyi, musluktan su akmıyor, bankalar çalışmıyor, hastaneler felç oluyor. Hackerlar, o ocağımıza incir ağacı diken korsanlar, sisteme bir kez sızdıklarında ortalama 200 gün içeride kalıyorlarmış. Düşünsenize, evinizde biri yaşıyor, sizinle yiyip içiyor, televizyon izliyor ve sizin ruhunuz duymuyor. Sonra bir sabah kalkıp "Evi ben aldım, ya çık ya da kirayı on katına çıkarıyorum" diyor. Dijital çağın fidyeciliği tam olarak bu.
İşin ekonomik boyutu tam bir kara mizah. Dünya genelinde siber güvenlik pazarının büyüklüğü 300 milyar dolar civarında. Peki bu siber korsanların yarattığı yıkımın maliyeti ne kadar? Sıkı durun: 12 trilyon dolar! Harcanan paranın 40 katı bir zarar var ortada. Dünyanın en kârlı, en vergisiz, en absürt iş modeli.
Tabii hal böyle olunca, devlet de bu gidişata büyük bir ciddiyetle el attı. Yeni yasal düzenlemelerle birlikte siber güvenlik artık "Bilgi İşlemdeki çocukların" sorunu olmaktan çıktı, doğrudan yönetim kurullarının, CEO'ların sırtına bindi. Şirketi tüzel olarak kim temsil ediyorsa, kimin imza yetkisi varsa okkanın altına o gidiyor. Öyle "Bizim firewall'da ufak bir delik kalmış, veriler sızmış, pardon" demek yok. 15 yıla varan hapis cezalarından, devasa idari para cezalarından bahsediyoruz. Üstelik siber güvenlik konusu doğrudan Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) masasına, devletin en üst düzey beka gündemine yerleşmiş durumda.
İşte tam bu noktada, devasa rakamlar konuşulmaya başlandığında işin ucunun eninde sonunda bizim cebe dokunacağını anlayan o iflah olmaz şüphem devreye giriyor. Bir konu devletin en tepe noktasında bu kadar "hayati" ve "milli" bir mesele olarak görülüyorsa... Ortada 12 trilyon dolarlık bir risk, milyarlarca liralık devasa altyapı ihtiyaçları ve kapatılması gereken 115 bin kişilik uzman açığı varsa... Üstüne üstlük siber güvenlik teşvikleri ve yatırımları konuşuluyorsa, ufukta bizi bekleyen o tanıdık silüeti görmemek için modemin fişini toptan çekmiş olmak gerekir.
Evet, doğru tahmin ettiniz. Yakında hayatımıza nur topu gibi bir "Siber Güvenlik Vergisi" veya daha janjanlı adıyla "Siber Savunma ve Dijital Altyapı Katılım Payı" girerse hiç şaşırmayın.
Nasıl ki her doğal afetten, her ekonomik dalgalanmadan sonra faturanın bir ucu vatandaşın cebine dokunuyorsa; günün birinde cep telefonu faturalarımızda, internet aboneliklerimizde veya şirketlerin kurumlar vergisinde "Siber Güvenlik Vergisi" ibaresini görebiliriz. Hatta siber altyapı yatırımlarını finanse etmek, o yüz binlerce uzmanı yetiştirmek için yepyeni vergi dilimleriyle tanışmamız an meselesidir.
Bizler genelde "Bize bir şey olmaz" diyen MBS (Musibet Based Security - Musibet Temelli Güvenlik) felsefesine inanan bir toplumuz. Ta ki o musibet gelip kapıyı çalana kadar. O yüzden hazır olun; çok yakında sadece hayatta kalmanın değil, dijital dünyada fişte kalabilmemizin de vergisini ödemeye başlayacağız.