Mbl_Kv


Önümüzdeki yıllar

Hakan Dikmen 07 Oca 2021

Artık, iyisiyle kötüsüyle 2020 bitti. Yaşayan tüm insanları etkileyen bir yıl yaşadık. Birçok akrabamız ne yazık ki Kovid-19 virüsüne yenik düştü.

Birçoğumuzun psikolojisi bozuldu. Ama geçmiş geçmişte kalsın tüm iyiliğiyle ve kötülüğüyle, biz önümüzdeki hayata bakalım. Her on yıl için ön görüler yapılır ya ben de öylesine bir düşündüm. Ama gördüm ki, geçen sene bugünler ne düşünüyordum şimdi ne yaşıyorum. Bence her yılın bir görevi var. Bu yıl virüs ve yapay seleksiyonla insan nüfusunu eritme yılı oldu. Geçmişte, Domuz gribi, Kuş gribi, Veba gibi olan salgınlarla da karşılaşmıştık. 2021 bence İklim sağlıklı beslenme ve çevre ön planda olacak. Bildiğimiz birçok doğrunun yanlış olduğunu göreceğiz, ya da böyle olduğuna inandırılacağız. Bizim bu coğrafyada gıda ve çevre bilincini en faydalı şekilde yaşama şansımız var. Kuraklık Güney yarım Küreden başlayacağı söylendiğine göre bizim bir müddet daha şansımız var. Anadolu gibi bereketli topraklarımız var. Hem çiftçi hem hayvan seven yetiştirmeyi bilen, genlerinde bu bilgi deposu olan halkımız var. Hemen kapı komşumuz Avrupa Birliği de inanıyorum ki bizden medet umuyor. Bu durumda çalışmamız gereken dersimizin sorusu; Gelecek 10 yılda AB'nin gıda üretim ve tüketimi nasıl şekillenecek? Avrupa Birliği (AB), önümüzdeki on yıllık süreci kapsayan yeni '2020-2030 Tarımsal Görünüm Raporu'nu yayınladı. Ben de biraz bu konuyu okudum araştırdım. Bu raporda gelecek on yılın tarım ve gıda sektöründe öne çıkması beklenen trendler, senaryolar ve öngörüler yer alıyor. Bu raporu iyi değerlendirebilir, lehimize çevirebilirsek gelecek on yıl ülkemiz için çok başarılı bereketli olur. Aslında bu rapor, sadece AB’nin tarım ve gıda politikaları açısından ipucu vermekten öte AB ile sıkı bağı ve ilişkisi bulunan Türkiye gibi ülkeler için tarımsal ticaret politikaları açısından da önemli bir rehber niteliğinde.

Önümüzdeki on yıl boyunca, bitkisel üretim sektörü açısından dijitalleşme sürecinin kritik önemde olacağı kesin. Bu kapsamda verim ve üretkenlik kazanımlarının artırılmasının tam zamanı. Bir an önce gözümüzü açıp çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve daha yüksek çevre standartlarını destekleyecek politikaların öne çıkarılması için çalışmamız gerek. 

Son günlerde bir de bilen bilmeyenin ağzında Sürdürülebilirlik kelimesi var. Bu on yılın çok meşhur hedefleri ve değişen tüketici taleplerinin gelecek on yılda AB’nin et ve süt ürünleri pazarlarını etkilemesi bekleniyor. Bunu nereden biliyorum. Biraz önce okuduğunuz Ab Tarımsal Görünüm raporunda, tüketicilerin artan bilinciyle birlikte sağlıklı beslenme trendinin özellikle meyve ve sebze sektörüne fayda sağlayacağı ve bu alanda talebin artmasına neden olacağı yazıyor da oradan. Bununla birlikte, süt üretiminin istikrarlı bir şekilde artması ve kümes hayvanlarına yönelik talebin de yükselmesi bekleniyor. Ancak, bir ara kuş gribini çıkarıp hayvancıkları toplu şekilde yok ettiler. AB’nin zeytinyağı ihracatında da artış beklenen raporda, tüketicilerin daha az alkollü ve köpüklü şarap tercihinde yükseliş bekleniyor. Bu ürünlerden birçoğunu karşılayabilecek güçteyiz. 

Tarla bitkileri, et ve süt ürünleri pazarı ile özel ürünler meyve, sebze, zeytinyağı ve özel ürünlerin dış piyasaya satılması için, özellikle lojistik olarak yaşanan aksamalar, iş gücünde ortaya çıkan sıkıntı ve talepteki radikal değişiklikler için en kısa zamanda güçlenmeliyiz. Sokak aralarında vızır vızır gezen “hadi getir de görelim” motosikletlerinden bıktık ama yeni dönemin vaz geçilmezleri olarak lojistik ilk sıralardaki yerini alıyor.       

AB Tarımsal Görünüm Raporu, “yavaş iyileşme” ve “yeşil iyileşme” olmak üzere iki farklı senaryo sunuyor. Öne çıkan her iki senaryo için de arz ve talep şoklarının et ve tahıl fiyatlarının düşmesine neden olurken, süt ürünleri ve kümes hayvanları ürünlerinin fiyatlarının daha az etkileneceği öngörülüyor. Bu yıl pandemi ve iklim değişikliği kaynaklı riskler yüzünden makroekonomik tahminler ve mahsul verim beklentilerinde belirsizliğin arttığı ve tahmin yapmanın farazi olduğu ortada. Bu anlattıklarımdan çıkan sonuç, ülkelerin ekonomik iyileşme stratejileri ve belirli pazarlardaki görünüm ve değişmesi muhtemel dengelerin iyi değerlendirilmesiyle başarı sağlanacağı yönünde. Bizim de ülke olarak AB raporunu göz önünde bulundurup gelecek için reel planlar yapmamızda fayda var.