Kizilay_Detay22-23
Kizilay_MobilMasthead2


Moodys neler ediyor bize...

Hakan Dikmen 17 Eyl 2020

Moody's Corporation ülkemizin gündemine güüüm diye düştü. Bugüne kadar verdiği notların en düşüğünü ülkemiz için verdi. Nedir bu Moody's, ne iş yapar, bizi bu kadar sevmeme nedeni nedir?

Aslında, kredi notları veren bu kuruluş, araştırmalar yapıp, isteyenlere ekonomik araçlar ve analizler sağlayarak,  mali piyasaların şeffaf ve güvenilir çalışmasına katkıda bulunmak amacı. Bu nedenle de küresel sermaye piyasalarının önemli bir baş vuru unsuru olarak çıkmış pazara. Yatırımcıları verdiği notlarla yönlendiriyor. Aslında Moody's Corporation borç almak için ülkelerin araçlarını kapsayan kredi notları, ve araştırmalar sağlayan Moody's Investors Service’in ve en gelişmiş yazılımları, kredi ve ekonomik analizleri ve mali risk yönetimine ilişkin danışmanlık hizmetleri ve araştırmalar sunan Moody's Analytics’in ana şirketi durumunda. 

Moody’s Corporation on yıl önce yani 2009’da 1.8 milyar dolarlık bir sermaye ile dünya çapında yaklaşık 4.300 kişi çalıştırıp 26 ülkede ofis açmış ve bizim başımıza bugünlerde iş çıkarmıştır! Şaka bir yana, Dünyanın en eski derecelendirme kuruluşu olarak Moody's Investors Service kredi notları, araştırmalar ve risk analizlerinin önde gelen bir kurum. Moody's’in taahütü ve uzmanlığı mali piyasaların şeffaf ve güvenilir çalışmasına katkıda bulunmak olarak belirlenmiş. Şirketin kredi notları ve analizleri 110 ülkede, 12.000 ihraççı şirket, 25.000 kamu finansmanı ihraççısı ve 106.000 yapılandırılmış finansman tahvili için dünyanın borçlarını ekonomisini izleyip raporlar hazırlıyor. Şirketler buna göre ülkelere yatırımlar yapmaya karar veriyor. 

Durum böyle iken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOBB ETÜ Mezuniyet Töreni konuşmasında, kredi derecelendirme kuruluşlarını eleştirdi. Türkiye'nin ekonomide pik yaptığını belirten Erdoğan, not indirimi hakkında "Puanlamalarınızın kıymet-i harbiyesi yok." dedi. Moody's dün Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin beş basamak altı olan B2'ye indirmiş, görünümü negatifte tutmuştu. Erdoğan konuşmasında, "Artık bizim IMF diye bir kapımız yok" ifadelerini de kullandı. Aslında yeni dönemde artık eskisi gibi bir sistem olmayacak. Para da olmayacak. Biz kendi kendine yetebilecek düzeyde bir ülkeyiz. Ama bunu tüm ülke insanına anlatabilmek ve hep birlikte bir kalkınma harekatına girerek başaracağımızı ispatlamamız gerekiyor. Bazen hayvanlara vereceğimiz samanı, otu bile yurt dışından alıyoruz diye düşünüyoruz. Bence bunun da siyasi bir yönü var. Bazı ülkelerle işbirliği yapabilmek için ticaret de şart. Adamlar bize uçak motoru satamıyorlarsa otu satacaklar. Bu işlerin arkasında hep bir siyaset var diye düşünüyorum. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye kredi notunu B1'den B2'ye düşürdü. Yatırım yapılabilir seviyenin 5 kademe altındaki bu not, bizim için kabul edilemez. 

2001 krizi dönemi dahil Türkiye tarihinin en kötü kredi notu bu oldu. Biliyorum herkes maddi olarak pek mutlu değil. Maliye Bakanımız beton satışında iyi haberler alıyorum da diyor. Demek ki bir yerlerde para var. Ama elin oğlu işe böyle bakmıyor. Bize layık gördükleri bu seviyede Türkiye ile birlikte Uganda ve Tanzanya gibi ülkeler bulunuyor. O ülkelerin durumu da zaten başka ülkeler tarafından sömürülmeleri değil mi? Moody's, kararın gerekçesinde "dış kırılganlıklarının bir ödemeler dengesi kriziyle sonuçlanması olasılığı artıyor" diyor. Ne demek bu, yani demeye çalışıyor ki, kardeşim siz Akdeniz'de ona buna kafa tutmayı bırakın. Çekilin ülkenizin bizim istediğimiz sınırlarına, bizim sattığımız malları alın, silahları da alın ama kullanmayın. Petroldü, gazdı sizin neyinize. Dolar da bende zaten. Sizin Döviz rezervlerdeki sert düşüşe ve Doğu Akdeniz'de artan gerilime daha ne kadar dayanırsınız. Alın size bir tokat da benden. Ben bu Moody's in not indirimini böyle okuyorum. 

Bu alanda da bir savaş içindeyiz. Binlerce yıldır devamlı ülke olarak karşımızda bir grup baraj kurup duruyor. Son günlerdeki Akdeniz'de karşımıza çıkan durum da gösteriyor ki, bize bizden başka dost yok. Bu nedenle kafamızı kullanıp birlikte bu saldırıya nasıl karşı koyacağımızı düşünmemiz gerekiyor. Mustafa Kemal Atatürk'e Atatürk diyemeyen bu ülkenin yararına değil düşmanların ekmeğine yağ süren kişiler olmamalıyız. Tam da birlik ve beraberlik içinde olma zamanı. Haydi herkes bu zor zamanda ülkesi için iyi işler yapsın. Yapamıyorsa yapanlara mani olmasın.