Dünya son yarım yüzyıldır iklim krizi, hızlı sanayileşmenin getirdiği çevre kirliliği, artan enerji tüketimi ve doğal kaynakların tükenmesi gibi ciddi sorunlarla yüzleşiyor. Bu sorunlar sadece devletlerin değil, aynı zamanda işletmelerin ve bireylerin de sorumluluk almasını gerektiriyor.
Modern iş dünyası, sürekli değişen koşulları, teknolojik dönüşümleri ve artan rekabetiyle işletmeleri daha esnek, hızlı ve yetenek odaklı olmaya zorluyor.
İş dünyasında çoğu zaman işverenin çalışanına karşı sorumlulukları gündeme gelir. Oysa iş ilişkisi tek taraflı değildir; işçinin de işverene karşı bir dizi sorumluluğu vardır.
Günümüz ekonomilerinde "deregülasyon" kavramı sıkça gündeme geliyor. Türkçeye "düzenlemelerin gevşetilmesi" veya "serbestleştirme" olarak çevrilen deregülasyon, devletin piyasa üzerindeki müdahalesini azaltmayı ve özel sektörün inisiyatifini artırmayı amaçlıyor.
Ekonomik hayatın en temel yapı taşlarından biri güven duygusudur. Bireyler, şirketler, yatırımcılar ve devlet kurumları arasındaki ilişkilerde güvenin sağlanması, ancak şeffaflığın yerleşmesiyle mümkün hale gelir.
Günümüzde ülkelerin ekonomik dengeleri, yalnızca üretim kapasiteleriyle değil aynı zamanda dış ticaret politikalarıyla da şekilleniyor.
Türkiye'nin Ar-GE destek politikaları, 2024 yılında önemli bir ivme kazandı. Devletin dolaylı Ar-GE teşvikleri 105 milyar 977 milyon TL'ye ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 78,6'lık bir artış gösterdi.
Girişimcilik ekosistemi, son yıllarda sadece teknoloji odaklı yeniliklerle değil, aynı zamanda finansman yöntemlerindeki çeşitlilikle de gündemde.