SON DAKİKA

PKK'nın yerine KDP mi?

Faruk Aktaş Çarşamba 01 Temmuz 2026 07:30

Terörsüz Türkiye Surecinde yaşanan tıkanıklık, özelde Irak'ta yaşanmakta olan değişim, bölgesel gelişmeler, riskler ve fırsatlar konularını ele aldığımız yazı dizimizin dünkü bölümünde PKK'nın silah bırakma konusunda neden ayak sürümeye çalıştığını, süreci zamana yaymaktaki maksatlarının ne olduğunu izah etmeye çalışmıştık.

Bugünkü bölümde ise PKK çevrelerinin, bir yandan süreci zamana yaymaya çalışırken bir yandan da ne tür alternatif arayışlar içinde olduğunu, bu kapsamda devreye sokulan “Kürt Birliği ve Ulusal İttifakı” adlı projeyi, küresel güçlerin bu projedeki rollerini, KDP ve Barzanilerin rolünü ve bütün bunların ABD’de önümüzdeki Kasım ayında yapılacak kongre ve iki yıl sonraki başkanlık seçimleri ile ilgisini masaya yatıracağız.

Terörsüz Türkiye Süreci başladığından bu yana PKK’nın Avrupa’daki iki büyük yapılanması olan Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) ile Kürdistan Halk Kongresi (KONGRA-GEL) tarafından “dört bir elle sarılınılan) bir proje yürütülüyor. 

Projenin adı, “Kürt Birliği ve Projesi”.

Başında Mustafa Karamus, Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal gibi PKK’nın Avrupa sorumluları var. 

Projenin, kendileri tarafından açıklanan amacı, onların tabiriyle “Dört parça Kürdistan’daki tüm güçleri bir tek çatı altında toplayarak Kürtlerin hak ve kazanımlarını korumak ve bağımsız bir Kürt devleti için mücadele etmek.”

Söz konusu yapılanmalar ve başlarındaki isimler bir yandan “Önder Apo’nun arkasındayız” diyor, “süreci destekliyoruz” diyor, bir yandan da harıl harıl bu proje etrafında, kendi dillendirdikleri bu amaç doğrultusunda bir girişim yürütüyor.

Projenin öncülüğünü PKK’nın Avrupa kanadı yürütüyor olsa da Kandil ve DEM Parti de işin içinde. 

Bu projeyi, önüyle arkasıyla, geçmişiyle, bugünüyle ayrıntılı olarak masaya yatırmakta fayda var zira bu proje esasen Terörsüz Türkiye Süreci’ni boşa çıkarma amacı taşıyor, bunun başarılamaması halinde ise PKK’nın alternatifini oluşturmayı hedefliyor. 

MCGURK’ÜN PLANI

Bu proje aynı bu isimle, yani “Kürt Birliği ve Ulusal İttifakı” adıyla Barack Obama’nın ikinci başkanlığı döneminde ABD-Türkiye ilişkilerinin gerilmesi sonrası Obama tarafından ABD Suriye Özel Temsilcisi olarak atanan Brett McGurk tarafından, Pentagon ve CENTCOM’un desteğiyle tasarlanıp hazırlanan, İsrail, Fransa ve İngiltere’nin de desteğiyle hayata geçirilmeye çalışılan bir proje. 

Projenin ilk versiyonu o dönem, PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG ile Barzanilere yakın ancak Suriye muhalefeti ile birlikte hareket eden ENKS’yi bir araya getirmek, Kuzey Irak ile Kuzey Suriye’yi birleştirerek bunu “devletimsi bir yapı” olarak tanımak ve bunu Türkiye’ye karşı kullanma amacını güdüyordu. 

Yıllarca Türkiye ile ABD arasında büyük gerilimlere yol açan PYD/YPG’ye verilen askeri ve siyasi destek de bu çerçevede yürütülüyordu. 

Her ne kadar Barzanilerin arabuluculuğunda masa üzerinde bazı adımların atılmasını sağladılarsa da Türkiye’nin sahada ve diplomasideki güçlü ve etkili hamleleri nedeniyle başarıya ulaşamadılar.

Ve nihayet Suriye’de Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesiyle hayalleri kursaklarında kaldı.

Esad devrildi, Obama’yla kafadaki Joe Biden gitti, Donald Trump ABD’de başkanlık koltuğuna oturdu, McGurk gitti yerine Tom Barrack geldi vs.

KNK, KONGRA-GEL VE KDP YAN YANA

Ve bu arada Türkiye’de Terörsüz Türkiye Süreci başladı derken aynı proje bu kez İsrail tarafından Fransa, İngiltere ve Almanya gibi bazı ülkelerin desteğiyle yeniden devreye sokuldu.

Bu kez projede Barzanilerin KDP’si de doğrudan ve aktif şekilde yer alıyor.

Proje kapsamında “Avrupa Kürt Diasporası” adıyla bir yapı kuruldu. 

KDP yetkilileri de KNK ve KONGRA-GEL ile birlikte bu yapının içinde. 

Bu yapı uzun süreden bu yana başta Brüksel olmak üzere çeşitli Avrupa başkentlerinde toplantı, konferanslar, etkinlikler vs düzenliyor.

Aynı proje kapsamında aynı yapının bir benzeri de “Kürt Milli Platformu” adı altında Türkiye’de Barzanilerin desteklediği bazı irili ufaklı partilerle DEM Parti’nin bir araya gelmesiyle oluşturuldu.

Onlar da bir süredir benzer ortak etkinlikler düzenliyor.

Herkesin farklı hedef ve beklentileri var. 

Projenin arkasındaki güçlerin en büyük hedefi her daim Türkiye’ye karşı “koçbaşı” ve “koz” olarak kullanabilecekleri bir “Kürt kartı”nı canlı tutmak. 

Bunun için mümkünse Terörsüz Türkiye Sürecini boşa çıkararak PKK’yı yok olmaktan kurtarmak, bu başarılamasa yerini dolduracak yeni bir yapı tahkim etmek. 

EN BÜYÜK UMUTLARI TRUMP’IN GİTMESİ

PKK ve bağlantılı yapıların öncelikli hedefi şu:

Birincisi Terörsüz Türkiye Sürecinin ilk etapta önümüzdeki Kasım ayında ABD’de yapılacak kongre seçimlerine kadar zamana yayılması. Seçimlerde Cumhuriyetçilerin ağır yenilgi alması halinde –ki beklentileri o yönde- “topal ördek” pozisyonuna düşecek olan Trump’ın Türkiye’ye karşı şuan olduğu kadar olumlu yaklaşımlar sergileyemeyeceği ve bunun etkisiyle sürecin iki yıl sonraki başkanlık seçimlerine kadar da uzatılarak başkan seçilmesini umdukları Obama/Biden benzeri bir başkanın desteğiyle eskiye dönüşün sağlanması. 

Bu kesimler için öncelikli hedeflerinin gerçekleşmemesi yani Terörsüz Türkiye Sürecini boşa çıkaramamaları halinde “bir bütün olarak yok olmak” yerine KDP ve Barzanilerle işbirliği yaparak, onlarla ortak hareket ederek onlar sayesinde ayakta kalabilmek ve varlıklarını devam ettirebilmek.

Barzaniler açısından ise durum farklı. 

KDP esasen PKK’nın silah bırakma ve tasfiye sürecinden oldukça memnun. O nedenle süreci destekliyorlar. Zira onlar açısından en büyük rakipleri Talabaniler ve KYB değil PKK.

Dolayısıyla PKK’nın ortadan kaldırılması işlerine gelir ancak onlar da bu süreçten kendileri için rakiplerinin yok olmasından daha öte bir şeyler çıkarma arzusundalar.

BARZANİ’NİN LİDERLİK HAYALLERİ

Birincisi bir yandan süreci desteklerken bir yandan da “Öcalan Kürtlere ihanet etti. Kürtlerin en büyük ve tek lideri Mesut Barzani” propagandası yayarak Kürt milliyetçiliği üzerinden güçlerini tahkim etme arayışındalar.

İkincisi PKK’nın hem Irak, hem Avrupa hem de DEM Parti üzerinden Türkiye’deki devasa networkü bünyelerine katma arzu ve hesabı içindeler. 

Onun için dikkat edilecek olursa yıllardan bu yana Türkiye’yi karşısına almamak için, “Her ülkedeki Kürtler kendi sorunlarını, gelecekleri bulundukları ülke içinde çözmeli, belirlemeli” diyen Mesut Barzani, “Dört parça Kürdistan’daki Kürtlerin kaderi birdir, birbirinden ayrılamaz” demeye başladı. Süreçten rahatsız olan PKK çevrelerinin tümünü kendi himayesine alma stratejisi güdüyor.

Dikkat edilecek olursa Şam yönetimi ile PYD arasındaki görüşmeler sırasında, Türkiye’yi karşısına almak pahasına en büyük “federasyon” dayatmasını PKK/PYD çevreleri değil KDP ve Barzaniler yaptı. Sorun aşılmasına rağmen hâlâ bunu gündemlerinde tutmaya devam ediyorlar. 

Hatta anımsanacağı üzere ABD ve İsrail ile İran arasında savaşın başladığı ilk günlerde PKK’nın İran kolu PJAK ile KDP’ye bağlı gruplar arasında ittifaklar kurularak İran’a karşı savaşmanın hazırlıkları yapıldı ki, bu konu doğrudan Türkiye’nin ABD nezdindeki girişimleri sayesinde önlendi. 

Bu girişim de doğrudan bu “Kürt Birliği ve Ulusal İttifakı” projesi kapsamında hayata geçirildi ve hâlâ yürütülmeye devam ediliyor. 

Hasılıkelam, bizzat McGurk tarafından tasarlanan bu “Kürt Birliği ve Ulusal İttifakı” projesi bugün farklı versiyonu ile devrede.

Bu proje ile Terörsüz Türkiye Sürecinin hedefe ulaşması önlenemezse bir sonraki hedef KDP’yi PKK yerine ikame etmek.

Yarın:

Irak’ta nasıl bir değişim yaşanıyor?

Yeni Başbakan Ali Zeydi döneminde neler bekleniyor_

Silahlı gruplar tasfiye edilebilecek mi?

Irak, merkezi yönetime doğru mu gidiyor?

Tom Barrack’ın ABD’nin Irak Özel Temsilciliği görevinin ne tür etkileri olur?

Erbil, Kerkük-Süleymaniye hattında neler dönüyor?

Ankara-Süleymaniye ilişkilerindeki olumlu ivme nereye varır, ne tür sonuçları olur?