İngiltere ara seçimleri neden manşetleri süslüyor?
Dünya'da tartışılacak, konuşulacak daha ilginç mevzular var. Örneğin Abu Dabi'nin İran politikasındaki sertliğin BAE'ndeki birliğe ne şekilde zarar verdiği, emirliklerin böyle hedefe oturmaktan memnun olmadığını, Abu Dabi'nin merkeziyetçi eğilimlerinin ve hakim dış politika yöneliminin eleştirilmeye başlandığını konuşabiliriz.
Geçtiğimiz pazar günü ABD ve İran karşılıklı birbirlerini sınadılar, Trump bu sınamaların ortasında Hürmüz’ü açmak için bir operasyon (Özgürlük Operasyonu) ilan etti. Sonra ertesi gün operasyonu dondurduğunu açıkladı. Pakistan’ın çabalarının bu u-dönüşünün arkasında olduğu düşünülüyordu. Oysa Haaretz’e yansıyan haberlere göre Suudi Arabistan’ın tavrı ve ABD’ye koyduğu sınırlamalar Washington’un kararını etkiledi. Riyad, Körfez’e sıçrayan bu savaşın, İran’ın şu anda elinde tuttuğu avantajlardan rahatsız da olsa, bir Körfez savaşı haline gelmesini istemiyor. Zaten, böyle bir savaşta ABD’ye de güvenilemeyeceğini düşünüyor. Bence bütün bu baskılar kadar, Trump, göze alacağını ima ettiği operasyonu tam anlamıyla göze de alamadı, zira bu adım savaşı bambaşka noktaya taşıyacağı gibi ABD adına savaş amaçlarının kazanılmasını da garantilemiyor. Perde arkası mekik diplomasisinde ise nerede duruyoruz sorusu havada, basına yansıyan tarafların barış planları hala gayet maksimalist ve bir anlaşmayı işaret etmiyor çünkü. Buna rağmen ABD’den anlaşmaya yakınız açıklamaları geliyor, İsrail de bir türlü yok edemediği Hizbullah saflarını Lübnan’da vurmaya devam ediyor. Olası anlaşmanın doğasına bağlı olarak, Riyad’ın da çok kızdığı düşünüldüğünde bu savaş İsrail için çok kazanılabilir bir savaş olmayabilir. Kısaca ilginç hikaye çok ama Avrupa’nın burnunun dibinde yaşadığımızdan arada dönüp onların gidişatına, sıkıcı da olsa bakmak gerekiyor.
İşçi Partisi’nin düşüşü
Gerçi ben durumu sıkıcı olarak nitelendiriyorum ama İngiliz seçim haritası en az İngiltere’deki aksanlar kadar çokluk barındıran bir tablo ortaya koymayı başarmış. Bu yazı yazılırken henüz sandıklarda oy verme süreci devam ediyordu yani aslında gerçek seçim sonuçları üzerinden değil beklentiler üzerinden konuşuyoruz. Yine de bazı beklentiler nerdeyse gerçekleşmiş gibi bir kesinliğe sahip. Bu çerçevede ilk beklenti İşçi Partisinin ve Stemer’in çok büyük bir yenilgi yaşaması.
Seçimler yerel veya ara seçim olarak değerlendirilebilecek nitelikte. İngiltere’de bizdeki bazı belediye işlerinden (çöp toplamak vb) sorumlu yerel konsey üyeleri, İskoçya ve Galler’de de ulusal meclis üyeleri seçilecek. Her üç alanda da İşçi Partisi geriliyor. Bugün sahip olduğu sandalyelerin %75’ini Stemer liderliğinin elinde tutamayacağı söyleniyor. Stemer’in kamu borçlanmasından doğan açığı kapatmak ve kamu hizmetlerini yerine getirmek için vergileri artırma politikası başarılı olmamış görünüyor. Ortadoğu’da savaş çıkmadan önce bazı makro ekonomik veriler (enflasyon oranı vb) çok kötü değildi. Buna rağmen kimse mutlu da değildi. Kiraların ve ev kredilerindeki faiz oranlarının yüksekliği emek kesimini sıkıştırmıştı. Gerçi bu İngiltere AB’den ayrılsa dahi tüm Avrupa’da görülen ortak bir sorun. Emek, çalışsa ve kazansa dahi köşeye sıkıştığını ve sistemin kendisi ile alay ettiğini hissediyor. Varlığının değersizleşmesi ve normalin ötesini hayal edememe gibi sorunlar var. İran-ABD/İsrail savaşı başladığında enflasyon ve faizlerle ilgili duyulan umut da ortadan kalktı. Bu kadar derin ve ekonomi-politik sorunlar nasıl basit bir yabancı düşmanlığına evriliyor; bunu anlamak- yine de benim için- çok mümkün değil. Kitle psikolojisi, korkuların istismarı, merkezin/normalin anlamını ve güvenilirliğini yitirmesi, hepsi birer faktör ama yine de doğru düzgün göç almayan yerlerde dahi millettin birbirinin yüzüne bakarak göçmen karşıtı bir politikada çareyi bulması ilginç geliyor. Stemer ve iktidar muhtemelen 2029’a kadar iktidarda kalabilirler, o tarihten önce genel seçimler olmayacak. Ama Trump, Stemer’e resmen hakaret ederken, MAGA ideolojisinin açıktan destek verdiği Reform Hareketinin büyük zaferini sindirmek kolay olmayacak. Allahtan Kral ve Kraliçe ABD’ye gittiklerinde, İngiliz ruhu neymiş Trump ve çevresine gösterdiler.
Reform’un yükselişi keskin bir zafere dönüşür mü?
Reform hareketinin yükselişi sürpriz değil. Fakat bu yazı yayınlandığında bu yükselişin nasıl bir biçim dahilinde gerçekleştiği de ortaya çıkacak. Bazı yorumcular, yükselişin bir plato görüntüsünde olacağını iddia ediyorlar. “Yani yükseleceği kadar yükseldi zaten daha ne yükselecek” diye bir beklenti var. Ayrıca hayatın bazı gerçekleri de var İskoçya ve Galler’de başı İskoç ve Galler milliyetçisi hatta ayrılıkçısı (burada ayrılıkçılık gerçekleşebilir siyasi bir proje olmaktan çok siyasi ve toplumsal bir rüya) partiler çekecek. Bu partiler İşçi Partisindeki düşüşten nemalanacaklar. Yeterince güçlü bir çıkış sağlayamazlar ise Reform Partisi ile mecliste çoğunluk için bir tür ittifak yapabilirler ama şu anda hedeflerini İskoçya ve Galler’in Reform’a teslim olmayacağı vurgusu üzerinden yapıyorlar. Bu arada iki partili sistem çözülüyor olabilir ama başka bir iki parti popülist politik spektrumda görünürlük kazanıyor. Buna göre hem İşçi Partisi hem Muhafazakar Partinin liberal kanadı yeni sol popülist Yeşiller’i oy potansiyeli açısından besliyor. Filistin yanlısı politikalara destek veren, aktivist gençlik de özellikle Londra gibi büyük kentlerde Yeşiller’in yükselişini görünür kılıyor. Muhafazakar liberal kesim Liberal Parti’yi de besleyecek. Bu kadar çoklukta bugüne kadar sürdürdüğü yükselişi başka bir perdeye taşımak Reform için bile çok zor, eğer yapabilirse başka şeyleri tartışmamız gerekebilir. O zaman garip bir biçimde Almanya’nın sıkça ifade ettiği dış güçlerin seçimlere müdahalesi ve manipülasyonu gündeme gelebilir. Almanlar, tabi Ruslardan ve Rusya’nın AfD’ye verdiği destekten korkuyor. Oysa Reform hareketinin temel destekçisi ABD ve MAGA. Hoş, ABD, Reformcuların dış politikasından Trump memnun kalır mı bilinmez, çünkü Reformcular da tıpkı AfD gibi tıpkı benzer radikal sağ ve sol oluşumlar gibi dış politika konusunda bölünmüş bir tablo sergiliyorlar. Fakat en azından Avrupa sathında yeni muhafazakarlığı hala gündemde tutmak ve onun üzerinden Avrupalılığa eleştiride bulunmak şimdilik Trump’ı memnun eder. Önümüzde çok netameli bir NATO zirvesi var üstelik.