Dolar $
13,79
%0.34 0.05
Euro €
15,61
%0.43 0.07
Sterlin £
18,23
%-0.19 -0.03
Altın
789,77
%0.97 7.62
SON DAKİKA

AB Türkiye ilişkileri ne durumda?

Hakan Dikmen 25 Kas 2021

Bu nereden çıktı durduk yerde diyebilirsiniz. Ama inanın öyle değil. Biz kendi derdimizle uğraşırken Avrupa'da da bazı değişiklikler oluyor. Bu hem dünya ekonomisi hem de bizim ülke ekonomisini yakından ilgilendiriyor. Düşünecek olursanız bizim ihracat ülkelerimizin yoğunluğunu Avrupa kapsıyor.

Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinde Akdeniz’in doğusundaki doğal kaynaklar ile Kıbrıs sorunu nedeniyle, üyelik müzakereleri ve Gümrük Birliği’nin yenilenmesi ile ilgili yakın zamanda bir çözüm beklenmiyor.

Son dönemde Afganistan ve Suriye’den olası göçmen hareketleri nedeniyle Avrupa ülkeleri ve AB’nin Türkiye’ye işbirliği çağrısı gündemdeydi. Ancak Türkiye’nin üyelik müzakerelerine geri dönülmesiyle yeni başlıklar açılması veya Gümrük Birliği’nin güncellenmesi talepleri için atılan bir adım olmamıştı. Olmadığını bırakın, aleyhimize gelişti olaylar. Bizi 3. Dünya ülkelerinin içine koydu Avrupa birliği. Balkan ülkeleriyle AB üyeliğini konuşmaya devam edecekler. Ama bizimle görüşmelere Suriye, Irak ve diğer ülkelerle birlikte dönüş yapacaklar. Bu da “ölme eşeğim ölme” zamanı olur her halde. 

Yunanistan’ın talebiyle Fransa’nın da kışkırtmasıyla Akdeniz’e kıyısı olan AB ülkeleri Türkiye’ye karşı neredeyse ortak tutum aldı. Atina’da “MED 9” adı altında düzenlenen toplantıda, AB üyesi ülkeler Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz, Hırvatistan, Yunanistan, Slovenya, Malta ve Rum yönetimi olarak ‘’Kıbrıs Cumhuriyeti’’ yer aldı. Burada Atina Bildirisi olarak yayımlanan ortak tutum belgesinde, Doğu Akdeniz meselesinde gerilime neden olmakla itham edilen Türkiye’nin, olası göç akınına ev sahipliği yapması istenmesi ise dikkat çekti. Bu konuda şunu da söylemeliyim ki ellerini ayaklarını bağlayarak göçmenleri denizin ortasına atan bir aç susuz bırakan bir zihniyetten söz ediyoruz. 

Şimdi AB’nin lider ülkesi konumundaki Almanya’da yapılan seçimler sonrası yeni hükümetin kurulması beklenirken, Türkiye’nin arzu ettiği şekilde, ekonomik boyutlu ilişkileri geliştirmeyi sağlayacak Gümrük Birliği’nin güncellenmesi biraz hayal gibi geliyor. 

Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri küresel ve bölgesel gelişmeler, ekonomik sorunlar, terörle mücadele gibi güvenlik sorunları kapsamında taraftar aslında pandeminin de etkisiyle  kendi dertlerinin peşine düştü. 

Türkiye–AB ilişkilerinde ekonomik ilişkiler ile siyasi ilişkileri o kadar çabuk hal olmayacak. Belki Metaverse dünyasında bu işler birlik beraberlik içinde olabilir. Zaten , Gümrük Birliği meselesi son derece politize olmuş durumda. Türkiye tam üye olmadan 1995’te Gümrük Birliği’ne dahil oldu. Fakat İmtiyazlı ortaklık. Biz ülke olarak “tam üyelik olması lazım” dedikçe bizden uzaklaştılar.  Aslında Gümrük Birliği Anlaşması yapılması, bir imtiyazın tanınmasıydı veya sağlanmasıydı. Bu yürüyor fakat artık Türkiye’ye bu mevcut durumda maliyetli olmaya başladı. Çünkü Avrupa Birliği’nin başka ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları imzaladığını görüyoruz. Bu konuya biraz açıklık getirmek isterim,  Amerika Birleşik Devletleri ile AB’nin bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalama süreci var. Tam anlamıyla tabii sonuçlandırılmış değil. AB’nin Japonya ile anlaşması da söz konusu. Bu da bütün Türkiye’nin pazarının Japonya’ya, Japon ürünlerine gümrüksüz şekilde açılması anlamına geliyor. Fakat karar alma mekanizmasında Türkiye olmadığı için bu tarz anlaşmalar kaynaklı Türkiye’ye yol açacağı maliyetleri masaya, gündeme getiremiyor çünkü üye değil. AB’nin aldığı gümrük kararlarından Türkiye de etkileniyor. Bizim ABD ile olan ticaretimize ne olacak. Yani, AB ile Amerika ile serbest ticaret anlaşması tam anlamıyla yürürlüğe girdiğinde ne olacak? Bütün Amerikan mallarına Türkiye’nin pazarı otomatik olarak açılacak. İşte bu gibi olumsuzlukları ortadan kaldırmak için Türkiye, Gümrük Birliği’nde revizyon talep ediyor. Türkiye’nin ürünleriyle ilgili sanayi ürünleri ve tarım ürünleri ayrımı var ama Türkiye hepsi için Gümrük Birliği’nin geçerli olmasını istiyor. Buna karşı en başta Yunanistan engellemesi geliyor. Sonuç itibariyle AB’nin tüm üye ülkelerince rıza, onay verilmesi gerekiyor. Bazı siyasi gruplar AB parlamentosu içinde olsun veya olmasın süreci yokuşa sürebiliyor. Dolayısıyla sonuca herhalde erdirilmesini beklemek çok rasyonel olmaz. Bence çok mışırıklı bir durum. 

Yine geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımızın Türk Dünyasına “2040 Vizyonu” açılma konusundaki düşüncelerini de dinledik. Biz de yeni pazarlar arıyoruz. Yani anlayacağınız önümüzdeki günlerde pazar karışacak. 

15 Kasım 2021 de Fiberteks Genel Müdürü Sayın Kemal Tay ile yaptığım röportajda görevini Türkiye Tekstil İhracatçıları ve Çalışanları Derneği Başkan Yardımcısı diye yazmışım. Oysa kendisi, TİHCAD Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı. TİHCAD Başkanı Ergin Aydın ve çalışanlarını üzdüysem özür dilerim.