Dolar $
33.05
%0.66 0.21
Euro €
36.14
%0.73 0.26
Sterlin £
42.98
%0.79 0.33
Çeyrek Altın
4192.19
%0.52 21.53
SON DAKİKA

Niye bu kadar şikayet ediyorsunuz ?

Çalışmak hayatı düzene koymaktır… Neden mi böyle bir yazı yazma gereği duydum… Son zamanlarda belki global anlamda yaşanan ve bitmek bilmeyen salgınlar, ekonomik dar boğazlar, sıcaklar, doğal afetler, susuzluk ve kıtlığın kapımızda olması gibi etkenlerle bıkkınlık ifadeleri duyuyoruz etrafımızda. Hem de günden güne artan sayı ile ve herkes öncelikle işlerini terk etmekten bahsediyor… Şehirlerini değiştirmekten… Elbette sosyal varlıklar olarak da birbirimizi bu söylemler ile ufak ufak zehirliyoruz aslında. Şimdi bana diyeceksiniz "sen sanki bunalmadın mı?". Bunalmaz olur muyum?

Hayatlarımızda değişiklikler yapmak kadar normal bir süreç yok… Bu durum bizim kabuklarımızı kırmak ve gelişimlerimiz açısından son derece de faydalı bir durum…

Benim garipsediğim durum şudur; “Niye çalışalım?, Modern köle miyiz? Özgür olalım” İfadeleri… eğer çalışırken kendinize yarar sağlayıcı şeylere odaklanamıyorsanız bu duruma cevap “gönüllü kölesiniz” olur ve nereye kaçarsanız kaçın hep köle olarak kalırsınız…

Nasıl mı?

Hangi işi yapıyorsanız yapın, çok klişe bir ifade olan “elinden gelenin en iyisini yap” ile başlayabilirsiniz mesela ya da kendinizi odağa alırsınız ve her bulduğunuz boş vakitte kendiniz için 5 dk. dinlenmek, 5 dk. masadan uzaklaşmak, 5 dk. farklı bir şeyler okumak, 5 dk. resim yapmak, 5 dk. müzik dinlemek, 5 dk. komik bir şeyler dinlemek vb. (böyle uzayıp gider) yapabilirsiniz… Bizim için en kıymetli olanı yani kendimizi motive etmeliyiz…

Ama çalışmaktan ayrılmayı düşünmeyin…Eğer daha iyi “üreteceğiniz” bir yer bulmadıysanız…

Hadi gelin çalışmadığınızı ya da isterseniz çalışmanın sizlere neler kazandırdığını düşünün …

Öncelikle unutmayın bizler sosyal varlıklarız, çalışma hayatında arkadaşlarımız ile sosyalleşiyoruz, başarma güdümüzü karşılıyoruz, üretiyoruz… 

Katma değer yaratmanın hazzını hissediyoruz aslında, yeter ki görmeye niyetlenelim, nasıl mı? Şöyle ifade etmek isterim, bizler bir şeyler üretiyorken sadece iş verenlerimizin, müşterilerimizin vb. isteklerini yerine getiriyor kısmına çok odaklanıyoruz. Aslında yaptığınız işe imzanızı atabilirseniz yani masanın üstünü silerken bile en iyi performansınızla işinize imzanızı atabilirseniz “siz hatırlanırsınız” ve emin olun bu durum “koltuklarınızı kabartacak” övgüler almanızı sağlar… Günün sonunda daha mutlu ve motive olmayı garantilersiniz.

İşte bu mutluluğu sağladıktan sonra ancak daha iyi üretimler yapabileceğimiz alanlara elbette ki hayat yolculuğumuz devam etsin. 

Ya da bana derseniz ki çalışma şartları değiştirilmeli işte buna da varım…

Her çalışma şeklinin masa başında olmadığı kanaatindeyim.

Yaratıcılık ve motivasyon için özgürlüğe inananlardanım ama disiplinli özgürlük şimdi bu nedir derseniz…

Yani sınırları da olmalı yani bu özgürlüğün çünkü erteleme ihtimaline karşı otokontrolümüzü sağlar.

Ama üretirken kendini en iyi nerede motive hissediyorsa insan orada olmalı illaki masa başında, dört duvar arasında değil…

Hepimiz farklı biyolojik ritimlere sahibiz mesela kabaca sabahları ya da akşamları hatta gece çok iyi üretenler “15 dk.’ya neler sığmaz ?” Yazımdan da hatırlayacağınız gibi kendimi örnekleyecek olursam yaklaşık 10 dakika önce başka bir yazı yazıyordum ama bakın şu an bu yazıma kanalizeyim ama biraz sonra diğer çalışma ile ilgili fikirler bana arka planda seslenmeye başladığında bu yazımı bırakıp o çalışmama geri döneceğim. Şimdi siz gelin beni zorlamaya çalışın, yapamam ki …Ama üretmeden de duramam, yani çalışmam gerek ister doğada dağ tepe aşarken gerek bilgisayarımın başında gerek öğrencilerimin karşısında gerekirse başka şekilde… O zaman bir şeyler üretebildiğim karşılığında da maddi ederini alabildiğim sosyalleşebildiğim çalışma hayatını neden sevmeyeyim ki?

Bu yazıyı neden yazma ihtiyacı duydum tekrar hatırlayarak yazımı müsaadelerinizle sonlandırıyorum…

Evet hepimiz tükeniyoruz, yoruluyoruz, kaçış alanları arıyoruz ama emin olun bu çalışma hayatından dolayı değil çalışma koşullarından, kendimizi tam ortaya koyamamanın verdiği sancıdan dolayı kıvranmalarımızdandır. Ama kaçmak doğru değil, yöntemleri değiştirmek ve yaptığımız her ama her şeyden zevk almaya bakmak önemli olan…

Bir sonraki yazımızda, bilginin ışığında güzel günlerde görüşmek üzere…